<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782</id><updated>2012-02-16T23:16:33.370+02:00</updated><category term='İslamiyete Göre Bekar Olarak Ölmek Günah mi?'/><category term='Gelinlik İslam âdeti mi?'/><category term='Dinimize göre kadinlarin çalişmasi'/><category term='İslamiyete Göre Evlenecek Erkeklere Tavsiyeler'/><category term='İslami Evlilik'/><category term='İslamiyette Flört'/><category term='Düğünde gelen hediyeler kimin'/><category term='Nikah nasıl kıyılır'/><category term='Evlenmenin fayda ve zararlari'/><category term='Evlilikte Hanim Hakki'/><category term='İffet ve hayanin önemi'/><category term='Gelin kaynana meselesi'/><category term='Evlilikte Alevi - Sünni Tartışmasi'/><category term='Mehr Nedir?'/><category term='Doğum kontrolü ve kürtaj'/><category term='boşanma'/><category term='İslamiyette Evlilik Görüşmesi Nasil Olmali'/><category term='İslamiyete Göre Evlenecek Kizlara Tavsiyeler'/><category term='Dengi ile evlenmek'/><category term='İslami evlilikle ilgili sual ve cevaplar'/><category term='Evlilikte Koca Hakki'/><category term='Nasibin Çikmamasi'/><category term='Evlenmeyi Düşünenlerin Okumasi Gereken Bir Yazi'/><category term='İslami Evlilik ve İlk Gece'/><category term='Ana-baba ve gelin'/><category term='Müt&apos;a nikahı nedir? Haramıdır?'/><category term='Nikah nasıl tazelenir?'/><category term='Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet'/><category term='Hürmet-i musahere nedir?'/><category term='Başlik parasi'/><category term='Evlenilecek Kizda Hangi Özellikler Aranmalı?'/><category term='Tüp bebek'/><category term='İslami Evlilikte Nikahi Düşenler ve Düşmeyenler'/><category term='İyi kimse ile evlenmeli'/><category term='Eşini kıskanmak'/><title type='text'>islami evlilik</title><subtitle type='html'>islamiyette evlilik hakkında herşey...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>45</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-7883107517901817383</id><published>2009-10-07T18:39:00.001+03:00</published><updated>2009-10-07T18:42:39.136+03:00</updated><title type='text'>Evlilik Kredisi Caiz Mi ?</title><content type='html'>&lt;b&gt;SORU &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyede ev yaptirmak istiyorum bunun icin düsük faizli krediler verilmektedir bu tip kredileri kullanmanın dinimizce bir mahsuru varmıdır ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;CEVAP&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli Kardeşimiz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşük de olsa faizli bir muameleye girmek caiz değildir. Şimdilik muamele faiz sayıldığına ve istikbaldeki durumu meçhul olup her an değişmesi mümkün olduğuna göre hüküm değişmez. Yalnız borcu kapatmak hususunda Ebu Yusuf’a göre durum değişir. Mesela bir kimse bir milyon liralık parayı bir seneliğine faizle bir buçuk milyona verirse, faizli olduğundan haramdır. Yalnız bir sene sonra daha önce verilen bir milyon para enflasyon sebebiyle ödeme anında bir buçuk milyona tekabül ederse onu, yani başlangıçta verdiği bir milyon mukabilinde bir buçuk milyon alması caizdir. Çünkü bu para altın ve gümüş olmadığı ve değeri itibari olduğu için kendisine itibar edilen değere göre muamele görür. (Halil GÜNENÇ (Günümüz Meselelerine Fetvalar,I) Shf: 320-321)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fıkıhçılar, enflasyon altındaki farkın caiz olduğunu söylüyorlar. Örneğin 10 altın 100 milyon lira karşılığı iken, bir arkadaşınıza 100 milyon lira borç verdiniz. Bir sene sonra 100 milyon liranız geri geldi, ancak değer kaybından dolayı 100 milyonunuz sadece 8 altın alabiliyor. Siz iki altın farkını alsanız faiz olur mu? Sorusuna İmamı Azam “bilmiyorum” demiş. Bazı fıkıhçılar ise caizdir demiş. Çünkü zarara uğramak söz konusudur. Şimdi ki uygulamalarda özellikle 2 problem göze çarpıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a- Enflasyon miktarının belirlenmesi için yapılan hesaplamalar ne derece güvenilir. Var sayalım ki enflasyon hesabı doğru yapıldı. Problem yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b- Şimdi bankayla anlaştık. Şu kadar paraya karşılık şu kadar faiz verilecek. İmzaladık. Öncelikle böyle bir anlaşmanın hiçbir sorumluluğunun olmadığını söyleyemeyiz. Çünkü bizzat faiz anlaşması yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan bu günkü enflasyon rakamları; örneğin % 50 olsun. Biz de bu rakamın altında taşıt ve konut kredisi veya para yatırıp faiz anlaşması yapmış olalım. Diyelim ki kredilerimizi ödedik veya paralarımızı aldık. Bizi ilgilendiren önceki enflasyon rakamları değildir. Daha sonraki, parayı ödediğimiz veya aldığımız zamanki enflasyon rakamıdır. Baktık ki enflasyon bizim anlaştığımız rakamın üstün de çıktı. Bu durum da faiz anlaşması haram olmakla beraber, alınan paraya haram denilmesi zor görünüyor. Ancak enflasyon miktarı anlaşmamızın altın da kalırsa, bunun hesabını kim verecek. Allah’a “hesap edemedik, tahminimiz yanlış çıktı, piyasalar karıştı” diye bir bahanemiz ne derece makul ve makbul olur.&lt;br /&gt;Neticede zararsız yolları, zararlı yollara tercih etmemiz daha isabetli ve hesabının da daha kolay olduğu kanaatindeyiz. Bu durumda, size faizli bankalara alternatif olarak özel finans Kurumları’nı tavsiye ediyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorularla İslamiyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-7883107517901817383?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/7883107517901817383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/10/evlilik-kredisi-caiz-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7883107517901817383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7883107517901817383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/10/evlilik-kredisi-caiz-mi.html' title='Evlilik Kredisi Caiz Mi ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-2221028853737578818</id><published>2009-09-14T17:16:00.000+03:00</published><updated>2009-09-14T17:18:06.506+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslami Evlilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşanma'/><title type='text'>İlginç Boşanma</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Eşinden boşanmak isteyen Tacik erkekleri, bu konudaki en pratik yolu keşfetti. Yurtdışında yaşayan ve eşinden ayrılmak isteyen Tacik erkeklerin boşanma işini cep telefonundan üç talak yazarak kısa mesaj gönderdikleri öğrenildi. Son yıllarda gurbette yaşan binlerce Tacik vatandaşının bu yolla eşini boşadığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tacik Asia Plus haber ajansına göre, ülkede bu SMS ile boşananların sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle dış ülkelere çalışmak için giden Tacik erkekleri, birkaç yıl sonra eşine " üç talak" mesajını göndererek boşanıyor. Gelenek ve göreneklerin katı bir şekilde uygulandığı ülkede, konuyla ilgili resmi bir açıklama hennüz yapılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tacikistan'ın Sogdiy Bölgesi Aile İşleri Devlet Komitesi Başkanı Matlübü Saratova'nın açıklamasına göre, bu şekildeki boşanma vakaları giderek yaygınlaşıyor. Saratova'nın açıklamasına göre, Tacikistan'da evli erkelerin çoğu iş bulmak ve çalışmak için gittiği yabancı ülkelerde ikinci evliliğini gerçekleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz binlerce Tacik erkeğinin başta Rusya olmak üzere yurtdışında çalıştığını ifade eden yetkilikler, boşanmanın en çok bu kesim arasında olduğunu söylüyor. Çoğu inşaat işlerinde çalışan Tacikler yıllarca ülkesine dönemiyor. Yetkililer, eşi yurtdışında olan ailelerin sıkıntı çektiklerini zamanla boşanmaya kadar gittiklerini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tacikistan İnsan Hakları Derneği ise yurtdışına çalışmaya giden erkeklerin ülkede evlenmemesi gerektiğini söylüyor. Derneğe göre, boşanan aile sayısı binlerce ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan Tacikistan Diyanet İşleri Başkanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada SMS ile gönderilen üç talak mesajının boşanmak için yetersiz olduğunu duyurdu. Tacik din adamları, boşanmanın dinen kabul edilmesi için en az bir şahidin gerektiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi olmayan kaynaklara göre; Tacikistan'dan 1 milyon kişi yurtdışında işçi olarak çalışıyor. İstatistiklere göre yurtdışında çalışan Tacik işçilerin dörtte üçü erkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(CİHAN)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-2221028853737578818?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/2221028853737578818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/09/ilginc-bosanma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2221028853737578818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2221028853737578818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/09/ilginc-bosanma.html' title='İlginç Boşanma'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-6794864698741448705</id><published>2009-09-02T09:47:00.000+03:00</published><updated>2009-09-02T09:47:00.540+03:00</updated><title type='text'>Cennetteki Huriler</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Cennette çok eşlilik nasıl olacak? Bu konu ile ilgili ayetleri nasıl anlamalıyız?&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Sorularlaislamiyet.Com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, “… Ve onlara (cennetliklere) orada (cennette) temiz eşler vardır” (Bakara, 25) âyetinin tefsirinde Elmalılı’nın “cennetlerde tertemiz, pam pak çiftler, eşler, yani erkekler için zevceler, kadınlar için zevcler vardır” (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Eser Kitabevi, İstanbul, tsz., I, 276.) ifadesi bazıları tarafından yanlış anlaşılarak erkeklere birden çok kadın (huri) verildiği gibi kadınlara da birden çok erkek (gılman) verileceği şeklinde değerlendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa burada anlatılmak istenen cennette kadın-erkek herkesin evli olması, temiz eşlere sahip olmasıdır. Erkekler ve kadınlar çoğul olarak zikredildiği için onların eşleri olarak zikredilen zevceler ve zevcler de çoğul olarak zikredilmiştir. Yani her erkeğin temiz zevcesi ve her kadının da temiz zevci vardır denmek isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ifade, bir öğretmenin yıl sonunda talebelere hitaben, “Şimdi karnelerinizi dağıtacağım” demesi gibidir. Bu ifadeden bir talebeye birden fazla karne verileceği manası çıkmaz. Aksine her birine bir karne verileceği anlaşılır. Talebeler çoğul olduğu için karne de çoğul olarak zikredilmiştir. Bu tür ifadeleri yanlış anlamada, konu hakkında bilgi sahibi olmamanın rolü büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâinatın hadsiz feza boşluğunda Samanyolu Galaksisine mensup ve güneş sistemine bağlı şirin bir gezegen olan dünya memleketine imtihan için gönderilen insanlar, Kâinatın Yaratıcısını tanımak ve O’na iman ile ibâdet etmek için mükellef kılınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratılış gayesine uygun iman edip iyi ameller işleyen mü’minler, bütün semâvi kitaplarda Cennetle müjdelenmiş ve orayı kazanmak için hayra ve iyiliğe teşvik edilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmeliyetin ve güzelliğin her türlüsüne meyilli ve en yüksek derecesini aşk derecesinde arzulayan insan için, Kur’ân-ı Kerim’de Cennet nimetleri açısından detaylı bilgiler verilmiş ve onun da ötesinde Allah’ın rızâsı vaâd edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhânî ve hissî bütün nimetleri içinde barındıran Cennet, aynı zamanda bedenî ve cismânî umum lezzetleri de ihtivâ eder. Yemek, içmek ve evlenmek Cennetin en yüksek nimetleri sırasında gösterilmiştir. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin beyânına göre; dünya hayatında kurulan âile hayatları, eşlerin her ikisi de Cennete liyakat kazanmaları halinde ebediyen beraber olacak ve karı-koca münasebetleri sonsuza kadar Cennette devam edecektir. Ancak, imandan nasibi olmayan ve inkâr üzerine ölen eş, Hazret-i Nuh ve Lût Aleyhisselâmların hanımları ve Âsiye’nin kocası olan Firavun da olsa ebediyen eşinden ayrı kalacak ve inkârının karşılığını dâimi olarak Cehennemde çekeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman ve salih amellerinden dolayı Cennete giden mü’min kadınları, Cenâb-ı Hak rahmet ve kudretiyle her türlü dünyevî ârızalardan arındırarak, tertemiz eşler sûretinde kocalarına iâde edecektir. Hûrilerden daha güzel olarak yaratılan o dünyalı kadınlar, eşlerine ebedî bir hayat arkadaşı olacak ve hûrilere sultan yapılacaktır. Hiçbir kıskançlık ve rekâbet duygusu olmaksızın sonsuza kadar sevdikleriyle birlikte Cennetten istifâde edeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya hayatındayken evlenemeden âhiret âlemine göçen iman etmiş erkek ve kadınlar, Cennette evlendirilecek ve orada evlenmemiş kimse kalmayacaktır. Fakat, çocuk olarak vefât edenler bu kayıttan âzâdedir. Kur’ân-ı Kerim’de geçen “Vildânün muhalledun” tâbirinden anlaşıldığına göre, mü’minlerin bulûğ çağından önce vefât eden çocukları doğrudan Cennete gidecek, lâkin dâimî çocuk olarak kalmak sûretiyle, çocuk sevmek ve okşamak zevkini anne ve babalarına tattıracaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bulûğ çağından önce ebeveynin teşvikiyle, mecbur olmadığı halde namaz kılan ve oruç tutan çocukları Cenâb-ı Hak büyükler gibi yaratacak ve amellerinin karşılığı bu farkı onlara ihsan edecektir. Kâfirlerin ölen çocukları da Cennete gidecek, fakat, hizmetçi olarak istihdam edileceklerdir. Akıl dengesi yerinde olmayanlarla hak dinden hâberdar olmayan Fetret Devri insanları da mükellef olmadıkları için Cennete gidecek ve kusurlarından muâheze olunmayacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’ân-ı Kerim’in sadece bir âyetinde geçen gılman tâbiri vardır. 52. Sûre olan, Tûr Sûresi 24. âyetinde “Etraflarında, sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar dolaşır”. Sözlükte “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamına gelen gulâm kelimesinin çoğulu olan gılman, anlaşıldığı kadarıyla, Allah’ın (c.c) mü’min kulları için özel yarattığı ve vazifesi sadece hizmetkârlık olan Cennet gençleridir. Onlar cennet ehline yiyecekler ve içecekler sunarlar ve bu vazifeyi görmekten mutluluk duyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hûriler ise, Rahman-ı Zülcemâlin mü’min erkekler için cennette özel yarattığı ve dünyalık kadınların emrine verdiği çok güzel cennet kadınlarıdır. Bir çok âyet onlardan bahsetmekte ve onları târif etmektedir. Genel olarak “İri gözlerinin beyazı saf, siyahı koyu, gümüş berraklığında beyaz tenli kızlar” olarak anlatılan hûriler, “erkeklerine düşkün, başkalarında gözü olmayan, kimse tarafından dokunulmayan, inci tenli, yakut yanaklı, yaşıt genç kızlar” tarzında muhtelif âyetlerde tanımlanır. O kadar güzel yaratılmışlardır ki, hadis-i şerifte “Hûriler yetmiş elbiseyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor” denilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hakikati tefsir eden Bediüzzaman “İnsanın, ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve ziynete meftun ve cemâle müştak duyguları ve hasseleri ve kuvâları ve lâtifeleri varsa, umumunu memnun edip doyuracak ve her birisini ayrı ayrı okşayıp mesut edecek maddî ve mânevî her nevi ziynet ve hüsn-ü cemâle, hûriler camidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek, hûriler Cennetin aksâm-ı ziynetinden yetmiş tarzını, bir tek cinsten olmadığından birbirini setretmeyecek sûrette giydikleri gibi, kendi vücutlarından ve nefis ve cisimlerinden, belki yetmiş mertebeden ziyade ayrı ayrı hüsün ve cemâlin aksamını gösteriyorlar. ‘Orada, canların çekeceği, gözlerin zevk alacağı her şey vardır’ âyetinin hakikatini gösteriyorlar.” (Sözler s. 813) Ancak, dünyalı kadınlar salih amelleri farkından dolayı daha güzel olarak yaratılacak ve birden fazla dünyada evlilik yapan mü’min kadınlar da tercih ettiği ile birlikte olmaya hak kazanacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-6794864698741448705?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/6794864698741448705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/09/cennetteki-huriler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6794864698741448705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6794864698741448705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/09/cennetteki-huriler.html' title='Cennetteki Huriler'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4776047900620950119</id><published>2009-08-31T09:32:00.001+03:00</published><updated>2009-08-31T09:38:06.632+03:00</updated><title type='text'>Evlilikte Kaç Çocuk Sahibi Olunmali ?</title><content type='html'>Sual: İslam âlimleri kaç çocuk sahibi olunmayı tavsiye ediyorlar? &lt;div&gt;&lt;br /&gt;CEVAP&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Peygamber efendimiz (Ahir zamanda, sizin en iyiniz çoluk çocuğu olmayandır) buyuruyor. Yani çocuk sahibi olmamak tavsiye ediliyor. Ya hiç olmamalı veya bir tane olmalı. Yahut iki tane olmalı. Daha fazlası tavsiye edilmiyor. Eskiden ise, (Ben ümmetimin çokluğu ile iftihar ederim) buyurarak çok çocuk sahibi olunmasını tavsiye ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dinimizislam.Com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4776047900620950119?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4776047900620950119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilikte-kac-cocuk-sahibi-olunmali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4776047900620950119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4776047900620950119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilikte-kac-cocuk-sahibi-olunmali.html' title='Evlilikte Kaç Çocuk Sahibi Olunmali ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-3164764676793735689</id><published>2009-08-30T09:28:00.000+03:00</published><updated>2009-08-30T09:46:31.990+03:00</updated><title type='text'>Peygamberimizin Evlilikleri Nasildi ?</title><content type='html'>Peygamberimizin eşleri şunlardır.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sorularlaislamiyet.Com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Hatice (r); Hz. Sevde binti Zem’a (r); Hz. Aişe (r); Hz. Hafsa binti Ömer (r); Hz. Zeynep binti Huzeyme (r); Hz. Zeyneb binti Cahş (r); Hz. Ümmü Seleme (r); Hz. Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r); Hz. Cüveyriye binti Hâris (r); Hz. Safiyye binti Huyey (r); Hz. Mâriyetü’l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (r); Meymûne binti Hâris (r)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimizin evliliklerini nefsanî ve şehevanî telâkki eden, eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaletine verilen kesin ve susturucu cevap, Üstad Bediüzzaman'ın izahıyla özetle şudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliliğin iki ana gayesi vardır.. Biri neslin çoğalması, diğeri şehevanî duyguların meşru dairede tatmin edilmesidir.. Neslin çoğalması evliliğin illeti, yani en öncelikli gayesidir. Nefsanî arzuların tatmini ise o vazifeyi gördürmek için yaratıcı tarafından verilmiş cüzi bir ücrettir. Tıpkı şahsi hayatın devamı için yemeğin içine konulan lezzet gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek tarihî açıdan, gerekse insan yaratılışı açısından Peygamberimizin evliliklerini incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 yaşına kadar, gençliğinin en heyecanlı çağında kavmi içinde bekar yaşamış ve hiçbir kadınla ilişkiye girmemiş, iffet sahibi olduğu, dost ve düşmanın ittifakıyla sabit olmuştur. Hatta kavmi ona her yönüyle güvenilen biri olarak "Muhammedül-Emîn" unvanını vermişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa içinde bulunduğu toplum, çok kadınla münasebeti normal addediyordu; Buna rağmen o, gerek 25 yaşına kadar ve gerekse daha sonraki hayatında pek çok hem de bakire kızla hayatını birleştirebilirdi. Ancak o, böyle yapmayıp kendisinden 15 yaş büyük, 40 yaşında dul bir kadınla evlenmiştir. Hem de bu evliliği eşi vefat edene kadar tam 25 yıl sürmüştür. Yani elli yaşına kadar tek ve dul bir hanımla yetinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun evliliklerinde nefsaniyet olmadığının bir delili de, müşriklerin davasından vazgeçmesi için yaptıkları teklife verdiği cevapta saklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müşrikler, amcası Ebu Talip'e gelip, "yeğenin eğer başımıza reis olmak istiyorsa onu reis yapalım veya en güzel kız ve kadınlarımızı ona verelim. Ta ki, bu davadan vazgeçsin." dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amcası bu teklifi ilettiğinde Efendimiz (a.s.m) şu karşılığı verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey amca! Eğer sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar 'vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cevap onun neyin peşinde olduğunu, kadın gibi, reislik gibi insanların değerli addettikleri şeylerin onun nazarında ne kadar değersiz olduğunu ispata yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci evliliği ise Hz. Hatice'nin vefatından sonra yine yaşlı ve dul bir kadınla, Hz. Sevde ile olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatının son yıllarına rastlayan evliliklerinde yukarda zikredilen evliliğin dayandığı her iki gayenin, Neslin çoğalması ve nefsanî arzuların tatmininin bulunmadığını görürüz. Zira nesli, ilk eşi Hz. Hatice'den devam etmiştir. Daha sonraki evliliklerinde çocuğu olmamıştır. Sadece Mısır'lı Mariye'den İbrahim dünyaya gelmişse de bir buçuk yaşında vefat etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi evliliklerin ana gayesi olan neslin çoğalması, tarihî bir gerçek olarak Hz. Hatice'nin dışındaki evliliklerinde yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geriye evliliğin ikinci derecedeki gayesi kalıyor, Yani nefsanî ve şehevanî duyguların tatmini. Peygamberimizin çok kadınla evliliğinde gerek fıtrat ve gerekse tarihî gerçekler açısından bu gayenin aranamayacağını gördük. Zira bir insanın nefsanî ve şehevanî arzularının en ateşli ve uyanık bulunduğu şüphesiz 15-45 yaş dönemidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet Hz. Peygamber, bu dönemde birçok güzel kadınla evlenmiş, sonradan onları terkedip daha başka genç güzel kadınlar almış olsaydı, şehvanî hisleri tatmin yolunda ileri sürülen iddialar bir dereceye kadar haklılık kazanmış olurdu. Oysa o böyle yapmamış, tam tersine hayatının son on yılı içinde (53-63) aralarında Ümmü Seleme gibi yaşça ilerlemiş, ve birçok çocuğu olanlar da dahil, aldığı hanımları ileri yaşlarda ve dul olarak almıştır. Meselâ, Hz. Sevde 53 yaşında ve dul. Hz. Zeyneb binti Huzeyme, 5O yaşında ve dul. Ümmü Seleme 4 çocuklu ve 65 yaşında bir dul. Ümmü Habibe dul ve 55 yaşında, Meymune 2 çocuklu ve dul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka tarihî gerçek de şudur. Bu hanımlardan eceli gelip ölenlerin dışında hiçbirisinden de ayrılmayı düşünmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik çağı geçtikten sonra nefsanî ve şehvani arzularda gerileme olduğu inkar edilemez bir fıtrat kanunu ve yaratılış gerçeğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Peygamber Efendimizin çok evliliklerini tahlil ettiğimizde karşımıza bu ibretli tablo çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle ifade edecek olursak, 15-45 yaş dönemindeki evliliklerde nefsanî ve şehevanî gaye aranabilir. Oysa Efendimiz, bu dönemde genç ve bakire kızlar ve kadınlarla evlenmemiştir. Tam tersine 40 yaşında, üstelik dul bir kadın olan, Hz. Hatice ile evlenmiştir. Ve bu evliliği Hz. Hatice'nin vefatına kadar sürmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok evlilikleri, nefsanî duyguların büsbütün gerilemeye yüz tuttuğu 53 yaşından sonraki dönemde gerçekleşmiş olduklarına göre, bu evliliklerde mantığın gereği olarak başka gayeler aramak zaruridir. Bu sadece aklın ve mantığın değil, insan tabiatının ve insaflı bir değerlendirmenin de zorunlu bir gereğidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-3164764676793735689?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/3164764676793735689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/peygamberimizin-evlilikleri-nasildi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/3164764676793735689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/3164764676793735689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/peygamberimizin-evlilikleri-nasildi.html' title='Peygamberimizin Evlilikleri Nasildi ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-2861694189198996464</id><published>2009-08-25T15:51:00.000+03:00</published><updated>2009-08-25T15:51:00.484+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlilikte Alevi - Sünni Tartışmasi'/><title type='text'>Evlilikte Alevi - Sünni Tartışmasi</title><content type='html'>&lt;b&gt;Soru :&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir alevi genciyim. Sitenizi tesadüfen buldum. Benim size sorum ben bir sünni kızla evlenebilirmiyim. Bir de sünniler gerçekten bize düşman mı içden yoksa baştakilermi bizle oynuyor. Hepimiz insanız Ne olursa olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Cevap :&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli Kardeşimiz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman bir hanım ancak müslüman bir kimse ile evlenebileceğinden önce müslümanı tanıtmamız lazımdır. Müslüman, İslâm dininin bütün kesin hükümlerini kabul edip hiç birisini reddetmeyen kimsedir. Yani namaz, oruç, zekât, hac, abdest, gusül ve benzeri emirleriyle; zina, içki, faiz ve benzeri nehiyleri kabul edip onlara inanan kimsedir. Ama zikredilen şeylerin tümünü veya bir kısmını kabul etmeyen kimse müslüman sayılmadığı gibi onunla evlenmek de caiz değildir. Evlenme vaki olduğu takdirde evlilik hayatı gayri meşrudur. Bunun adı ister sünni olsun, ister alevi olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki evlenmenin ölçüsü İslâm'dır. Maalesef bugün yurt içinde veya dışında birçok müslüman hanım, durumu sormadan ve İslâm'ın hükmünü öğrenmeden müslüman olmayan kimse ile evlenir ve kendini kıyamete kadar Allah'ın lanetine müstahak eder. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 119)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda bir süreden beri sualler so rulmakta, cevaplar beklenmektedir. Önce bir hususa işarette bulunmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Alevî-Sünnî ihtilafını körükleyip ayrılık gayrıhk meydana getirmeye taraftar değiliz. Birlik ve beraberlikten yanayız. İh­tilâfları körüklemekten, farklı anlayışları alevlendirip birliğimizi bozmaktan hiç kim seye fayda gelmez, ancak hepimize zarar gelir. Bunu böyle biliyor, böyle de inanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bir Müslüman’ın veya bir tarikatın Hz. Ali muhabbetini meslek ve meşrebine esas almasının dinen hiçbir mahzuru yoktur. Diğer sahabelere tecâvüz etmemek, Kur'an ve Sünnet'in ışığında namazını kılmak, orucunu tutmak ve diğer sorumluluklarını yerine getirmek kaydı ile, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt muhabbetini rehber edinmenin hiçbir mahzuru yoktur. Gerçek şu ki, Kitap ve Sünnet'i bilen ve gereği gibi yaşayan hakikî bir Alevî, ancak Allah-ü Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır. Kendisini, İslâmîyet’in bir ferdi olarak bilir, Peygamberimizi, en son Peygamber, Kur'ân-ı Kerîm'i de son semavî kitap kabul eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sun’î ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu, Kur'an'ın ışığı altına girmek ve O'nu yegâne ölçü kabul etmektir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerim'de, “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız.” buyurmakla, bütün Müslümanların Kur'an etrafında toplanmasını emretmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlayış içinde sualin cevabını vermeye çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce Alevîliğin ne olduğunu belirlememiz gerekir ki, hü küm vermekte isabet edelim. Gerçekten de Alevîlik nedir? Evet, cevabını aradığımız soru budur. Alevîliğin ne olduğunu belirleyebilsek mesele biter, "Evlenmek uygundur, yahut da değildir" diye cevap verebiliriz. Ne var ki, ülkemizdeki Alevîlik anlayışı tek ve net değildir. Bazı Alevî temsilcilerinin Alevîlik anlayışları nı dinledim Samanyolu Televizyonu'nda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet Alevîlik böyleyse dinen evlen mek de isabetli, akraba olmakla da fayda vardır. Tanışırız, anlaşırız. Bu dedeler diyorlar ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Alevilik Kur'ân'ın dışında ola maz. Sünnetin zıddına anlaşıla maz. Peygamber Efendimiz'in ya şayışına ters şekilde yorumlana maz, Alevîlik'te namaz, oruç, hac, zekât gibi dinî emirlerin hepsi de vardır ve mevcuttur. Aksini iddia edenler Alevîliği kendi maksatlarına âlet etmek isteyenler dir. Onların oyununa gelinmemeli, Aleviliği İslâm'ın dışında göstermek isteyenlere itibar edilmemelidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevîlik böyleyse bir diyeceğimiz olmaz. Din kardeşi anlayı şı içinde bakarız kendilerine, hatta bir kısım kusur ve noksan­larını da görmezlikten geliriz. Çünkü hepimizde vardır kusur ve amel eksikleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak böyle değil de, alevîlik bazılarının iddia ettikleri gibi ise... Yani:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Namaz, oruç, zekât yoksa; ibadetlerini sadece bir kalb, gönül meselesi telâkki ediyor, beş vakit namazı inkarda bulu­nuyorlarsa: Resulüllah 'ın raşid halifelerine hürmetsizliği esas alıyor, bazı tarihî olayları günümüze taşıyarak düşmanlığı canlı tutmayı düşünüyorlarsa; bilhassa farz olan guslü kabul etmi yor, cünüblükten sonra yıkanmayı uygun bulmuyorlarsa... bunları kabul etmeyenle edenin bir arada huzurlu bir yuva kur maları, sevgi içinde mutlu ve bahtiyar olmaları aklen mümkün olmadığı gibi naklen de uygun olmaz. Aynı kültürü paylaşanla rın bile huzur içinde geçinmelerinde zorluk çıktığı günümüzde ayrı kültürde olanların huzur içinde mutlu bir aile hayatı sür düreceklerini sanmak, ne derece gerçekçi olur, düşünülsün. Bunun için diyorum ki: “Alevîliği taraflar nasıl anlıyorlar, önce bunu tesbite ihtiyaç vardır!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'ân'ı kutsal kitabımız olarak esas alıyorlarsa, Kur'ân'ın mânâsının sünnette açıklandığını kabul ediyorlarsa, Resulüllah'ın ve Ehli Beytin yaşayışını Örnek biliyorlarsa aramızda temelde ayrılık yok demektir. Diğer farklılıkları hoşgörmek mümkün olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farzları kabul eden kimse mü'mindir. Kabul etmeyen ise in karcı konumundadır. Bunu tesbit ise, görüşüp konuşmakla mümkün olur. Görüşüp konuşmadan kestirip atmak peşin hü kümlülük olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mühim noktaya daha işaret etmek isterim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevîliği İslâm'ın içinde yorumlayan din (kardeşimiz), dışında anlayan da (vatandaşımız)dır. Biz vatandaşımızla da karşılıklı saygı içinde yaşamak isteriz. Bu, bizim Müslü manlığımızın da gereğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alevîlik Kur'ân'm dışında olamaz. Sünnetin zıd dına anlaşılamaz. Peygamber Efendimiz'in ya şayışına ters şekilde yorumlanamaz. Alevîlik'te namaz, oruç, hac, zekât gibi dinî emirlerin hepsi de vardır ve mevcuttur. Aksini iddia edenler Alevîli ği kendi maksatlarına âlet etmek isteyenlerdir. Onla rın oyununa gelinmemeli, Alevîliği İslâm'ın dışında gös termek isteyenlere itibar edilmemelidir... Resûlüllah'ın damat ve kayınpederliğe lâyık bulduklarını sevmek ve saymak bizim görevimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Şahin, Aile İlmihali, Cihan Yayınları |&amp;nbsp;Sorularlaislamiyet.Com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-2861694189198996464?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/2861694189198996464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilikte-alevi-sunni-tartsmasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2861694189198996464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2861694189198996464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilikte-alevi-sunni-tartsmasi.html' title='Evlilikte Alevi - Sünni Tartışmasi'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-1749755780471951064</id><published>2009-08-24T15:45:00.000+03:00</published><updated>2009-08-24T15:45:00.313+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlenmeyi Düşünenlerin Okumasi Gereken Bir Yazi'/><title type='text'>Evlenmeyi Düşünenlerin Okumasi Gereken Bir Yazi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İçinizden bekâr olanları evlendirin” mealindeki âyeti bizim arkadaşlar “Evlenmeyi düşünenlere yol gösterecek bir yazı yayınlayın” diye de tefsir ettikleri için, hayli zamandır sıkıştırıyorlardı beni. Tarkan’dı, İkiz Kuleler’di derken, sonunda sıra geldi bu konuya. Ve, evlilik hazırlığı yapan gençlerin çeyizinde bulunsun diye tavsiyelerimi kaleme aldım. Yazdıklarım kişisel fikirlerim sayılmaz; çoğu terapistin de katılacağı tavsiyelerdir bunlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Şanslı olduğunuzu da bilin. Bizim zamanımızda bu konularda pek konuşulmaz, fikir verilmezdi. Evli-barklı, olgun-oturaklı abilerimiz hep çok daha mühim mevzuları anlatır, bu konuya gelince susarlardı. Dinî dergilerde de yer almazdı bu konular, gençlerin zihni dağılmasın(!) diye. Öyle olunca da biz fısır fısır konuşurduk aramızda: “Evlensek mi acaba? Nasıl biriyle evlensek?” “Hoşlandığım bir kız var ama namaz kılmıyor, problem olur mu dersin?” “Büyüklerimin bulacağı bir kızla evlensem mutlu olur muyum sence?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Siz bu tür açmazlar yaşamazsınız umarım. Zamanımızda bu konular daha rahat konuşuluyor zaten. Doğru karar vermenizde yazacaklarımın da biraz faydası olursa ne mutlu bana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;EVLENMEK ŞART MI ?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kimse Robinson Crusoe değildir. O bile bir dost bulduğunda sevinçten zıplamıştı. Kendi başına da dünyanın en huzurlu insanı olan ve hatta doğrudan Rabbine muhatap olabilen Peygamberimiz (a.s.m.) bile, bazen eşine “Yâ Âişe, konuş benimle!” dermiş, kitaplarda böyle nakledilir. Konuşmak, paylaşmak ve yardımlaşmak bu zorlu imtihan dünyasına tek başına gelen insanın en büyük ihtiyacıdır belki de.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil [karşılık] bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler [paylaşsınlar] ve lezaizde [güzel şeylerde] birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;“Evet, bir işte mütehayyir [hayret veya tereddüt içinde] kalan veya birşeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun [hayalî bile olsa], ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın.” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;“Kalplerin en latifi [duyarlısı], en şefiki [şefkatlisi], ‘kısm-ı sani’ [diğer yarım] ile tabir edilen kadın kalbidir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Zaten evlilik, değil bu insanî ve ulvî ihtiyaçları, insanın en temel ihtiyaçlarını—barınma, beslenme ve üreme—dahi karşılayan bir kurum olduğu içindir ki, tartışmasız her asırda, her kültürde el üstünde tutulmuş, şart gibi görülmüş, hatta kutsanmıştır. Gelin görün ki, en fazla şikayet edilen kurumdur da aynı zamanda. Bir problemi olan, işleri yolunda gitmeyen, gençliğindeki ideallerini yakalayamamış kişiler, evliliğinden şikayet ederler genellikle. Sanki bekârlığında çok mutluymuş gibi, sanki bekâr kalsa ideallerine ulaşacakmış gibi. Hem evlenir, hem şikayet ederler; hem şikayet eder, hem de evlilikten vazgeçmezler. Olan da bekâr gençlere olur. Kafalar karışır: “Evlenmesek mi?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Siz bakmayın onlara. Hatta bana da bakmayın siz, bazen ben de “Bekâr bayan yarımdır, evlenince tam olur. Bekâr erkek yarımdır, evlenince tamamen biter” gibi espriler yaparım ama, bal gibi biliyor, açıkça da görüyorum ki; bekârlık yıllarımda hedefsiz ve sonuçsuz bir koşturmaca hâlinde geçen hayatım, evlenince, bir tezgahın başına oturup üretime başlamak gibi bir değişim geçirdi ve maddî, manevî, sosyal sahalarda bugüne dek ne ürettiysem, hep evlendikten sonra oldu. (Eşime buradan teşekkürler!) Eski resimleri karıştırdığımda zaman zaman kendi kendine konuşan, yalnızlık sebebiyle arada kasvete dalan o genci görüp bugünkü hâlime şükrediyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Geçenlerde Ulusal Psikiyatri Kongresi’ne katılmıştım. Epeydir görmediğim birçok meslektaşım ve dostumla görüştüm. Son katıldığım kongreden bu yana peşpeşe iki çocuğum daha olduğu için benimle sohbet eden arkadaşların konuşmaları evlilik, çoluk-çocuk gibi konulara yöneldi genellikle. Benim de dikkatim bu konuya çevrildi tabiî. Kim evlenmiş, kim bekâr kalmış, kim boşanmış, kimin kaç çocuğu var? Dikkat ettim, kim ki evlenip yuva kurmuş; daha huzurlu, daha verimli, hedeflerini gerçekleştirmiş. “Nasılsın?” diye sorunca gevrek gevrek gülerek “İyii” diyor. Kim ki düzenli bir aile hayatı kuramamış; huzursuz, şaşkın, meslekî yönden de verimsiz, başıboş dolanıyor. “Yaa, bildiğin gibi işte, birşey yok, ne olsun?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O yüzden Bediüzzaman’ın “Bekârlık, bikârların kârıdır” sözüne aynen katılıyorum. Bekârlık, bu hayatta kazancı olmayanların işidir yani. Üstelik onun, az önce yazdığım espriden çok daha hakikatli bir sözü daha var ki; “Bekâr erkek üçte iki erkek, üçte bir çocuktur. Bekâr kadın üçte iki kadın, üçte bir erkektir.” Yani erkeklerin haylazlıktan kurtulup olgunlaşmaları, bayanların ise kişiliklerini oturtmaları için evlenmeleri lâzımdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peki, evleneceğiniz kişiyi nasıl seçeceksiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;ÖNCE NE İSTEDİĞİNİZİ BELİRLEYİN&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;“Ne iş olsa yaparım abi” diyen birinin, iyi ve uygun bir iş bulması çok zordur malûm. Hatta iş bulması bile zordur. Oysa kişi ne istediğini belirlese, aradığını bilmenin rahatlığı ile çok daha kolayca bulabilir. Evlilik için de böyledir bu. Nasıl biriyle evleneceğine karar vermek, işin yarısını halletmek demektir. Ama bunun için de tabiî önce kendi kişiliğinizi, yönelimlerinizi ve ihtiyaçlarınızı belirlemeniz gerekir. Yani kendinizi tanımanız lâzımdır önce.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İkili ilişkilerde, aile hayatında sizin için önemli olan nedir? Huzur mu, paylaşım mı, destek mi, heyecan mı, ya da güven mi? Vazgeçemeyeceğiniz öncelikler hangileridir, kesinlikle kabul etmeyeceğiniz şeyler nelerdir? Bunların adını doğru koymanız gerekir. En az on cümleyle ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi, şartlarınızı sıralayın; elinizde ve aklınızda bulunsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;SEVGİ GEREKLİ, AŞK RİSKLİDİR&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Neredeyse klasik bir münazara konusudur: Evlilikte aşk lâzım mı, değil mi? Beylik bir cevap olarak herkes “Tabiî ki lâzım” der. Oysa bence sevgi şarttır, ama aşk şart değil, hatta risklidir bile. Hemen itiraz etmeyin, önce isimlendirmeyi doğru yapalım. Kullandığım mânâda sevgi, karşısındakine ihtiyacını hissetmek, onunla beraber olmaktan mutluluk duymak, onun eksiklerini de hoşgörmektir. Aşk ise ona muhtaç olmak, onsuz olamamak, eksiklerini ise görmemektir. Böyle bir aşk, aslında sağlıksız (gözü kör de denir) bir ruh hâli değil midir? Peki sağlıksız bir duyguyla sağlıklı bir beraberlik nasıl kurulur? Depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların abartılı aşk duygularını da azalttığını biliyor muydunuz? Saplantı düzeyindeki aşk, bir hastalık bile sayılabilir aslında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ama modern çağın klişelerinin dayatmasıyla, çoğu gençler aşk evliliğini en büyük hayalleri olarak kabul ederler. Bu kişilerin çoğu, aşık olduklarında karşılarındaki kişinin eksiklerini, uyumsuz yönlerini görmez, o coşkulu duygunun esiri olup mantığı tamamen bir kenara atarak yanlış evlilikler yaparlar. Aşık olmuş birisi için karşısındaki, dünyanın en mükemmel kişisidir, kusursuzdur, onun için yaratılmıştır, o olmazsa hayat boyu mutsuz kalacaktır. Oysa aşk bir duygu ve duygular da geçici olduğu için bir süre sonra aşk küllenmeye başladığında, önceleri görülmeyen yanlışlar göze batmaya başlar. Coşkuyla başlayan ilişki hüsranla biter çoğunlukla.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Aslına bakarsanız, aşık olan için bu denli riskler taşıyan bu duygu, aşık olunan kişi için bile çok rahatsız edicidir. Düşünün; siz öylesine, gelişigüzel bir söz söylüyorsunuz (“İnecek var şoför bey!”), aşığınız “Ne hoş bir cümle kurdun” diyor. Siz sıradan gündelik bir davranışınızı yapıyorsunuz, o “Ne güzel içiyorsun çorbayı!” diyor. Böyle olduğundan büyük görülmek insanı rahatsız etmez mi sizce? İlişkinin doğallığını, davranışların içtenliğini öldürmez mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Zaten o yüzden değil midir ki, çılgınca aşık olunanlar genellikle aşıklarına karşılık vermez, acı çektirir? “Delice sevdim, ömrümü verdim” diye başlayan şarkılar, “O beni sevmedi, kalbini vermedi” diye devam etmez mi hep? Tesadüf değildir bu. Aklı başında hiç kimse, olduğundan büyük görülmek, hak ettiğinden fazla ilgi ve sevgi görmekten mutlu olmaz—kısa süreli bir zevk dışında.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Üstelik bu tip gerçekçi olmayan sevgiler, abartılı hayranlıklar, yöneldiği kişinin zihnine “Ben onun zannettiği gibi mükemmel değilim. Öyle olmadığımı fark ettiğinde ne olacak?” tedirginliğini kazır. Böyle seven, sevdiğini zorlu bir cendereye sıkıştırmıştır aslında. Ve göğe çıkaranlar, hayallerinin gerçek olmadığını görünce ortada bir yerde kalamaz, bu kez de yerin dibine batırırlar sevdikleri(!) kişiyi. Büyük beklentiler büyük hayal kırıklıklarını hazırlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Siz siz olun, eğer karşınızdaki size olduğunuzdan daha fazla kıymet veriyorsa, sizi olduğunuzdan mükemmel görüyorsa, size sırılsıklam aşıksa, uzaklaşın ondan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Dozunca seven, hatalarınızı da gören, ama iyi yönlerinizin hatırına onları affeden, sizden abartılı şeyler beklemeyen, zorlamayan, destekleyen bir sevgi çok daha güzel değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;TEK BAŞINA DA MUTLU MUSUNUZ ?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Meşhur atasözüdür: İki çıplak bir hamama yaraşır. Yani, iki mutsuz birleşince mutlu olmaz. Tek başına mutluluğu bulamamışsanız, ancak bir başkasına dayanarak mutlu olacaksanız, olmayın daha iyi. Zaten olamazsınız. Üstelik bu dayanma tarzı, o hapşırınca sizin nezle olmanıza yol açacak, fazla dayandığınızda da omuzu ağrıyacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O yüzden, ilk anda size ters gelecek belki ama, eğer bekârken de mutlu, kendi içinde uyumlu bir insansanız, evlenince daha da mutlu olursunuz muhtemelen. Yok eğer bekârlığınız sıkıntılı, problemli, huzursuz geçiyorsa evlenince mutlu olma hülyası kurmanız gerçekçi olmaz. Kendi içinizde bir toparlanma yaşamalısınız evliliği düşünmeden önce. Unutmayın, iyi bir evlilik kötü bir hayatı düzeltmez, ancak düzelmiş bir hayatta iyi bir evlilik yapılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu sözlerimle bazılarının tatlı hayallerini bozuyor olabilirim ama, tüm sıkıntılarının evlenince mucizevî biçimde geçeceğini sanmak maalesef çok düşülen büyük bir yanılgıdır. Evliliğe bu kadar fazla anlam yüklemek de hem mantıksızdır, hem de riskli. Karşınızdaki de sizin gibi bir insandır; beyaz atlı prens değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu aldatıcı beklentinin uzun vadede en çok görülen sonucu ise (başlarda da dediğimiz gibi) evlilik de mutluluk getirmezse eşini suçlamaktır bu kez. Şu diyalogu o kadar çok yaşadım ki bugüne kadar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;Çok sıkıntılı ve mutsuzum doktor bey.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;Sebep nedir sizce?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;Eşim. Evlendiğimden beri bana destek olmuyor hiç.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;Bekârken çok mu mutluydunuz?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;Eeee, sorunlarım vardı tabiî. Gençliğimde de tedavi görmüştüm aslında.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu gibi kişiler—hayal ve masalların da etkisiyle—evlenince tüm sorunlarının aniden biteceğini bekledikleri için, aynen devam eden sıkıntılar ciddi bir hayal kırıklığını ve öfkeyi de beraberinde getirir maalesef. Oysa, eğer biz değişmezsek, yarın bugünden farklı olmayacaktır. Nikahta sadece keramet vardır; mucize değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O yüzden, önce siz tek başına da mutlu olmayı öğrenin, sonra evlenin. Mutluluk paylaşıldıkça artar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;KONUŞABİLMEK LÂZIM&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evlilik anlaşmaktır. İnsanlar da konuşa konuşa anlaşırlar, malum. Beğendiğiniz kişi dış görünüşüyle, huyuyla, yaşama biçimiyle size çok uyuyor ama konuşmaya başladığınızda bir kopukluk oluyorsa dikkat! Dozunda olunca tartışmak bile güzeldir, ama konuşamamak bir felakettir. Onunla konuştuğunuzda zihniniz açılıyor, 1+1=3 ediyorsa bu çok güzel. Eğer fazla olumlu bir katkı almıyor ama meramınızı anlatıp onu da anlayabiliyorsanız 1+1=2 ediyor demektir ki, idare eder. Ama—ne kadar seviyorsanız sevin—onunla konuşurken kendinizi anlatamıyor, onun da ne demek istediğini kavramakta zorlanıyorsanız, yani 1+1, 2 bile etmiyorsa işiniz zor. Hayat boyu mimiklerle anlaşamazsınız çünkü. Onunla konuşamazsanız ya kendi kendinize konuşmaya başlarsınız ya da başkalarıyla. İkisi de risklidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;“Mutlaka evlenin. Anlaşırsanız mutlu olursunuz, anlaşamazsanız filozof” diyenlere de katılmıyorum. Size muhatap olabilen, zihninizi açan, fikrinizi zenginleştiren biriyle evlenirseniz filozof değil evliya bile olabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;FLÖRT NE İŞE YARAR?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Konuşma deyince akla beraber çıkma ve flört de geliyor. İnsanların birbirlerini tanımak istemeleri çok normal tabiî. Ama flört dönemi, gerçek beraberliği aksettirmez çoğu zaman. Eğer flört, gerçek hayatın aynısı olarak yaşanabilse, belki evliliğin nasıl gideceğine dair ipuçları verebilir, ama bunun da başka bedelleri vardır malûm. Bildiğimiz anlamdaki flört, yani arada sırada görüşüp gezmek, sohbet etmek ise, aslında gerçek hayatta olunandan farklı bir kişiliğin sergilendiği bir dönemdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Örneğin kişi günün yirmi üç saati tek başına, sessiz ve sakin bir hayat sürüyor, biriken sohbet ve gezme ihtiyacını günde bir saatlik buluşmalara saklıyorsa, o bir saatte çok konuşkan, canlı, eğlendirici biri gibi davranabilir. Ve çıktığı kişi de canlı, atak, sosyal insanlardan hoşlanıyorsa onun gözüne hoş görünebilir. Ama iş evliliğe gelince, o hareketli görünen kişinin günde ancak bir saat gezmeye ve sohbete tahammül edebildiği, aslında çok durgun ve sakin bir hayatı sevdiği açığa çıkar ve sürtüşmeler başlar tabiî.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ben üç-dört yıl flört edip birbiriyle çok iyi anlaşan, ama evlenince birkaç ayda hayal kırıklığı yaşayan nice insanlar gördüm. Evlilik hayatı başlayınca “Reklamları izlediniz, şimdi haberler” anonsu yapılmış gibi olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;“Peki, flört bile olmadan evlenilecek kişi nasıl seçilebilir?” diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız bir insanın, karşısındaki kişiyi tanıması o kadar da uzun bir zaman gerektirmez. Yapılan araştırmalar özellikle bayanların, karşılaştıkları kişiyi ilk üç dakika içinde değerlendirip kategorize edebildiğini göstermiştir. Dikkatli bir insan için yüz hatları, mimikler, ses tonu, konuşma biçimi, hatta kullanılan kelimeler bile kişiliğe dair önemli işaretler taşır. Ve özellikle hanımlar bu tip işaretleri çok iyi değerlendirirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Meselâ karşınızdaki kişiye “Hava bu gün ne güzel, değil mi?” diye sordunuz diyelim. Hepsi de ayrı bir kişilik yapısına işaret eden çeşit çeşit cevaplar alabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Gerçekten harika bir hava var, insanın içi coşkuyla doluyor. (Canlı, iyimser.)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Böyle havaları çok mu seversin? (Karşısındakiyle ilgilenen.)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Hı hı. (Kontrollü ve ketum.)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Haklısın, çok güzel, değil mi? (Uyumlu, paylaşımcı.)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Esas üç gün önce çok daha güzeldi. (Geçmişte yaşayan.)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yaa, bu güzel havada eve tıkıldık işte. (Şikayetçi, karamsar.)&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bakın, bir tek cümleden ne kadar çok ipucu çıkartabiliyorsunuz. Yeter ki ona iyi bakın, dikkatli dinleyin ve ipuçlarını değerlendirin. Böylece yakışıklı prensi bulmak için yüzlerce kurbağayı öpmeniz gerekmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;ONU İYİ TANIYIN&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yukarıdaki konunun devamı olmakla beraber ayrı bir paragraf olmayı hak eden bir önemi vardır bu bahsin. Bir insanın karşısındakini iyi tanıyabilmesi için bile, önce kendi sıkıntı ve saplantılarından arınması gerekir. Şimdi onu bir düşünün. Nasıl bir insan olduğunu tarif edebilir misiniz? Eğer onun kişiliğini en az on cümle ile tarif edemiyorsanız, onu tanımıyorsunuz demektir. (Ayrıca bu on cümleyi başta hazırladığınız tarifle kıyaslayacağınızı da anladınız tabiî.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Eğer onu tam olarak tanımadığınız halde ondan çok hoşlanıyorsanız, bu sizin farketmediğiniz bir kompleksinizle ilgili olabilir, dikkat edin! Ne demek istediğimi bir örnekle anlatayım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Faraza, diyelim ki, siz maddî sıkıntı yaşıyorsunuz. Fena halde zorlanıyorsunuz. Acilen borç para bulmanız lâzım. Ve bu arada bir yazarla tanıştınız. Çok ilginç fikirleri var. Size son çıkan kitabını anlatıyor. Ama siz onun fikirlerini dinlemiyorsunuz bile. Neden? Çünkü aklınız para probleminizde. Bu haldeyken onu ancak şöyle dinlersiniz: “Acaba kitabı iyi sattı mı? Parası var mı? Bana borç verir mi?” Anlattığı fikirleri dinlemezsiniz bile. Sonuçta sizin acil ihtiyacınız, meşgul olduğunuz probleminiz, onu tanımanızı engeller—saatlerce konuşsanız bile.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Aynen bunun gibi; diyelim ki sizin beğenilme, önemsenme konusunda bir kompleksiniz var. İnsanların size hak ettiğiniz ilgiyi göstermediğini düşünüyorsunuz. Bu durumda yalancı ve ahlâksız biri bile size aşırı ilgi gösterse, peşinizden koşsa, sizi göğe çıkarsa, sizi elde etmesi kolaydır. Siz uğraştığınız tek konuda derdinize deva olacağını düşündüğünüz bu kişinin, aslında kolayca fark edilebilecek bir yığın yanlışını fark etmezsiniz. Sonra da “Evlenmeden önce anlayamamıştım onun böyle biri olduğunu” diye şikayet edersiniz. “Küçücük çocuklar bile karşılarındaki insanın huyunu-suyunu hissedebilirken, siz nasıl oldu da onun bu yönlerini görmediniz?” diye sorulduğunda da “Bilemiyorum, fark etmemişim” dersiniz. Aslında cevap açıktır: O yönlerine hiç bakmadınız ki... Sizin ilgilendiğiniz tek bir konu vardı. Saplantınız yani.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O yüzden “Önce kendi saplantılarınızı bulup çözmeniz lâzım, doğru seçim yapabilmek için” diyorum. Ve sonra da duru bir gözle karşınızdakine bakıp onu tanımaya, anlamaya çalışmanız. Eğer karşınızdakinin huyunu-suyunu doğru düzgün tarif edemiyor, size sorulan “şu şu yönleri nasıl?” sorularına cevap bulamıyorsanız, tekrar bir değerlendirme yapmanız gerekiyor demektir. Bu değerlendirmeyi güvendiğiniz kişilerle beraber yapmanızda da fayda var bence.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;BİRKAÇ BİLENE DANIŞIN !&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evleneceğiniz kişiyi tabiî ki kendiniz seçeceksiniz, ama fikrine güvendiğiniz kişilere danışmanızın da çok faydasını göreceksiniz. Hele aşık iseniz (yukarıda değindiğimiz gibi), tarafsız yorum yapamayacağınız için olaya üçüncü bir gözle bakan tecrübeli kişilerin yorumlarını da alın mutlaka. Sizi denk ve uyumlu bir çift olarak görüyorlar mı? Tecrübe, sandığınızdan (ve benim de gençliğimde sandığımdan) çok daha önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ancak burada da abartıya kaçmamalı, mutlaka son kararı siz vermelisiniz. Hata yapma korkusu veya kararsızlık sebebiyle evleneceği kişiyi anne-babasına veya büyüklerine seçtirenlerin şikayete hakkı olmayacaktır ileride. Sizin yerinize seçim yapacakların da saplantıları olmadığı ne malûm?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Hep söylerim, hayli bağımlı bir toplum olduğumuz ve ilişkilerimizde özerkliğe pek yer vermediğimiz için, iki uç arasında salınıp duruyoruz maalesef. Bir yanda gençlerin kararlarını onların yerine almak, başkalarının hayatını yönetmeye çalışmak, çocuğunu vesayete muhtaç bir aciz gibi görmek yanlışına düşen aileler, büyükler olduğu için; diğer yanda ya boyun eğmiş, sorumluluğunu üstlenmekten korkan ve her işini başkasının aklıyla yapan gençler yer alıyor ya da bu baskıyı reddedip ipleri tümden koparan, tamamen kendi başına davranıp kimseye danışmayan isyankârlar. Orta noktayı bulmak çok mu zor sizce?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Burada özellikle sevdiği kişiyle evlenmesine ailesi izin vermeyen (ya da sevmediği biriyle evlenmesi istenen) gençlere de seslenmek isterim. Aileniz eğer bu dayatmayı bazı saplantıları doğrultusunda yapıyorsa, bununla onları (usulünce) yüzleştirmeyi deneyin. “Anne, sen mutsuzluğunu maddî sıkıntına bağladığın için benim illa ki o zengin çocukla evlenmemi istiyorsun; ama senin esas problemin para değil, babamın seni sevmediğini sanıyorsun. Zaten bak, filanca da zengin, ama hiç de mutlu değil” gibi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Eğer siz kendi tercihinizin sizi mutlu edeceğini yeterince ve mantıklı biçimde açıklarsanız neden kabul etmesinler ki? Kim çocuğunun mutsuz olmasını ister? Ha, eğer “Düşünce biçimleri yanlış, kuşak farkı var, anlamıyorlar” diyorsanız, yeterince konuşmuyorsunuz demektir. Onlar da sizin gibi genç oldular vaktiyle, siz meramınızı doğru anlatırsanız mutlaka anlayacaklardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu konu üzerinde çok durmamın sebebi, mutlu bir yuva kuracağım diye arkanızda harabeler bırakmanızı istemeyişimdir. O harabe görüntüleri sizin hayalinizde hep yaşar, ne kadar iyi bir evlilik yapsanız da. Sizin iyiliğiniz için söylüyorum yani, aileniz için değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;ONUN AİLESİ NASIL PEKİ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;“Anasına bak kızını al” sözü boşuna söylenmemiştir. Hele hele yapı olarak ailesine daha düşkün ve bağlı olan kızların, ailelerinin tarz ve kişiliğinden çok farklı olmaları hayli nadirdir. O yüzden özellikle bir erkeğin, evleneceği kızın ailesini iyi tanıması gerekir. Erkeklerin ise ailelerinden biraz uzağa düşebileceklerini de eklememiz lâzım, her ne kadar “Armut dibine düşer” ise de.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Aileyi incelerken kişinin anne-babasıyla ilişkilerine de çok dikkat etmek gerekir. Zira psikolojik bir gerçektir ki, kız çocuğunun babasıyla, erkeğin de annesiyle ilişkisi, evlendiğinde de sürdüreceği bir iletişim tarzının temelini atar. Babasıyla mesafeli büyümüş bir kız, eşiyle de mesafeli olacaktır muhtemelen. Annesinin şefkatli ev kadını kimliğini benimsemiş bir erkek, çalışan ya da sosyal yönü kuvvetli bir kadına (sebebini bilemediği halde) tahammül edemez. Babası kendisine aşırı düşkün bir kızın, eşinden de yüceltilme beklemesi veya annesi baskın bir erkeğin pasif bir bayanla mutlu olamaması gibi örnekler de verebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Tabii “Ailesine bakın” derken aileler arasında uyumu da değerlendirmek lâzım. Eşler birbiriyle ne denli uyumlu olursa olsun, ailelerle veya aileler arasında yaşanan sürtüşmeler en azından tatsızlık sebebi olacağından, bu konuda da denklik aramakta fayda vardır. “Ailelerimiz anlaşabilir mi? Ben onun ailesiyle uyuşabilir miyim” diye de sorulmalıdır yani.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;DOĞRU ZAMANLAMA&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yanlış zamanda yanlış karar verilir. Eğer bir bunalım dönemi yaşıyorsanız kesinlikle hayatınızı bağlayacak önemli bir karar vermeyin. Zira denize düşen yılana sarılır. Biz, depresyon gibi sıkıntılı dönemlerdeki hastalarımızı mutlaka uyarırız: “Şu an sağlıklı değerlendirme yapamayabilirsiniz. Kendinizi toparlayana kadar önemli bir karar almayın.” Öylesi bunalım dönemlerinde öncelikler değişir çünkü ve sağlıklı düşünmek pek mümkün olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Depresyonda iken yaşadığı keyifsizliğin etkisiyle çok hareketli, neşeli birisine aşık olup evlenen bir hastam, düzeldiğinde “Ben bu havai, boşboğaz insanla nasıl yaşarım?” demeye başlamıştı. Evdeki huzursuzluktan kurtulmak için ilk çıkan kısmete evet diyen kızlarımızın çok yanlış seçimler yaptıkları ve daha büyük sıkıntılara düştükleri de yine çok gördüğüm bir örnektir. Yağmurdan kaçan doluya tutulur genellikle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;KAÇ YAŞINDA EVLENMELİ?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Zaman deyince, uygun evlenme yaşı da çok önemli bir konudur. Cinslere göre konuşursak, erkek, yapı olarak daha geç olgunlaşır. Bu, fizyolojik olarak da bilinen bir gerçektir. Bunu bazı şovenist erkekler “Erkek olmak zor bir iştir” diye yorumlarlar. Şaka bir yana, erkeğin evlilik sorumluluğunu üstlenecek kıvama gelmesi yirmibeş yaşından önce zordur gerçekten de. Hele bizim gibi bağımlı özellikleri olan, gençlerin bile çocuk muamelesi gördüğü bir toplumda, bu yaşı otuza bile taşıyabiliriz. Ancak geç evlenmenin erkekler için bazı hatalara düşme riskini arttırdığını da unutmamak lâzım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bayanlar ise çok daha erken dönemlerden itibaren evlilik ve anneliğe hazır gibidirler. Dolayısıyla günümüzde genel kabul gören ortalama olan yirmi yaş civarı mantıklı sayılır. Tabii bu yaşı eğitim vb sebeplerle biraz ileriye almak da mümkündür, ama kişilik fazla kemikleşmeden evlenmekte de fayda vardır bayanlar için. Zira evlilik bir ölçüde elastik olmayı, uzlaşabilmeyi, gereğinde taviz verebilmeyi gerektirir. Yaş fazla ilerlemiş, yaşama tarzı oturmuş ise, karşısındakine uyum sağlamak güçleşecektir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;“Bunca yıllık huyumu değiştiremem ki!”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İdeal olanı, erkeğin sorumluluk üstlenecek, gerektiğinde eşine yol gösterecek bir olgunluğa eriştiği yirmibeş-otuz yaşlarında, bayanın da kendini ve hayatı tanıyıp fazla da kişiliği kemikleşmeden yirmi yaşlarında yapacağı evliliktir. Arada beş-on yaş fark olması da tavsiye edilir zaten; özellikle ileriki yıllar açısından.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;DÖRT DÖRTLÜK OLMALI MI?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yukarıda anlattıklarımız iyi bir evlilik yapabilmek için dikkate alınması gereken (bazı) faktörlerdir. Bu saydıklarımızın hepsinden tam not almak zorunda değilsiniz elbette ama, hepsini dikkate almanız sizin yararınızadır. Bu dünya cennet olmadığına göre ve birçok peygamber bile evliliğinde sorunlar yaşadığına göre, mükemmel, kusursuz bir uyum arzulamak fazla iyimserliktir tabiî ki. Evlenmek için illa da karşınıza dört dörtlük birisinin, bir masal kahramanının çıkmasını beklemeyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;”Onun bu’su eksik, bunun şu’su fazla” derken sonunda eli böğründe kalıp hiç olmayacak biriyle evlenenler çoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Dört dörtlük uyum deyince şu soruyu sorasım geldi: “Dünyanın bir yerinde aynı sizin gibi, fiziğiyle, huyuyla tıpatıp size benzeyen birisi var” desem inanır mısınız? İnanmazsınız tabiî. Çünkü insanlar, hiçbiri diğerinin aynı olmayacak bir çeşitlilikle yaratılmışlardır. En benzer dediğimiz kişilerin bile, biraz dikkat ettiğimizde pek çok farklılıklarının olduğunu görürüz. Peki o zaman şu soruyu sorayım: “Dünyanın bir yerinde tıpatıp sizin hayalinize uyan birisi var” desem inanacak mısınız? Buna da inanmayın. Hayaller, idealler, yıldızlar gibidir. Onlarla yolumuzu buluruz ama, onlara ulaşamayız. Onların gerçekleşme yeri başka diyardır. Bu dünyada bulabildiğiyle yetinmek de bir fazilettir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İsterseniz formüle edelim: Dört dörtlük beklemeyin, dörtte ikiye de razı olmayın; dörtte üçü hedefleyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;SÖZLEŞME YAPIN&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Eğer tüm bu muhasebeler sonunda evlenme kararı alınmışsa, bu kararın şartlarını kağıda dökmenizi tavsiye ederim. (Sadece ben değil, tüm evlilik terapistleri tavsiye eder bunu.) Evlilikte uyulacak kurallar, hangi konularda kimin nasıl bir fedakârlık yapacağı, kimin neyden sorumlu olacağı, hatta hangi şehirde yaşanacağı gibi konuların bile yazılı anlaşma hâline getirilmesinde fayda vardır. Böylece evlilik sırasında olabilecek sürtüşmelerde “Benim dediğim mi olacak, senin dediğin mi?” tartışmaları yaşamazsınız. “Burada yazdıklarımız olacak. Ne söz vermiştik? Bak, altında imzamız bile var.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Ama bunun faydası sadece evlilik süresince çıkan problemlerin çözümüne yardım da değildir. Bence esas, çıkabilecek problemleri önceden görmeye ve belki de kötü bir evliliği engellemeye veya baştan düzeltmeye yarar; doğru karar vermeyi kolaylaştırır. O heyecanlı dönemin coşkusu içinde size önemsiz gibi gelen ve “anlaşarak hallederiz, bir yolunu buluruz” denilen nice gizli uyumsuzluk bu esnada açığa çıkabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Meselâ ailelerle ilişkinin düzeyi, edinilecek malların nasıl kullanılacağı, çocuk bakım ve eğitiminde eşlerin payları, özel ilgilere ne kadar zaman ayrılacağı, hatta televizyonda ne seyredileceğine kadar yazın bakalım. Hiç tahmin etmediğiniz kaytarmalar, itirazlar olabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Olmuyor mu? Hemen evlenin o zaman. Allah bir yastıkta kocatsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu yazı &lt;b&gt;Dr. Yusuf Karaçay &lt;/b&gt;'a aittir !&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-1749755780471951064?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/1749755780471951064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlenmeyi-dusunenlerin-okumasi-gereken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/1749755780471951064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/1749755780471951064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlenmeyi-dusunenlerin-okumasi-gereken.html' title='Evlenmeyi Düşünenlerin Okumasi Gereken Bir Yazi'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-1419864679321176414</id><published>2009-08-23T15:43:00.000+03:00</published><updated>2009-08-23T15:43:00.243+03:00</updated><title type='text'>Evlenecek Eşler Arasinda Aranmasi Gereken Özellikler Nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evlenilecek eşlerde aranan vasıflar nelerdir ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-size: 24px;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Erkeğin, evleneceği kızı seçmesi, kız velisinin de damat adayını seçmek için dikkatli davranması, kurulacak yuvanın selâmeti ve doğacak çocukların sıhhati ve terbiyesi açısından çok mühimdir. Gelin ve damat namzetlerinin tayininde dikkatli olunmasını tavsiye eden Sevgili Peygamberimiz, "İnsanlar iyilik ve kötülükte madenler gibidir"(1) buyurarak bizleri ihtiyata davet etmektedir. Hz. Ömer, kendisine çocuğun babası üzerindeki hakkını soran bir oğluna şu üç şeyi sayar: 'Temiz ve iyi ahlâklı bir anne seç, güzel bir isim koy ve ona Kur'ân öğret." (2)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Her şeyden önce, evlilikte esas maksat hayırlı bir neslin vücuda gelmesidir, insanın bazı muhtemel günahlara girmesine mani olması ve düzenli bir hayata kavuşması için de ayrıca ehemmiyeti vardır. Yoksa sırf nefsin arzusundan kaynaklanan ve sadece geçici bazı zevklerin tatmini düşüncesine dayanan bir teşebbüsün ilerisi için devamlı bir rahatsızlık unsuru olacağı şüphesizdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İmam-ı Gazali dinimizin bu husustaki prensiplerini sayarken ilk iki maddeye&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;(1) dindarlık, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;(2) güzel ahlâkı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;koymuştur.(3) Aile yuvasının ileride bozulmaması için eşler arasındaki denklik büyük ehemmiyet arz etmektedir. Dindar bir kız ile hevaî bir erkeğin denk olmayacağı muhakkaktır. Böyle bir evliliğin ileride bozulma ihtimali kuvvetlidir. Çünkü dünyaları ayrı iki insan arasında uyumun sağlanması çok defa mümkün olmamaktadır. Aynı şekilde, dindar bir erkeğin, dindar olmayan, davranış ve hareketlerini İlâhî emirlere göre tanzim etmeyen bir kadınla evlenmesi ve hayat arkadaşlığı kurması beraberinde pekçok problem getirdiği gibi, böyle bir yuvanın da devamı zor olur. İşte İslâmiyet, sonradan olabilecek hadiseleri önceden tedbir olarak engellemektedir. Böylece cemiyet nizamını sağlam esaslar üzerinde devam ettirmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu hususa dikkatimizi çeken Peygamberimiz (a.s.m.) mü'minlere şu tavsiyede bulunur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;"Kadınlarla dört hasletleri için evlenilir: Malı için, asaleti için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et, mesut olursun."(4) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kadının diğer vasıfları yanında, bilhassa dinî cihetine ağırlık verilmesi bir Peygamber tavsiyesidir. Dolayısıyla, Müslümanın da göz önüne alması gereken en hayatî noktadır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Peygamberimiz, Hz. Ömer'in "İhtiyacımızı gidermek için ne gibi mal elde edelim?" diye sorması üzerine şu tavsiyede bulunurlar: "Malın en faziletlisi zikreden bir dil, şükreden bir kalb ve âhireti ile ilgili [İslâmî&amp;gt; hizmetlerde ona yardım eden imanlı bir hanım."(5)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kocasına İslâmî hizmetlerde destek olan hanımı, Peygamberimiz, dünya servetinin en mühimlerinden birisi saymıştır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu noktadan sık sık ikazlarda bulunan Peygamberimiz şu sözlerinde daha da dikkatli davranılmasını istemektedir: "Kadınları [sırf&amp;gt; güzellikleri için nikahlamayınız, Çünkü onların güzellikleri onları tehlikeye atabilir. [Sadece&amp;gt; malları için de nikahlamayınız. Çünkü mallan onları azdırabilir. Dindar olanını nikahlayın. Şüphesiz, burnunun bir kısmı kesik, kulağı delik ve teni siyah dindar bir cariye, dindar olmayan bir kadından efdaldir."?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Evlenecek kadında dindar olma şartı arandığı gibi, kız velîsinin de erkekte öncelikle dinî tarafını araması bir vazifedir. Kızlarını verecekleri adamda sadece güzellik, zenginlik ve makam gibi üstünlükler arayıp, dinî cihetine itibar etmeyen kimseler bozgunculuğa ve fitneye meydan vermiş olurlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kızının talipleri olan bir adam Hasan-ı Basrî'ye gelerek "Kızımı nasıl bir kimseye vereyim?"diye fikrini sorar. Hasan-ı Basrî de, "Allah'tan korkan bir adama ver.Çünkü böyle bir kimse kızını severse ona iyilikte bulunur, şayet ondan nefret duyacak olsa zulmetmez" buyururlar.(6)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;"Şer'an, koca karıya küfüv olmalı, yani birbirine münasip olmalı" diyen Bediüzzaman Hazretleri de devamında, "Bu küfüv ve denk olmak, en mühimmi diyanet noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder, refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur. Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp 'Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim' diye takvaya girer" demektedir.(7)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Her iki taraf dindarlık cihetini nazara aldıktan sonra,tabiî olarak, diğer yönlere de ehemmiyetine göre yer verir. Kadında aranan başka bir vasıf da iyi huylu ve temiz ahlâklı olmasıdır. Zaten dinî hayatına dikkat eden kadınların ekserisi, İslâm ahlâkını yaşamaya çalışacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kadının erkek hakkında fikir ve tercihi de unutulmamalı, ihmal edilmemelidir. Çünkü ömür boyu sürecek ve sonsuz hayatta da devam edecek bir beraberlik olacaktır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Dikkate alınması gereken diğer bir husus da kadının mehrinin az olmasıdır. Yani fazla masrafa yol açmayan bir çevreden alınmasıdır. Bugün hâlâ bazı bölgelerimizde bir cahiliye âdeti olan başlık parası nikâh yolunun kapanmasına sebep olmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İslâm âlimleri, hayırlı ve faziletli bir namzetin fakirliğinin karı-koca arasındaki denklige mâni ve nikâha zarar veren bir durum olmadığını açıklamaktadırlar." O halde, eşler arasında karşılıklı rıza olduktan sonra zenginlik ve fakirlik noktasındaki bir dengesizlik evliliğe ciddî bir engel teşkil etmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bunun yanında, dindarlığı ve ahlâkı istenen vasıfta olduktan sonra, kadının zengin bir aileden olması, malî cihetten yeterli bulunması da ayrı bir tercih sebebi olabilir. Hadiste de bu şık ayrı bir hususiyet olarak zikredilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;1. Müsned, 2: 539.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;2. Terbiyetü'l-Evlâd, 1: 38.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;3. ihya, 2: 38.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;4. İbni Mâce, Nikâh: 6.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;5. Tirmizî, Tefsirü'l-Kur'ân.- 48, IbnİMâce, Nikâh: 5.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;6. İhya, 2: 43.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;7. Lem'alar, s. 186.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kaynak : Mehmet Paksu, Kadın, Aile, Hayat, Nesil Yayınları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Mehmet Paksu tarafından yazılmış bir makaledir !&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-1419864679321176414?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/1419864679321176414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlenecek-esler-arasinda-aranmasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/1419864679321176414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/1419864679321176414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlenecek-esler-arasinda-aranmasi.html' title='Evlenecek Eşler Arasinda Aranmasi Gereken Özellikler Nelerdir ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-7073379974177563165</id><published>2009-08-22T15:40:00.000+03:00</published><updated>2009-08-22T15:40:00.226+03:00</updated><title type='text'>Evlilik Kendi İrademizde Olan Birsey Midir ?</title><content type='html'>&lt;b&gt;Soru :&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kader konusunda yazmış olduğunuz cevabı okurken içime böyle bir soru doğdu: Çalıştığımız iş, evlendiğimiz eş, yaşadığımız yer, (kazandığımız)- rızkımız, Allah'ın bizim için seçmiş olduğu-kaderimizdir değil mi? Yani her şey Allah'ın dilemesiyle olur, bu süphesiz böyledir; ama bize seçme imkanı verilmiş ve Allah'ın bizim için yazmış olduğu ve değişmeyecek olanlar nelerdir? Hakkınızı helal edin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Cevap :&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli Kardeşimiz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kader konusunda aklınıza takılan her şeyi sorabilirsiniz. Bu durum inkar ettiğiniz anlamına gelmez. Nitekim Kurandan öğrendiğimize göre Hz. İbrahim aleyhisselam ölülerin nasıl diriltileceğini sormuş, sonra da Allahım inanmadığımdan değil, kalbim tatmin olsun diye soruyorum demiştir. Bu nedenle bizler de aklımıza takılan sorularımızı sorabiliriz. Biz de elimizden geldiği kadar cevap vermeye çalışırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Kaderin esas anlamı Allah’ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı yapmak ayrıdır. Bilen Allah’tır, yapan kuldur. Bu konuya bir misal verelim; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz İstanbulun fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. O zaman Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı. Demek ki Allah Fatihin çalışıp İstanbul’u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygambere bildirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki ince nokta: Allah bildiği için yapmıyoruz. Biz yapacağımız için Allah biliyor. Zaten Allah’ın geleceği bilmemesi düşünülemez. Bilmese veya bilemese yaratıcı olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soruda bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah’ta sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Sizde bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah’ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz’i irade dediğimiz insanın mesuliyet sınırlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimiz çarpıyor, kanımız temizleniyor, hücrelerimiz büyüyor, çoğalıyor, ölüyor. Vücudumuzda, bizim bilmediğimiz birçok işler yapılıyor. Bunların hiçbirini yapan biz değiliz. Uyuduğumuz zaman bile bu tür faaliyetler devam ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, kendi isteğimizle yaptığımız işler de var. Yemek, içmek, konuşmak, yürümek gibi fiillerde karar veren biziz. Zayıf da olsa bir irademiz, az da olsa bir ilmimiz, cılız da olsa bir gücümüz var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol kavşağında hangi yoldan gideceğimize kendimiz karar veriyoruz. Hayat ise, yol kavşaklarıyla dolu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu halde, bilerek tercih ettiğimiz, hiçbir zorlamaya maruz kalmaksızın karar verip işlediğimiz bir suçu kendimizden başka kime yükleyebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın cüz-i ihtiyari adı verilen iradesi, önemsiz gibi görülmekle beraber, kainatta geçerli olan kanunlardan istifade ederek büyük işlerin meydana gelmesine sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir apartmanın üst katının lütuflarla, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir şahsın bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz ediniz. Kendisine, apartmanın bu keyfiyeti daha önce anlatılmış bulunan bu zat, üst katın düğmesine bastığında lütfa mazhar olacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba duçar olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o zatın kudret ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi iktidarıyla çıkmadığı gibi, alt kata da kendi iktidarıyla inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin tayini, içindeki şahsın iradesine bırakılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; cenab-ı hak, meyhaneye gitmenin haram, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu insanlara bildirmiş bulunmaktadır. İnsan bedeni ise kendi iradesiyle, misaldeki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsait bir yapıdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainattaki faaliyetlerde olduğu gibi, beden içindeki faaliyetlerde de insanın iradesi söz konusu olmamakta ve insan bedeni, kanun-u külli adı verilen ilahi kanunlarla hareket etmektedir. Fakat onun nereye gideceğinin tayini, insanın irade ve ihtiyarına bırakılmıştır. O hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır.&lt;br /&gt;Dikkat edilirse, kaderi bahane ederek, “benim ne suçum var” diyen kişinin, iradeyi yok saydığı görülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer insan, “rüzgarın önünde sürüklenen bir yaprak” ise, seçme kabiliyeti yoksa, yaptığından mesul değilse, o zaman suçun ne manası kalır? Böyle diyen kişi, bir haksızlığa uğradığı zaman mahkemeye müracaat etmiyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki, anlayışına göre şöyle düşünmesi gerekirdi: “bu adam benim evimi yaktı, namusuma dil uzattı, çocuğumu öldürdü, ama mazurdur. Kaderinde bu fiilleri işlemek varmış, ne yapsın, başka türlü davranmak elinden gelmezdi ki.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkı çiğnenenler gerçekten böyle mi düşünüyorlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaptığından sorumlu olmasaydı, “iyi” ve “kötü” kelimeleri manasız olurdu. Kahramanları takdire, hainleri aşağılamaya gerek kalmazdı. Çünkü, her ikisi de yaptığını isteyerek yapmamış olurlardı. Halbuki hiç kimse böyle iddialarda bulunmaz. Vicdanen her insan, yaptıklarından sorumlu olduğunu ve rüzgarın önünde bir yaprak gibi olmadığını kabul eder. &lt;br /&gt;Selam ve dua ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorularlaislamiyet.Com'dan alınmıştır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-7073379974177563165?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/7073379974177563165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-kendi-irademizde-olan-birsey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7073379974177563165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7073379974177563165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-kendi-irademizde-olan-birsey.html' title='Evlilik Kendi İrademizde Olan Birsey Midir ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8713286642555796052</id><published>2009-08-21T15:40:00.000+03:00</published><updated>2009-08-21T15:40:13.534+03:00</updated><title type='text'>Evlilik İçin İstihareye Yatmak Caiz Mi ?</title><content type='html'>&lt;b&gt;Soru :&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir işi yapıp yapmama konusunda istihareye yatılırsa ve rüyada hem siyah-kırmızı hemde beyaz ve yeşil görülürse o işin yapılması hayırlımı değilmi nasıl anlarız yapmalımıyız yapmamalı mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS'; font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 14px; line-height: 25px;"&gt;&lt;b&gt;Cevap :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: 'Trebuchet MS'; font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 14px; line-height: 25px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS'; font-size: 14px; line-height: 25px;"&gt;Değerli Kardeşimiz;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Ticaret, evlilik, seyahat ve benzeri bir işe teşebbüs eden kimse, o işin kendisi için hayırlı olup olmayacağı hususunda tereddüde düşerse, şüphesini giderecek, tereddüdünü ortadan kaldıracak hal çareleri aramak ister. Bu hususta yapılacak ilk iş, yapılması istenen meselenin meşrûluğunun ve helâlliğinin araştırılması, dinî ölçülere uyup uymadığının incelenmesidir.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Kişinin kendisi bir neticeye varamadığı takdirde en sıhhatli yol, o meseleyi münasip olan ehliyetli birisine danışmak, onun fikrini almak, gerekirse meseleyi enine boyuna bütün teferruatıyla konuşmak; kısaca istişare yapmaktır. İstişare yapılacak insanın da tecrübeli, bilgili ve sözüne itimat edilir olması gerekir.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Bir meseleyi kendi aralarında istişare etmeyi, oturup konuşmayı mü’minlerin vasıflarından sayan Kur’ân-ı Kerim, “Onların işleri aralarında müşavere iledir”1 buyururken, istişare ederken ehil kimselerin seçilmesini, fikren ve inanç bakımından yabancı olanlarla istişare yapılmaması hususunda da ikazda bulunmaktadır:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“Ey iman edenler! Sizden olmayan kimseleri içli dışlı dost edinip sırlarınıza ortak etmeyin. Onlar sizi zarara sokmakta kusur etmezler. Size sıkıntı verecek şeylerden hoşlanırlar. Size düşmanlıkları sözlerinden belli olmuştur; açığa vurmayıp da kalblerinden gizledikleri düşmanlık ise daha büyüktür. Biz size dostunuzu ve düşmanınızı böylece gösterip âyetlerimizi açıkladık—eğer akıl ederseniz.”2&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Görüldüğü gibi basiret sahibi mü’min, kendi hususi meselesini, her önüne gelene açmamalı, rastgelenin fikrini almamalı. Çünkü kendisine yardımcı olacak birisini ararken çok kere onunla konuşması neticesinde yanlış karara varmasından dolayı hatâya düşeceğini hesap etmelidir. Çünkü insanın aldığı bazı kararlar hayatı boyunca kendisini bağlayabilir, tesiri altına alabilir. Tahsil, iş ve evlilik gibi. Tam ölçüp tartmadan bir iş kuran kimse, öyle ki birgün gelir, işinin ters gittiğini görür, iflâsa gittiğin anlar, neticede sermayesini de kaybedebilir. Bu hal maddî hayatına, hem de mânevî hayatına çok büyük tesir icra eder. Yine inceleyip araştırmadan bir evlilik hayatı kuran insan bu aceleciliğin ve tedbirsizliğin cezasını hayatı boyunca çekebilir, dünyasını zehir edebilir. Bunun için istişareyi kendimize alışkanlık hâline getirmeli, en basit meselemizi dahi tecrübeli ve ehliyetli birisine sormadan yapmamalıyız.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Bütün hayat safhalarıyla ümmetine mükemmel bir örnek olan Sevgili Peygamberimiz her meselesini yakınları ve Sahabileriyle istişare eder, onların da fikrini alır, öyle karar verir, işe başlardı. Halbuki kendisi bir peygamber olması hasebiyle vahye mazhardı; herkesten zeki, akıllı, derin fikirli, sâlim düşünceli bir insandı. Vahiyle sâbit olmayan hemen hemen bütün meselelerde Ashabiyle istişarede bulunurdu. Ümmetini de istişaresiz iş yapmamaları için tenbih eder ve istişare edenin hiçbir zaman pişman olmayacağını ifade buyururdu:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“İstihare eden kimse zarar görmez, istişare eden pişmanlık duymaz, iktisada riayet eden maişetçe aile belâsını çok çekmez.”3&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Dikkat edileceği gibi hadis-i şerif mü’minin sosyal hayatını üç temel esasa riayet etmeye bağlamıştır: İstişare, istihare ve iktisat. Bilhassa bunlardan istişare ve iktisadın ne kadar ehemmiyet taşıdığı şüphe edilmez bir gerçektir.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Hadis-i şerifte tavsiye istihare de, istişare ettiği halde kalben rahat olmayan ve hissen tatmin olamayan kimselerin başvurabileceği bir sünnettir.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;İstihare, lûgat mânâsı itibariyle, Allah’tan hayır dilemektir. Yani yapılacak bir işin iyi mi, kötü mü olduğunu yahut o işi hemen mi, yoksa bir müddet sonra mı yapmanın daha iyi netice vereceğini anlamak ve kalbin o meseleye yatışmasını Allah’tan dilemek ve istemektir.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;İstihare Peygamberimizin bir sünnetidir. Ümmetine tavsiye ettiği bir duâ ve ibadet şeklidir. Peygamberimiz (a.s.m.) istiharenin nasıl yapılacağını, hangi duânın okunacağını bizzat öğretmiştir. İstiharenin ehemmiyeti hususunda Câbir bin Abdullah şöyle demektedir:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“Resulullah (a.s.m.) bize Kur’ân’dan bir sûre öğretir gibi büyük küçük işlerimizin hepsinde istihareyi öğretti ve şöyle buyurdu:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;‘Sizden biriniz bir işe kalben azmettiği zaman, iki rekât namaz kılsın.”4&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;İstihare namazı iki rekâttır. İmam Gazalî bu namazın birinci rekâtında Fâtiha’dan sonra Kul yâ eyyühe’l-kâfirûne, ikinci rekâtında da Kul hüvellahu ehad sûrelerinin okunmasını tavsiye eder.5&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Namazı kıldıktan sonra Peygamberimizden (a.s.m.) rivayet edilen şu duâ okunur:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“Allah’ım, bu işimin hakkımda hayırlı olacağını yalnız Sen bildiğin için bana doğrusunu göstermeni niyaz ediyorum. Senin sonsuz kudretine iltica ediyor, yardım bekliyorum. Yüce lütfundan ihsan etmeni istiyorum. Muhakkak Senin her şeye gücün yeter; ben ise hiçbir şeye güç yetiremem. Sen her şeyi bilirsin, ben ise hiçbir şey bilmem; Sen bütün gaybları bilirsin, Allah’ım, bu iş benim dinim, yaşayışım, işimin âkibeti, dünyam ve âhiretim hakkında hayırlı ise bunu bana nasip eyle. Sonra bunda benim için feyiz ve bereket vücuda getir. Şayet bu iş benim dinim, yaşayışım, işimin âkibeti, dünyam ve âhiretim hakkında hayırlı değilse, bunu benden, beni bundan vaz geçir. Bu hususta gönlümde bir meyil bırakma. Benim için hayırlısı ne ise onu kolaylaştır. Sonra da beni takdir buyurduğun bu hayırla hoşnut eyle.”6&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Dua okunurken, “bu iş” şeklinde geçen yerlerde yapılması istenen iş zikredilir. Bu şekilde duanın Türkçesi okunabileceği gibi, Arapça aslını okumak daha faziletlidir. Duânın aslı, verdiğimiz bu kaynaklarda olduğu gibi, ilmihal kitaplarında da mevcuttur.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Kişi istihare ettikten sonra kalbi hangi tarafa meylederse onu yapmalı, istihareden önceki peşin hüküm ve kanaatini bırakmalı, kendi temayülüne dayanmalıdır. İstihareye rağmen bir temayül ve gönül yatışması görülmediği takdirde, istihareyi tekrarlayabilir. Bu sünnettir. Bununla alâkalı olarak Enes bin Mâlik’in (r.a.) rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“Ey Enes, bir işi yapmayı niyet ettiğin zaman o iş hakkında yeniden yedi defa istihare et. Sonra kalbinden geçen temayüle bak. Çünkü hayır kalbinde doğan mânâdadır.”7&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;İş acele olup da istihareyi tekrarlamak mümkün değilse şöyle duâ edilir:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“Allah’ım, hakkımda hayırlı olan ne ise onu nasip et. Beni kendi halime bırakma.”&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;İbni Abidin, istihare eden kimsenin dileğinin uygun olup olmadığına işaret olarak şöyle bir kayda yer verir:&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;“Yatmadan önce dua okunur ve abdestli olarak kıbleye yönelerek yatılır. Rüyada beyaz veya yeşil görülürse o işin hayır olduğuna, siyah ve kırmızı görülürse de şer olduğuna işaret eder. Şerli olandan kaçınmak icap eder.”8&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Bütün bunlarla birlikte istihare, müşkül durumlarda mü’minler için ruhî ve mânevî bir kuvvettir. Bir işte tereddütte kalan bir mü’min iki rekât namaz kılarak Cenab-ı Hakka yönelir. Teşebbüs edeceği iş, seçeceği hayat arkadaşı, dini, dünyası ve âhireti için hayırlıysa gönlünde bu işe karşı bir ferahlık uyandırmasını, vücudunda bu işi yapabilmeye kudret ve kuvvet yaratmasını; şayet bu iş dini, dünyası ve âhireti için hayırlı değilse gönlündeki meyli yok etmesini Cenab-ı Haktan niyaz eder. İçinde de bir hafiflik duyar. İstihare ettiği şey hakkında kendisi için hayrın görüleceğine kalben emin olur. Neticesinde râzı olur.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;1. Şûra Sûresi, 38.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;2. Âl-i İmrân Sûresi, 118.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;3. Tecrid Tercemesi, 4:135.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;4. Buharî, Küsuf: 75.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;5. İmam Gazalî. İhyâu Ulûmiddîn. (Daru İhyâi’l-Kütübü’l-Arabî) 1:207.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;6. İbni Mâce, İkametetü’s-Salât: 188; Buharî, Küsuf% 75.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;7. Tecrid Tercemesi, 4:143.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;8. İbni Âbidin, 1:461.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;(Mehmed Paksu İbadet Hayatımız)&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Hayırlı bir kısmet çıktı, evet demek üzereyken bir de istihareye yatın, dediler. Kendimize itimat etmediğimizden yaşlı bir hanıma istihare emanet ettik. Ertesi sabah, istiharede iyi görünmüyor, vazgeçin, şeklinde bir yorumla karşılaştık. Halbuki bizim yakınlarımızla yaptığımız istişarede münasiptir, uygundur, denktir, demişlerdi. Biz de evet, demek üzereydik. Şimdi durumumuz ne olacak? İstihareye göre mi, istişareye göre mi hareket edeceğiz?&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Önce istihareyi kısa bir tahlile tabi tutalım. İstiharede görülen şey evet mi, yoksa hayıra mı işaret ediyor, onu kestirmek kolay değil. Yoruma bağlı bir keyfiyet.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Sonra görülen şey şeytani mi, yoksa Rahmani mi? Bunu da kestirmek kolay değil. Bunun için de ehil olmak gerek.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Bir de istihare bağlayıcı değil. İlle de görülen işarete göre hareket edilecek diye bir mecburiyet yoktur.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;İstişareye gelince. Ehil kimselerin meseleyi enine boyuna konuşup düşünmeleri sonunda vardıkları bir sonuç var. Bu sonuç hem aklın, hem mantığın, hem de ilmin icabı olacak seviyede olur. Yahut da olmalıdır.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Öyle olunca istişareye uymaktan başka yol kalmaz.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Meseleyi istişareye iştirak edenlerin akıllarıyla da düşünmek, gözleriyle de görmek, ilimleriyle de nazar etmek., herhalde sağlam bir incelemedir. Biri yanılabilir, ikincisi görmeyebilir, ama hepsi de aynı yanlışa düşmezler.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Bundan sonrası Allah’a tevekküldür.&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Esasen bu gibi hayati konularda en sağlam tedbir, tarafların birbirlerini gerçek hüviyetleriyle tanımalarıdır. Olmayan vasıfları var gösterip de sonunda sürprizle karşılaşmamalıdır. (Ahmed Şahin) &lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Selam ve dua ile...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS'; font-size: 14px; line-height: 25px;"&gt;&lt;br style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" /&gt;Sorularlaislamiyet.Com'dan alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8713286642555796052?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8713286642555796052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-icin-istihareye-yatmak-caiz-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8713286642555796052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8713286642555796052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-icin-istihareye-yatmak-caiz-mi.html' title='Evlilik İçin İstihareye Yatmak Caiz Mi ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-6616211870127229185</id><published>2009-08-20T09:27:00.001+03:00</published><updated>2009-08-20T09:28:31.281+03:00</updated><title type='text'>Evlilik Kader Mi ?</title><content type='html'>&lt;b&gt;Sorularlaislamiyet.Com&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Soru : &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ancak kaderimizde yazılı olan kişiyle mi evlenebiliriz? Bunu önceden bilmek için çeşitli oruçlar susuz kalıp gece evleneceğin kişinin su vermesi, yeni taşındığın evin anahtarını yastığının altına koyup evleneçeğin kişiyi görebilmek v.s gibi mevzuatların aslı var mı nereye dayanır?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cevap : &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cevabımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli Kardeşimiz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kader, Allah'ın olmuş ve olacak her şeyi bilmesidir. Bu açıdan insanların iradesini ilgilendiren konularda insan iradesine bırakılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soruda bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah’ta sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Sizde bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah’ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz’i irade dediğimiz insanın sorumluluk sınırlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik de irademize bağlı olan ihtiyari kader kısmındandır. Yani insan kimi ister, kimle evlenirse o kaderi olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evleneceğiniz kişiyi önceden bilmek için çeşitli oruçlar, susuz kalıp gece evleneceğin kişinin su vermesi, yeni taşındığın evin anahtarını yastığının altına koyup evleneçeğin kişiyi görebilmek v.s gibi mevzuatların aslı yoktur. Bunlar hurafe olup itibar etmemek gerekir. &lt;/div&gt;Selam ve dua ile...&lt;br /&gt;Sorularla İslamiyet Editör&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-6616211870127229185?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/6616211870127229185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-kader-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6616211870127229185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6616211870127229185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-kader-mi.html' title='Evlilik Kader Mi ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-7589304543888567172</id><published>2009-08-20T00:00:00.000+03:00</published><updated>2009-08-20T09:30:19.047+03:00</updated><title type='text'>Evlilik Öncesi Görüşme Nasil Olmalidir ?</title><content type='html'>&lt;b&gt;Sorularlaislamiyet.Com&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Soru&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Evlenmek isteyen gençlere ne ölçülerde izin veriliyor görüşmeye konuşmaya. Peygamberimiz nelere izin vermişti. Birde hocam hiç görüşmeden telefonla mesajlaşarak 1, 2 yıl devam edilen ilişki en sonunda nikahla sonlandığında sağlam zeminler üstüne kurulmamıs mı olur ?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Cevabımız&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Değerli Kardeşimiz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünnette bu hususta iki yol görüyoruz. Birisi, kişinin güvendiği bir kadını evlenmek istediği bir kıza bakması için göndermesidir. Enes bin Mâlik’in bu konuda şöyle bir rivayeti vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Resulullah (a.s.m.) Ümmü Süleym’i bakması için bir kadına göndermiş, ‘ayak üstlerine bak, ağzını kokla’ buyurmuşlardır.” Bu isteklerden gaye, bacaklarının düzgün olup olmaması, diğeri de ağız kokusunun olup olmadığıdır.1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesele iki taraflıdır, yani aynı husus kadın için söz konusudur. Evlenecek kız da, evlenme niyetinde olduğu erkeğe birisini göndererek, aradığı özellikler neyse onu öğrenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenecek tarafların birbirini araştırmasının sünnetteki diğer bir şekli de doğrudan birbirlerini görmeleridir. Bunda erkek evleneceği kızın yüz ve beden güzelliğini öğrenir. Burada ancak yüzüne, ellerine ve boyuna bakabilir. Yüz güzelliğe, eller zerafete ve hayra delalet eder. Boy da uzunluk ve kısalığı hakkında kanaat verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meselede Peygamberimizin bizzat verdiği ruhsat vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebû Humeyd’in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediğinde ona bakmasında bir sakınca yoktur. Ancak evlenme niyetiyle bakması caizdir. Bunu baktığı kadın bilmese de hüküm değişmez.”2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hattâ bu hususu Sevgili Peygamberimizin (a.s.m.) teşvik ettiğini de görüyoruz. Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğîre bin Şûbe bir kadınla evlenmek istiyordu. Peygamberimiz (a.s.m.), ona, “Git, onu gör. Zira görmek, aranızda âhenk olması bakımından daha iyidir.”3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka hadis-i şerifte de Peygamberimizin nasıl yol gösterdiğini öğreniyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman onunla evlenmesini teşvik edici özelliklerine bakabilirse baksın.”4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hadis-i şerifler bakmanın lüzumunu, faydasını ve hikmetlerini anlatıyor. Bakma ve görüşme esnasında bazı sınırlamalar da vardır. Birincisi görüşme yeri ile alakalıdır. Bu meseleye şu hadis-i şerif ışık tutuyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sizden kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. Zira bunu yaparsa üçüncüleri şeytan olacaktır.”5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için evlenmek düşüncesiyle görüşecek olan tarafların yanında mutlaka üçüncü bir şahıs hazır olmalıdır. Aksi halde “halvet” olarak tabir edilen “başbaşa yalnız kalma” söz konusu olur ki, bu caiz değildir. Bu görüşmenin içine konuşma, sohbet etme, tarafların birbirlerinden talep ve isteklerini dile getirmeleri de mümkündür. Çünkü gerek konuşmadaki tutukluk veya kekemelik, gerekse ses tonu; tarafların düşünce ve kültür seviyeleri daha çok konuşunca açığa çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüşme ve konuşmalardan bir müddet sonra tarafların birbirleri hakkındaki kanaat ve intibaları belli olur. Çok geçmeden kararlarını bildirirler. Dinî müsaade bir defalık görüşme için vardır. Üç-beş defa görüşme hem ciddiyetten uzaktır, hem de kurulacak ailenin sağlığı açısından bir faydası yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meseleye Şâfiî mezhebinin bakışı aile müessesesinin vakar ve ciddiyetini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Evlenmek isteyen kişinin, talip olmadan önce kıza bakması gerekir. Bundan kızın ve ailesinin haberinin olmaması lâzımdır. Bu şekilde davranmak kızın ve ailesinin şerefi açısından daha münasiptir. Eğer kızı beğenirse talip olur, böylece kız da, ailesi de incinmemiş olur. Makul ve tecrübeye şayan olan görüş de budur. Kızın izni olsun olmasın, bakmanın caiz olduğunu gösteren hadis-i şerifler de bu görüşü teyid etmektedir.6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikâha kadar bundan sonraki görüşmelerde, herhangi yabancı bir kadına bakmada olduğu gibi, şehevî bir duygu taşımamak kaydıyla bakmakta bir mahzurun olmadığı açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Hâkim, el-Müstedrek, 2: 166.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Neylü’l-Evtâr, 6: 110.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Neseî, Nikâh: 17.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Hâkim, el-Müstedrek, 2: 165.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Buharî, Nikâh: 111.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, 9: 24.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmed Paksu Aileye Özel Fetvalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam ve dua ile...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sorularla İslamiyet Editör&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-7589304543888567172?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/7589304543888567172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-oncesi-gorusme-nasil-olmalidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7589304543888567172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7589304543888567172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-oncesi-gorusme-nasil-olmalidir.html' title='Evlilik Öncesi Görüşme Nasil Olmalidir ?'/><author><name>GRMASTER</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-1778042976641140704</id><published>2009-08-13T20:04:00.001+03:00</published><updated>2009-08-13T20:06:25.619+03:00</updated><title type='text'>Evlilik ile İlgili Sözler</title><content type='html'>Değerli Ziyaretçilerimiz ;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi sizlerle &lt;b&gt;evlilik hakkındaki sözlerden&lt;/b&gt; bahsedeceğiz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte ayrıntılar !&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Karınızı araklayan adama verebileceğiniz en büyük ceza, "sende kalsın" demektir.&lt;br /&gt;Sacha Guitry&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendikten sonra erkek ve kadın, yazı-tura gibidir; asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler.&lt;br /&gt;Hemant Joshi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz. Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Socrates&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir, ve onlara ulaşmamızı engeller.&lt;br /&gt;Dumas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: "Bir kadın ne ister?"&lt;br /&gt;Sigmund Freud&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karıma bazı sözler etmişimdir, o da bana bazı paragraflarla cevap vermiştir.&lt;br /&gt;Anonim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar;. Biz haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif müzik ve dans... O salı günleri gider, ben cuma."&lt;br /&gt;Henny Youngman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörizm beni hiç endişelendirmez. İki yıldır evliyim.&lt;br /&gt;Sam Kinison&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fon transferi için elektronik bankacılıktan hızlı tek yol vardır ve buna evlilik adı verilir.&lt;br /&gt;James Holt McGavran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki karımla da talihim kötü gitti. Birincisi beni terketti, ikincisi terketmedi.&lt;br /&gt;Patrick Murray&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız, 1) hatalı olduğunuzda itiraf edin, 2) haklı olduğunuzda susmayı bilin.&lt;br /&gt;Nash&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik, kişinin düşmanıyla yattığı tek savaş şeklidir.&lt;br /&gt;Anonim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın biri evlenecek kadın aradığı ilanını verir. Ertesi gün aynı mesajı ileten yüzlerce mektup alır: "Benimkini alabilirsin" .&lt;br /&gt;Anonim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci adam (iftiharla): "Benim karım bir melek!"&lt;br /&gt;İkinci adam: "Çok şanslısın, benimki hala yaşıyor" &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-1778042976641140704?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/1778042976641140704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-ile-ilgili-sozler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/1778042976641140704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/1778042976641140704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/08/evlilik-ile-ilgili-sozler.html' title='Evlilik ile İlgili Sözler'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4585156785462299982</id><published>2009-03-29T14:40:00.000+03:00</published><updated>2009-03-29T14:41:42.849+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ana-baba ve gelin'/><title type='text'>Ana-baba ve gelin</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Toplumda gelin, kocasının ana-babasını ve diğer akrabalarını istemiyor. Damadın yanında oğlan tarafından bir kişi, iki gün kalabilirse, kız tarafından aylarca kalıyor. Bu adaletsizlik değil mi? Ceviz kabuğunu doldurmayan küçük bir şey, üzücü olaylara sebep oluyor. Daima gelin tarafına haklı gözü ile bakılıyor. Ortada damat kalıyor. Bu durum, damadı bunalıma sokuyor. Gelin, haklı bir sebep yokken, kocasının ana-babasını veya diğer akrabalarını eve sokmuyor. Gelseler bile, gelip gittikleri bir oluyor. Gelin, (Ben onlara bakmaya mecbur değilim) diyor. Dini yönden gelin, kocasının akrabasını eve sokmayabilir mi? Onun hakkı, erkek tarafın hakkından üstün mü? Kocasının ana-babasından birisi ihtiyarlayınca veya bakıma ihtiyacı olunca, bunlara kim bakacaktır? Peygamberimiz, (Ana-babanız sizin yanınızda ihtiyarladığı zaman onlara iyi muamele edin) buyurmadı mı? Toplumun kanayan yaralarından biri olan bu olaya kim neşter vuracaktır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizde, erkek, hanım tarafının akrabalarını, gelin de, kocasının akrabalarını, eve almaya mecbur değildir. Fakat ben mecbur değilim diyerek eşinin akrabalarını, dolayısıyla eşini üzerse, o evde saadet olmaz. Bu bakımdan hanımını seven, onunla iyi geçinmek isteyen erkek, hanımın mahrem akrabalarının eve gelmesine mani olmaz. Gülü seven dikenine katlanır. Katlanması gerekir. Dostun dostlarını sevmek, düşmanlarına da düşman olmak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek, hanımının mahrem akrabalarını evine sokmazsa, hanımının bunları görmelerine ve konuşmalarına mani olamaz. Bunlardan salih olanlarına, haftada bir kere, gelip oturmaları için mani olmaması iyi olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımın akrabaları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımın salih olan akrabasını, misafir etmeli, onları iyi karşılamalıdır. Hanımının ana-babasının ellerini öpmeli, onlara yiyecek, içecek ikram etmelidir. Onlarla güzel güzel sohbet etmeli, emr-i maruf ve nehy-i münkerde bulunmalıdır. Uzak yerden gelmişlerse, "istediğiniz kadar kalın" demelidir. Onların kalblerini kazanmaya, hayırlı dualarını almaya çalışmalıdır. Kendisinin ve hanımının akrabasından fasık olanlar, hanımının dinini, ahlakını bozmak isteyenler varsa, onları evine almamalı ve onların evlerine gitmemelidir. Onlarla görüşmemeli ve hanımını da görüştürmemelidir. Fakat, onlara da ve hiç kimseye sert davranmamalı, münakaşa etmemeli, fitne çıkmasına sebep olmamalıdır. Din ve dünyalarına zarar gelecek şeylerden sakınmalıdır. Herkese karşı, güler yüzlü, tatlı dilli olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınların kalbleri ince ve nazik olduğundan, birbirine haset edenleri çoktur. Bu bakımdan, bilhassa yeni evliler, uyanık olmalı, kadınların, hanımını çekiştirmesine aldanmamalı, böyle şeyler söylenmesine fırsat vermemeli, böyle sözlere kanıp hanımını incitmekten sakınmalıdır!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Annesi ve kız kardeşleri için hanımının söylediklerine karşı da uyanık olmalı, anaya yapılan eziyete hiçbir suretle göz yummamalıdır! Anasına, kendisi, hanımı ve çocukları, muhakkak saygı göstermelidir. Ana-babaya, kayınvalide ve kayınpedere hürmet, hizmet edilmesi birinci vazife olmalıdır! Büyüklerin rızasını, duasını almaya çalışmalı, hayır dualarını, büyük kazanç bilmelidir. Bunlara riayet eden, dünyada da, ahirette de mutlu olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımla iyi geçinmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek, hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye düşünmelidir. Hanımının iyiliğini, iffetini Allahü teâlânın büyük nimeti bilmelidir. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmelidir. Çünkü, uygun bir kadın büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı üzmemek değil, onun verdiği sıkıntılara da katlanmaktır. İyi müslüman olmak için hanımla iyi geçinmek şarttır. Kur'an-ı kerimde de mealen, (Onlarla iyi, güzel geçinin) buyuruldu. (Nisa 19)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır.) [Nesai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadınlarınızı üzmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak davranın, iyilik edin!) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımına güler yüzle bakan, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.) [R.Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aklı olan karı-koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık alametidir. Zalim, huysuz kimsenin hayat arkadaşı devamlı üzülerek sinirleri bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş, saadeti sona ermiş demektir. Eşinin hizmetinden, yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona, alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki, bu pişmanlığının faydası olmaz. O halde, hayat arkadaşına yapılacak huysuzluğun, işkencenin zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalışmalıdır! Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar, Rabbinin rızasını da kazanır!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Haksız olan erkek mi, kadın mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yukarıdaki yazımız üzerine, bazı erkekler, (Hep hanımların hakkından bahsediyorsun, biraz da erkeklerin hakkından bahset! Hanım kendi akrabalarını eve alır, bizimkileri almaz. Koca hakkı mühim diye yaz) dediler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben, her zaman erkeği hükümet, kadını da muhalefet olarak kabul ederim. Erkeğin, (Hanım, kendi akrabasını eve alıyor da, benimkileri koymuyor) demesi, hükümetin, (Muhalefet bize iş yaptırmıyor) demesine benzer. Hükümet icra kuvvetidir. Muhalefete danışmadan, hatta onun engellemesine rağmen, istediğini yapabilir. Hanımına (Sen benim akrabalarımı kabul etmiyorsun, ben de senin akrabalarının gelmesine razı olmam) diyemeyen erkeğin, suçu hanımına yüklemesi, affedilmez bir hatadır. Sevgi, saygı karşılıklı olur. Kadın, mecbur olmadığı şeyleri bir ihsan olarak yaparsa, erkek de ona elinden gelen iyiliği, fedakârlığı elbette yapar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hizmeti tercih&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Annem, on yılı yatalak olmak üzere yirmi yıl hasta yattı. Hanım, mecbur olmadığı halde, gece gündüz yatalak anneme baktı. Hanım, bakmasaydı elbette annemi sokağa atamazdım. (Hanımını anasından üstün tutana Allah lanet etsin) hadis-i şerifini biliyordum. Hanım bakmasaydı, anneme kendim bakar, hanım da, istirahat etmek üzere babasının evine giderdi. Hanım da bunu bildiği için istirahat etmeyi düşünmedi, hizmeti tercih etti. Çünkü hanım, şu hadis-i şerifleri biliyordu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın için en büyük hak sahibi kocası, erkeğin de anasıdır.) [Hakim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibi sevaptır.) [Bezzar]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, kocasının hakkını ödemedikçe, Allahü teâlânın hakkını ödemiş olmaz.) [İbni Mace]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kocasına nankörlük etmeyen ve namaz kılan kadın Cennete girer.) [Şira]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet hanımı üzmek doğru değildir. Fakat onun yerli yersiz her dediğini yapmak da doğru değildir. Şu hadis-i şerifleri bilmek gerekir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hanıma kul olan helak olur.) [İ. Gazali]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hanıma itaat pişmanlıktır.) [Kudai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın ne düşünmeli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınların kötü yola düşmemesi için erkek, gerekli tedbirleri almalıdır! Yani kadın, (Eğer ben hainlik edersem, kocam beni belki bırakır) düşüncesinde olmalıdır! İyi kadın, yaptığı iyiliği kocasının başına kakmaz. Yiyip içme ve giyinme gibi hususlarda kocasını üzmez, yapamayacağı şeyi ondan istemez. Kocasının şerefini korur, her işte onun rızasını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışır ve onu üzmez. Peygamber efendimiz kızının ağladığını görüp sordu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;- Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;- Kasıtsız söylediğim bir sözden dolayı beyimi üzdüğüm için ağlıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;- Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki hep kocasının rızasını arar. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Kocasını razı eden kadın, istediği kapıdan Cennete girer. Kocasını üzen kadına, kocası razı oluncaya kadar, Allah lanet eder.) [R. Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunları bilen erkek ve kadın, birbirini niçin üzsün?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir arkadaş anlattı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Gelin, komşu kadınlarla rahat dedikodu yapabilmek için, bizim hanımı evine almak istemiyor. Oğluma "Anneni niçin evinize almıyorsunuz?" dedim. O da "Hanım, annemi istemiyor, annem gelince, evimizin huzuru kaçıyor" dedi. Gelinin annesi gelince, eve huzur geliyor, kocasının annesi gelince, huzur kaçıyor. Şimdi kabahat gelinde değil mi?) Bu arkadaşa, "Kabahat, gelinde değil sizin çocukta" dedim. Bütün okuyucularımıza söylüyorum. Hükümetin kusurunu muhalefete yüklemeyelim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4585156785462299982?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4585156785462299982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/ana-baba-ve-gelin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4585156785462299982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4585156785462299982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/ana-baba-ve-gelin.html' title='Ana-baba ve gelin'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4179756941013157173</id><published>2009-03-29T14:37:00.000+03:00</published><updated>2009-03-29T14:40:19.394+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Düğünde gelen hediyeler kimin'/><title type='text'>Düğünde gelen hediyeler kimin</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Düğünde hediyeler geliyor. Zamanla evde geçimsizlik oluyor, evliliğe son veriliyor. Bu gelen hediyelere kadın ortak mıdır? Erkek hanımına hediye ettiği bilezik ve diğer ziynet eşyalarını, boşanma tahakkuk ettikten sonra geri isteyebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Düğünde gelen hediyelerden, eşarp, entari gibi kadına mahsus olan eşya kadınındır. Müşterek eşya ise erkeğindir. Sünnet çocuğuna gelen hediyeler de böyledir. (Hadika)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanıma hediye olarak verilen mal geri alınamaz. Mahrem akrabası veya nikahlısı olmayan kimseye hibe edilen malı geri almak caizdir. Fakat karşılığı verilmiş, verilen şey çoğalmış ise yahut ikisinden biri ölmüş ise veya verilenin mülkünden çıkmış ise, geri alınamaz. (El-İhtiyar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4179756941013157173?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4179756941013157173/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dugunde-gelen-hediyeler-kimin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4179756941013157173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4179756941013157173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dugunde-gelen-hediyeler-kimin.html' title='Düğünde gelen hediyeler kimin'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-462145037832573346</id><published>2009-03-29T14:36:00.000+03:00</published><updated>2009-03-29T14:37:05.847+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tüp bebek'/><title type='text'>Tüp bebek</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmak caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuğu olmayan karı-kocanın, silsile-i aliyyeyi [büyük İslam âlimlerini] vasıta yaparak, dua etmeleri ve meşru sebeplere sarılmaları gerekir. Materyaller, evli karı kocadan alınır ve haram işlemeden yapılırsa, tüp bebek de caiz olur. (İ. Ahlakı)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu işi erkek doktora yaptırmak caiz olmaz; çünkü hem çocuk sahibi olmak zaruret değil, hem de kadın doktor bulma imkânı vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taşıyıcı annelik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Taşıyıcı annelik yapmak, yani başkasına ait embriyoyu taşımak caiz olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır, caiz olmaz. Sadece, nikâhlı kocasından olanı taşıması caizdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-462145037832573346?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/462145037832573346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/tup-bebek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/462145037832573346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/462145037832573346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/tup-bebek.html' title='Tüp bebek'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-7422024531681180640</id><published>2009-03-28T07:31:00.000+02:00</published><updated>2009-03-28T07:32:03.405+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslami Evlilik'/><title type='text'>İslami Evlilik</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;GELİYORUZ...HEM DE BİR FIRTINA GİBİ ESMEYE GELİYORUZ...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin en büyük '' &lt;a href="http://islamievlilik.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;İslami Evlilik&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; '' sitesi olmak için geliyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitemizi açmadan önce şöyle baktık bi çevremize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep arkadaşlık siteleri, hep arkadaşlık siteleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları boş hevesler uğruna uğraştıran ve bu işi sırf para için yapan arkadaşlık siteleri ile doldu etrafımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSLAM dinini yaşayan bir toplumuz, halkı (çok şükür) MÜSLÜMAN bir ülkede yaşıyoruz ve bunun adeta farkında değiliz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE BİZ DE DEDİK Kİ ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli TÜRKİYE'MİZİN vatandaşlarına bir site açalım ama temiz olsun dedik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar sitemize girdikleri anda nur fışkırsın yüzlerine dedik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE BU SİTEYİ AÇMAYA KARAR VERDİK :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://islamievlilik.blogspot.com/"&gt;İslami Evlilik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLLETİMİZE HAYIRLI OLSUN...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selametle !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dipnot &lt;/span&gt;: Sitemiz şu anda test aşamasında olduğu için sadece dinimiz ve evlilik hakkında bilgiler yer almakta...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İŞTE BU KONULARDAN BAZILARI :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilikle-ilgili-sual-ve.html"&gt;İslami evlilikle ilgili sual ve cevaplar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlenmenin-fayda-ve-zararlari.html"&gt;Evlenmenin fayda ve zararlari&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-bekar-olarak-olmek.html"&gt;İslamiyete Göre Bekar Olarak Ölmek Günah mi?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-evlilik-gorusmesi-nasil.html"&gt;İslamiyette Evlilik Görüşmesi Nasil Olmali&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-7422024531681180640?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/7422024531681180640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7422024531681180640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7422024531681180640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilik.html' title='İslami Evlilik'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-5399033561273208630</id><published>2009-03-27T09:38:00.000+02:00</published><updated>2009-03-27T09:40:35.213+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslami evlilikle ilgili sual ve cevaplar'/><title type='text'>İslami evlilikle ilgili sual ve cevaplar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Gayri müslim bir kadın, (Benimle evlenirsen Müslüman olacağım) dese, onunla evlenmeyi reddetmek küfür olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır küfür olmaz. Evlenme zorunluluğu yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Gayri müslim bir kadın, (Benimle içki içersen veya benimle zina edersen Müslüman olacağım) dese, onun Müslüman olmasını sağlamak için bu günahları işlemek caiz olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Asla caiz olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Evlenirken neye dikkat etmeli, ince eleyip sık dokuyunca uygun kimse yok gibi, ne tavsiye edersiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenmek isteyenler, dinimizin bildirdiği tavsiye, emir ve ahlaka önem vermelidir. Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aradığımız vasıfların önemli olanları karşı tarafta var ise, karar vermek için yeterli sayılabilir. Gereğinden fazla ince eleyip sık dokuyan, kendine bir türlü eş beğenemeyen, kolay kolay evlenemez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bulunması gereken vasıflar yoksa, (Onunla evlenmek istiyorum) diye ısrar eden gençlerin, bu yolda şuursuzca hareketlerle ana babalarını üzmeleri çok yanlıştır. Ana babalar da, aranan gerekli vasıflar var ise, maddi menfaatler gibi basit sebepler yüzünden gençlerin evlenmesine mani olmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dört dörtlük bir talip bulmak elbette çok zor, hatta imkansızdır. Kusursuz eş arayan eşsiz kalır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir gençle konuşuyoruz. Dini bilmiyor, namaz kılmıyor, fakat ben onu düzeltirim. Çünkü evlenince hepsini yaparım diyor. Genç salih biri değil diye babamın bu işe kesinlikle rızası yok. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flört döneminde, gençler açık vermemeye çalışır. Nazik, uysal görünür. Evlendikten sonra, gerçek kimliği ortaya çıkar. (Dini bilmiyor, namaz kılmıyor, fakat ben onu düzeltirim) diyorsunuz. Kimin kimi düzelteceği sonra yani evlenince belli olur. Önce dinini öğrensin! Namaz kılmaya da başlasın. (Evlenince hepsini yaparım) demesine itibar edilmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Babanızın dediği gibi, şu anda onunla evlenmek uygun değildir. Dinimizde böyle kimseye fasık denir. Fasık, dinsiz demek değildir. Açıktan günah işleyen kimse demektir. Fasıkla evlenmek bile uygun değilken, dinsiz ile evlenmek asla caiz olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Anne ve babalar, kızlarını fasıkların, kötü kimselerin bulunduğu yere göndermemeliler. Onlar orada, uygunsuz, hatta dinsiz insanlar ile tanışabilirler. Böyle yapıp, başlarına felaket gelince, (Şimdi suç bizde mi?) diyen anne babalara, elbette suça sebep sizsiniz diyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İslam dinine göre müslüman olmadan evlenilmez. (Evlenince müslüman olurum) veya (Evlenince namaz kılarım) gibi sözlere itibar edilmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Çirkin ve fakir biri ile evlenmek uygun mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenilecek kimsenin sadece dindar olması kâfidir. Zengin ve güzel olursa daha iyidir. Fakat dindar olmazsa zenginlik, güzellik işe yaramaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, malı, güzelliği, asâleti ve dindarlığı için nikah edilir. Sen dindar olanı seç ki, maddi ve manevi nimete kavuşasın!) [Buhari]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadını güzelliği için alma, güzelliği onu helake sürükleyebilir. Sırf malı için de alma, malı onu zarara sokabilir. Dindar olanla evlen!) [İbni Mace]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Salih kimse ile evlenirken fakirlikten korkmamalı. Çünkü Allahü teâlâ, (Eğer fakir iseler, Allah onları, [evlenmeleri sayesinde] fazlı ile zengin yapar) buyuruyor. (Nur 32)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Evli birisini seviyorum. Buluşmuyoruz, sadece kalben seviyorum. Yine de çok günah işliyor muyum?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sevgi, insanın elinde olmayan bir duygudur. İffeti [namusu] korumak ve günah olan işlerden kaçmak şartı ile birisine karşı sevgi duymak günah olmaz. Hatta iffetini koruyarak sevgisini gizlemek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek ölen şehiddir.) [Hakim, Hatib]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Aşkını gizleyip, iffetini muhafaza ederek sabredeni Allahü teâlâ, affedip Cennete koyar.) [İ.Asakir]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Demek ki, dinimizde iffeti muhafaza etmek ve sevgisi sebebiyle günah işlememeye sabretmek, çok sevaptır. Çünkü genel olarak sevgi insanı sağır ve kör ettiği için, insanın kendisini günah işlemekten alıkoyması zordur. Zor olan işleri başarmanın sevabı da büyük olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Ümmetimin hayırlıları, aşk belasına maruz kalınca iffetini muhafaza edenlerdir.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Radyodaki spikere, TVdeki sunucuya gönlü düşen ne yapmalıdır? Böyle birisine gönlüm düştü. Ondan başkasını gözüm görmüyor. Bunun doğru olmadığını da biliyorum, bu sıkıntıdan kurtulmak için ne yapayım? Ne derseniz yapacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birisine gönlünü kaptıran genç, kendisine verilecek nasihati, deli saçması kabul eder. Onun için Peygamber efendimiz, (Sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurmuştur. Sağıra ne anlatsanız duymaz, köre de ne gösterseniz görmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Radyodaki spikere, TVdeki sunucuya gönlü düşen ne yapmalıdır? Tabir caizse, feleğin çemberinden geçmiş, acı tecrübeler kazanmış, his değil, aklı ile karar veren müslüman yaşlı kimselerin nasihatlerine kulak vermek gerekir. (Bu sıkıntıdan kurtulmak için ne derseniz yapacağım) diyorsunuz. Onu hatırlatacak şeylerden uzak durmalı, onun kanalını hiç açmamalıdır. Gözden uzak olunca, gönülden de uzak olur. Tecrübeler gösteriyor ki, bu cins ateşler, zamanla külleniyor. (Ondan başkasını gözüm görmüyor) deseniz de, daha başkalarını göreceğiniz günler gelir. Onlar için de aynı şeyleri söylersiniz. Ana-babanızla ve kardeşlerinizle iyi geçinmeye çalışın! Kendinize faydalı bir meşgale bulun! Bir işi olan kimse, başka işleri unutabilir. Bu yaşta, genelde çok kimse, sizin gibi olur. Çok gençsiniz, birkaç sene sonra bu halinize gülecek ve belki de bize hak vereceksiniz. Namazınızı aksatmadan kılın. Doğru kılınan namaz insanı her kötülükten korur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Teyze çocuklarının evlenmesi mekruh mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet tenzihen mekruhtur. Amca çocukları da öyledir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Zina etmiş biri ile evlenilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dört mezhepte de, zina eden, zina etmemiş birisi ile veya zina etmemiş olan, zina etmiş biri ile evlenebilir. (Cessas)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Cinlerle evlenilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cin ile evlenmek, Şafii mezhebinde caiz, Hanefi�de caiz değildir. Cinnin çoğalması gaz [hava] iledir. Bundan dolayı, cin ile evlenmek, hakiki evlenmek değildir. Cin, insan şekline girip evlendiği de söyleniyor. Bu âlimler, (Belkıs, cin ile insan arasında hasıl olmuştur) diyorlar. Cinden, cin ile uğraşanlardan uzak durmak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: 24 yaşındayım, bugüne kadar hiç kız arkadaşım olmadı. Bazı sebeplerden dolayı olmadı. Onlardan birisi de şu, karşı cinse saygı duyuyorum ve onunla eğlenmek istemiyorum.Yaş ilerledikçe kız arkadaşa ihtiyaç duyuyorum. Çünkü kendimi çok yalnız hissediyorum. Dua ederken Allahü teâlâdan müslüman bir kızla tanışmayı nasip etmesini istemem caiz olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenmek niyetiyle olursa caiz olur. Sırf arkadaşlık niyetiyle konuşmak bile caiz olmaz, duası hiç caiz olmaz. Kendinizi yalnız hissediyorsanız erkek arkadaş edinin. Evlenmeye ihtiyaç duyuyorsanız evlenin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kızla flört ediyoruz, öpüşüyoruz. Evlenme niyetim beni günahtan kurtarmaz mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kurtarmaz. Evlenmeye karar vermek, günahı işlemeyi mubah kılmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Dün yazı-tura attım. Evlilik işine karar vermeden önce Ya Rabbi, eğer bu iş şöyle ise tura getir, böyle ise yazı getir dedim. Bu fala girer mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yaptığınız uygun bir şey değil. Dinimizde istihare vardır. Bir iş hayır mı olacak şer mi olacak istihare ile belli olur. Öyle yazı tura ile olmaz. Dinde bid'at çıkarmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Ehl-i kitap ile evlenmek caiz ise, tesettürsüz bir müslüman kadını ehl-i kitap kapsamında değerlendiremez miyiz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ehl-i kitap kadınla evlenmek tahrimen mekruhtur, yani harama yakındır. Müslümanla kitap ehli aynı kapsama alınmaz. Müslüman kadın namaz kılmak ve tesettüre bürünmek mecburiyetindedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İman bilgilerini okumamış olan iman etmiş olmuyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sorunuzun cevabı evet de hayır da olabilir. Lüzumlu iman bilgilerini bilmek farzdır. Bilmeden iman olmaz. İster okuyarak ister duyarak öğrenmek gerekir. Mesela Amentüde bildirilen altı esasa inanmak şart. Sonra Allahı sıfatları ile bilmek de şart. Mesela Allahın bir tane olduğunu bilmek, mekansız olduğunu, yaratıklara hiç benzemediğini ve diğer sıfatları ile birlikte öğrenmek farzdır. Sırası ile bilmek değil de, sorulunca bilmesi gerekir. Mesela Allahın her şeye gücü yeter mi dendiği zaman evet diyebilmelidir. Bir Rus kızına Müslümanlığı öğrettik. Teker teker sorduk. Mesela Allahın bir olduğuna inanıyor musun? Ölünce ahirete gideceğimize inanıyor musun ve diğer lüzumlu bilgileri sorduk. Evet cevabını alınca kelime-i şehadet getirip müslüman oldu. Onun için Amentüyü iyi bilmek gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kızımı oğluna isteyene (Sen de oğluma kızını ver) demek caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Genç bir kızım. Bir yıllık eşinden ayrılmış bir erkek benimle evlenmek istiyor. Ben de onu sevdim. Neye dikkat etmemi tavsiye edersiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Namaz kılan, namuslu birisi ise, istihare ettikten sonra kararınızı verin! Eğer namaz kılmıyorsa, eski karısına yaptığını size de yapabilir. Çünkü Allahtan korkmayan kimse, insanları aldatmaktan çekinmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ebu lehebin oğulları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Resulullahın kızları Ebu Lehebin oğulları ile nişanlı imiş, evlenmeden boşanmışlar. Ebu Lehebin çocukları müşrik değil miydi? Bu iş nasıl oldu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ebu Leheb, Resulullahın azılı düşmanı idi. Tebbet suresi gelerek, kendisinin ve Resulullahın kapısına dikenleri yığan karısının Cehenneme gidecekleri bildirilince çok öfkelendi. Oğulları Utbe ve Uteybeye daha önceleri nişanlı oldukları Resulullahın kızlarını boşamalarını emretti. Bunlar da babalarının sözlerine uyarak, Resulullahın damatlığı gibi bir şerefi ellerinden çıkardılar, müşrikliklerine devam ettiler. Uteybe, Resulullahın huzuruna da gelip, hakaret etti. Resulullah efendimiz de, (Ya Rabbi, buna bir canavar musallat et) buyurdu. Cenab-ı Hak, Peygamberinin duasını kabul buyurdu. Şama giderken bir gece, bir aslan gelip, kafile içinde, koklayarak bunu bulup parçaladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu iki müşrik, o iki hanım kızı boşadıkları zaman, nişanlı idiler, daha düğünleri olmamış idi. Onları boşayarak Resulullahı geçim sıkıntısına sokmak istemişlerdi. Fakat, Hazret-i Osman, bu fırsattan istifade edip, Utbenin boşadığı Hazret-i Rukayyeyi kız olarak nikah etmekle, Resulullahın damadı olmak şerefine kavuştu. Hazret-i Osman, çok yakışıklı ve beyaz bir gençti. Ebu Lehebin müşrik veletlerinden çok daha zengin idi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ebu Lehebin oğulları ile nişanlandıklarında, Bekara suresinin, (Kadınlarınızı müşrik erkeklerle evlendirmeyin) mealindeki 221. âyeti henüz inmemişti. Çünkü o zaman İslamiyet daha yeni gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İslam Ahlakında, (Genç kızları, koca kimselere vermemeli. Fesada sebep olur) deniyor. Bu, kızları kendilerinden yaşça büyük olan erkeklerle evlendirmemeli demek midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır, değildir. Bu, genç kızlar ihtiyar erkeklerle evlendirilmemeli, mesela 15-20 yaşındaki genç bir kız ile 60-70 yaşındaki ihtiyar ile evlendirilirse fitneye sebep olur demektir. Yoksa erkeğin kızdan büyük olmasının mahzuru olmaz, hatta iyi olur. Erkeğin olgun ve oturaklı olması tercih edilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-5399033561273208630?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/5399033561273208630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilikle-ilgili-sual-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5399033561273208630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5399033561273208630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilikle-ilgili-sual-ve.html' title='İslami evlilikle ilgili sual ve cevaplar'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-3718326443644187699</id><published>2009-03-27T09:31:00.000+02:00</published><updated>2009-03-27T09:32:50.269+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslamiyette Flört'/><title type='text'>İslamiyette Flört</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İşyerinde beraber çalıştığımız bir arkadaşımız şu anda büyük bir üzüntü içerisinde. Nedeni de evlenmeyi planladığı erkek arkadaşıyla ayrılmışlar. Kendisi daha önceden de bu şekilde arkadaşlıklar kurup ayrılıklar yaşamış. Bizlerin bu şekildeki ilişkilere girmemesi yönündeki sözlerimize aldırış etmiyor. Sizin bu arkadaşımız için tavsiyeleriniz nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aşağıdaki flört ile ilgili yazımız yeterli bilgi verebilir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenecek gençlerin flört denilen bir arkadaşlığa asla ihtiyaçları yoktur. Hatta flörtün birçok sakıncası da vardır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flörtte bir tuzak vardır. Flörtte çok defa, kız, erkek tarafından kandırıldıktan sonra terk edilir. Flört, gençlerde gafilce tecrübelere yol açar. Bu tecrübelerin çoğu, kötü şekilde sonuçlanır. Tecrübe için insan, cebine barut koyup kendini tehlikeye atmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Yılan acaba nasıl sokar diye yılanla oynanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flört, akıl mantık hislerini alt üst eder. Flörte alışan, sık sık arkadaş değiştirir. Kızı kandırıp terk eden erkek hain, kandırılan kız da maskara durumuna düşer. Flörtte çok defa, iffet elden gider. Namuslu bir kız için bundan büyük felaket olamaz. Flört, birçok gençleri serseri, müsrif ve perişan eder. Gençler arasında aşağılık kompleksi, kıskançlık, kin, nefret, karamsarlık, düşmanlık, anarşi ve çeşitli ruhi bunalımlar doğurur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flört arzusu, tenhada buluşmaya davet eder. Sonunda, birçok gencin başı belaya girer. Bu arkadaşlıkta iş eğlenceye dökülünce, genç erkeğin güveni sarsılır. Önce kızı zorlar, arzusuna kavuşunca da kızı ayıplar, ahlaksız diye ona hakaret eder. Yüzüne demese bile gencin artık ona olan güveni kalmamıştır, başkalarıyla da böyle yapmadığı nerden malum diye düşünür. Genelde bu hissi eğlencelerden sonra hep soğukluk olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Genç erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahne onu avutmaz, ondaki esrar, onu çeken cazibe, bağ ve düğümler çözülmüştür. O artık başka bir cazibe, daha esrarlı bir düğüm ister, başka eğlenceleri kovalar. Bu bakımdan flört hususunda kız veya kadın, çok hassas olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başından böyle işler geçmemiş bir gence, bunlar anlamsız gelir. Çünkü birisine gönlünü kaptıran genç, kendisine verilecek nasihati, deli saçması kabul eder. Onun için Peygamber efendimiz, (Sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurdu. Sağıra ne anlatsanız duymaz. Köre bütün renkleri gösterseniz, birini diğerinden ayıramaz. Seven kimsenin de gözüne bir şey görünmez. Morfinman gibi olur. Her bakımdan yanlış da olsa, yine onunla evlenmeyi ister.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Atalarımız da demişler ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aşık ile delinin farkı, biri gülmez, biri ağlamaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aşk başta karar etse, akıl firar eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aşk bir deryadır, dalmayan bilmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir yiğit ne kadar kahraman olsa, sevdiğine yenilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sevda geçer yalan olur, sonu sokar yılan olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flört sonucu evlenen gençlerin çoğu sonunda pişman olur. Bu bakımdan salih ana babanın tavsiyelerine mutlaka uymalıdır! Ana baba, oğlunun veya kızının evleneceği kişiye, evlatlarının gözü ile bakmaz. Acı tecrübelerin verdiği firasetle bakar. Atalarımız, (Ulu sözü dinlemeyen uluya kalır) demişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gönül iyiyi de kötüyü de sevebilir. Bu bakımdan sevdiğimiz kimse ile değil, iyi kimse ile evlenmek önemlidir. Sevdiğimiz kimse kötü de çıkabilir. (Seven yanılmaz) demek çok yanlıştır. Hislerden meydana gelen sevgi bir ölçü değildir. Buna sevgi denmez heves denir. Gençler akıllı olmalı, sevgi ile hevesi karıştırmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mağdur olan genç kız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bodrumdan Solgun gül rumuzlu okuyucu özetle diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;19 yaşındayım. Flörtle ilgili yazınızı dikkatle okumamış, şöyle bir bakmıştım. Gerçi baksam da, başında kavak yelleri esen bir kimseye elbette etkisi olmazdı. Başından böyle işler geçmemiş gençlere, bunların pek tesirli olmayacağını, çünkü Peygamberimizin, (Sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurduğunu bildirmiştiniz. Bunu acı tecrübeler sonunda anladım. Genç kızların benim düştüğüm çukura düşmemeleri umudu ile yazıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ablamın kesip sakladığı yazınızda, (Flört, gafilce tecrübelere yol açar. Tecrübe için, ateşle baruta yaklaşılmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Erkek, önce kızı zorlar, arzusuna kavuşunca da, kızı ayıplar, ahlaksız der!) demiştiniz. Biz de evlenmek gibi temiz niyetlerle gezdik, tozduk ve beraber olduk. Ondan sonra benden ayrılmak için bahaneler aramaya başladı. (Sen benimle niçin evlenmek istiyorsun?) dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben de, o anda laf olsun diye, (Yakışıklısın, terbiyelisin, soylusun, boylusun, hem de iyi huylusun!) gibi şeyler söyledim. Bunları söyler söylemez, (Demek benden daha yakışıklısını bulsan onu tercih edeceksin, seni ahlaksız seni!) diye bana çıkışmaya başladı. Gidiş o gidiş, bir daha gözüme görünmedi. Şimdi, o yazınızda, (Hercai genç erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahneler onu avutmaz, ondaki esrar, çözülmüştür. O artık, daha esrarlı bir macera peşindedir) diye ifade edilenleri daha iyi anlıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Okuyucumuz, (Evlenmek gibi temiz niyetlerle...) diyor. Evlenmek niyeti temiz ise de, yapılan işler kirlidir. Evliliği, böyle kirli işler, günahlar üzerine kurmak doğru değildir. Günah mefhumuna inanmayan veya günaha önem vermeyen kimselerle evlenmek doğru değildir. Çünkü onlar evlendikten sonra da günah işlemekten korkmazlar. Onların tek korkusu başkalarının ayıplamalarıdır. Kimsenin olmadığı yerde eğer kanun korkusu da yoksa, hiçbir şeyden çekinmezler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Okuyucu kızımız da o genç delikanlıya, (Sen benimle niçin evlenmek istedin?) diye aynı soruyu sorsaydı, o da, (Güzellik, zenginlik...) gibi bir şey söyleyebilirdi. O zaman, (Benden daha güzelini, daha zenginini bulsan, onu tercih etmen mi gerekir? Yiğit sözünden döner mi?) demeliydi. Fakat ne dese faydası olmazdı. Sokakta onun bunun kızına lâf atan, onu bunu yoldan çıkarmaya çalışanların tuzağına düşmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu konuda birçok mektup geliyor. Konu itibariyle olduğu gibi, hep aynı şeyleri yazmak bakımından da uygun olmuyor. Gazetelere, (Hayatım Roman) gibi, mesela (Aldananlar ve aldatanlar) veya (Mağdur olan gençler) gibi bir köşe açılabilir. Bu acı tecrübeler, tecrübesizlere örnek olabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gençlerin, flört bataklığına düşmeden önce, evlilik öncesi ve sonrası yapacakları işleri bildiren, evlilik rehberi olabilecek yaşanmış olaylara ihtiyaçları vardır. (Yılan nasıl sokar ki?) diye herkesin kendini denemeye kalkması çok yanlış olur. Herkes acı tecrübelerin kurbanı olmamalı. Bu kurbanların acı tecrübelerini okuyarak, kendine çeki düzen vermelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınların saadeti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fransanın meşhur şair kadınlarından Madam Lara Mardirous diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadınlarınıza söyleyiniz! Sahip oldukları aile hayatının kıymetini bilsinler!.. Yaşadıkları İslami hayat ne büyük nimet, ne büyük saadet. Bu yaşayış onları öyle sıkıntılardan korur ki...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ah, şu omzumda hıçkırarak ağlamış kızların adedini bilseler. Kulaklarım, böyle kızların çok feci ve kalbleri yakan şikayetleri ile dolu. Evet, ışıklar ve çiçeklerle süslü balolar, konserler çok tatlı gibi görünür. Aslında buralar, kadınların sömürüldüğü, erkeklere sunulduğu, şehvetlerin tatmin edildiği yerler... Buralar, bir azap hücresi, bir cehennemdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türk erkeklerine sesleniyorum:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınlarınıza, kızlarınıza bunları iyice anlatın. Sakın bu yapılanların kadınlara iyilik olarak yapıldığını zannetmesinler. Bunların sadece ve sadece kadını istismar için yapıldığını bilsinler, sakın bunlara özenmesinler.) Cenap Şehabettin (Evrak-ı eyyam)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flört ve boşanma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Evlenecek tarafların, iyi niyetle, birbirlerini daha iyi tanımaları için, flört etmeleri, nikâhsız beraber yaşamaları niye uygun değildir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çünkü dinimiz, nikâhsız gezip tozmayı haram etmiştir. Haram edilen bir şeyde ise, fayda aranmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlâ haramda şifa tesiri yaratmadı.) [Buhari, Hâkim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Herken de, (Flörtle evlenenler, boşanmaya daha yatkın oluyorlar) diyor. (Net Gazete)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Flört edenler birbirlerini severlerse, bu daha kötü netice verir. Böyle biri, kendisine verilecek nasihati, deli saçması kabul eder. Onun için Peygamber efendimiz, (Aşırı sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurdu. (İbni Mace)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sağıra ne anlatsanız duymaz. Köre bütün renkleri gösterseniz, birini diğerinden ayıramaz. Seven kimsenin de gözüne bir şey görünmez. Morfinman gibi olur. Her bakımdan yanlış da olsa, yine onunla evlenmeyi ister. Bu duruma düşmeden önce, tedbir almak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Facebookta eş aramak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Facebook ve benzeri sitelerde, kitap tanıtımı veya başka maksatlarla kurulan gruplar var. Buralarda, karşı cinsle tanışıp konuşuluyor, hatta internet üzerinden Messengerda sesli ve görüntülü görüşülüyor. Bu görüşmeler, evlenmek gayesiyle olursa caiz olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kesinlikle caiz olmaz. Bu da bir flört çeşididir. Flört yaparak eş bulunmaz. Görüştüğümüz uygun birisi bile olsa, bu yolla bulmak caiz olmaz. Hele genç kızların, böyle sitelere üye olmaları hiç uygun değildir. Kötü niyetli veya cahil kimselerin oyununa gelmelerine, evden kaçarak buluşmalarına bile sebep olabilir. Hiç kötü bir şey olmasa bile, görüşmenin kendisi kötüdür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-3718326443644187699?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/3718326443644187699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-flort.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/3718326443644187699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/3718326443644187699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-flort.html' title='İslamiyette Flört'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4626940493834086491</id><published>2009-03-27T09:29:00.002+02:00</published><updated>2009-03-27T09:30:37.472+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İyi kimse ile evlenmeli'/><title type='text'>İyi kimse ile evlenmeli</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Dinimizde ırk ayrımı var mıdır? Zenci ile, Alman ile, Japon ile, çingene ile, Sünni ile alevi ile, Hıristiyan ile, Budist ile, ateist ile evlenmenin sakıncası var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek veya kadın olduğunuzu yazmamışsınız. Çünkü cevap farklı olur. Dinimizde, Müslüman erkeklerin Ehl-i kitap [Hıristiyan veya Yahudi] olan kadın ile evlenmeleri tahrimen mekruh olsa da caizdir. Fakat Müslüman bir kadının Ehl-i kitap olan erkek ile evlenmesi caiz değildir. Evlenmeye niyet ettiği an Müslümanlıktan çıkar. Müslüman erkek de, Müslüman kadın da Budist ile, Ateist ile evlenemez. Evlenen, Müslümanlıktan çıkmış olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizde ırk ayrımı kesinlikle yoktur. Din ayrımı vardır. Çingene olmak, zenci olmak bir ırktır. Salih bir Müslüman ise evlenmekte hiçbir mahzur yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadın, Müslüman olan Alman ile veya Japon ile evlenebilir. Ancak, o kimsenin salih olması önemlidir. Namaz kılması ve haramlardan sakınması lazımdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğin de, evleneceği kadın da aradığı özelliklerin içinde, namaz kılması ve tesettüre riayet etme başta gelir. Ben Müslümanım diyen bir kadın, eğer namaz kılmıyorsa, tesettüre riayet etmiyorsa onunla evlenmek günah olur. Ben Müslümanım diyen bir erkek de, namaz kılmıyorsa, içki, zina, hırsızlık gibi haramlardan sakınmıyorsa, onunla da evlenmek günah olur. Çünkü Şirat-ül İslam kitabındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kızını fasıkla evlendirenin duası ve ibadetleri kabul olmaz.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Fasık erkekle evlenmeye razı olan kimsenin, kabrinden kalkarken, alnında, Allahın rahmetinden ümidini kesmiş yazısı bulunur.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Şefaatime kavuşmak isteyen, kızını fasıkla evlendirmesin!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Fasık, açıktan günah işleyene denir. Mesela namaz kılmayan, tesettüre riayet etmeyen fasıktır. Fasıkla, yani açıktan günah işleyenle evlenmek doğru değildir. Hele inancı bozuk birisi ile evlenmek hiç doğru değildir.]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslüman erkek de, edebi, hayâsı, ahlakı güzel olan, dinini, imanını, İslamın şartlarını öğrenmiş, İslamiyete uyan, sokakta dinin emrettiği şekilde giyinen namuslu bir kız ile evlenmelidir. İffet sahibi, dinini kayıran saliha bir kız aramalı, illâ da (Malı çok, güzel bir kız olsun) dememelidir. Mal için, güzellik için, ırk için, renk için iffeti ve salahı [dine olan bağlılığı] elden kaçırmamalı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İki hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, ya malı için veya güzelliği için, yahut da dindarlığı için alınır. Siz dindar olanını alın! Malı için alan malına kavuşamaz, yalnız güzelliği için alan, güzelliğinden mahrum kalır.) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Güzelliği ve malı için bir kadınla evlenen, ikisinden de mahrum kalır. Dini için, saliha olduğu için evlenene, mal ve güzellik de nasip olur.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Netice:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek olsun kadın olsun, evleneceği kişinin, haramlardan kaçan, ibadetlerini yapan, güzel ahlaklı biri olması lazımdır. Sadece boyuna bosuna, kaşına gözüne bakan, ulu sözü dinlemeyen, dünyada ve ahirette uluyakalır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ölçü şudur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenilecek kişinin iyi insan yani salih müslüman olmasıdır. Irkı ve rengi önemli değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Namaz kılmayan birisi ile, ileride kılar ümidiyle, tesettürsüz bir kız ile ileride kapanır ümidiyle evlenmek uygun mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Namaz kılmadıkça, kapanmadıkça evlenme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4626940493834086491?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4626940493834086491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/iyi-kimse-ile-evlenmeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4626940493834086491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4626940493834086491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/iyi-kimse-ile-evlenmeli.html' title='İyi kimse ile evlenmeli'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-5066126523844082704</id><published>2009-03-27T09:29:00.001+02:00</published><updated>2009-03-27T09:29:40.201+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dengi ile evlenmek'/><title type='text'>Dengi ile evlenmek</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual: Tecrübeli kimseler, (Evlenirken seçeceğin eşin tahsili kendi tahsilinizle aynı olmasına ve bir de aynı yöreden olmasına dikkat etmelisiniz) diyorlar. Bu durum dini yönden de böyle midir? Bir kız, erkekte neleri araması lazımdır?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;İyi geçinmekte, tahsilin ve aynı yöreden olmanın avantajları vardır. Ama bunlar şart değildir. Tahsil farkı çok olursa, onun seviyesine inip bir şey anlatmak zor olur. Ayrı yörelerden olursa alışkanlıklar farklı olduğu için anlaşma zor olabilir. Aynı yöreden olursa âdetlerde anlaşma kolaylaşır. Ama kızda ve erkekte şu üç vasfın bulunmasına dikkat etmelidir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Dinine bağlı olmalı.&lt;br /&gt;2- Sağlıklı olmalı, evliliğe gölge düşürecek hastalıkları bulunmamalı.&lt;br /&gt;3- Mizacı, ahlakı iyi olmalı. Her şeye kızan, pire için yorgan yakan tiplerle geçim zor olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vasıflara haiz olan oğlanı da, kızı da dengi ile evlendirmelidir.&lt;br /&gt;Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:&lt;br /&gt;(Kızınızı küfvüne [dengine] uygun olanla evlendirin.) [Tirmizi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfüv, erkeğin soyda, malda, din işlerinde ve şerefte kadına uygun olması demektir. Yoksa, zengin olmak, maaşı çok olmak, tahsilli olmak ve aynı yöreden olmak demek değildir. Küfüv, erkeğin salih Müslüman olması, namaz kılması, içki içmemesi, yani İslamiyete uyması ve nafaka kazanacak kadar iş sahibi olması demektir. Erkek şu hususlarda kadından üstün olmalıdır. Eşit olsa da olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Sanatta erkek daha üstün olmalı ve denk olmalı. Aşağı sanatlı erkek, yukarı sanatlı kadının dengi sayılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Erkek kadından zengin olmalı yahut geliri, kadınınkinden çok veya eşit olmalı. Zengin kadın, fakir erkeğin dengi sayılmaz. Erkek, mehr-i muacceli ve bir aylık nafakayı verecek güçte ise, zengin kadına denk sayılır. Köylü erkek, şehirli kızın dengi sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Erkek kadından daha dindar olmalı veya eşit olmalı. Fâsık erkek, saliha kızın, hatta salih kimsenin kızının dengi olamaz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-5066126523844082704?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/5066126523844082704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dengi-ile-evlenmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5066126523844082704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5066126523844082704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dengi-ile-evlenmek.html' title='Dengi ile evlenmek'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-3825394304772582276</id><published>2009-03-27T09:21:00.000+02:00</published><updated>2009-03-27T09:22:52.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İffet ve hayanin önemi'/><title type='text'>İffet ve hayanin önemi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İffet ve hayanın önemi nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allahü teâlâ, insan neslinin devamı için, erkek ve kadını birbirine karşı cazip kılmıştır. Aynı zamanda, bu kuvvetli duygu karşısında, insanları, dünyada çetin bir imtihana tâbi tutmuştur. Dünyadaki kısa ömrümüz içinde, en zor imtihan iffet imtihanıdır. Bu imtihanda kazanan bir insan, dünya ve ahiretin kahramanıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsanların kusursuz olması veya insanın düşüklüğü, daha ziyade iffet işinde belli olur. Allahü teâlâ, Kuran-ı kerimin birçok yerinde, iffetini muhafaza edenlere, büyük mükafatlar vaad etmiş, iffetini muhafaza etmeyenlere de, Cehennem azabını göstermiş, iffetsizleri, bir insanı öldüren bir câni ile bir tutmuştur. Müminlerin vasfını anlatırken de buyuruyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet eder.) [Müminun 1-8]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İffetli kimse, haya sahibidir, yani günah işlemeye utanır. Haya sahibi olmanın önemi büyüktür. Bu husustaki birkaç hadis-i şerif:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Haya imandandır.) [Buhari]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hayası olmayanın imanı da olmaz. İmansız da Cennete giremez.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Haya azlığı küfürdendir.) [Hakim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Haya, iffet, dile sahip olmak ve akıl imandan; cimrilik, müstehcenlik, çirkin söz ve hayasızlık nifâktandır.) [Beyheki]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İffet, yani namus ne kadar önemli ise, namussuzluk da o kadar kötüdür. Namusun önemi hakkındaki hadis-i şeriflerin birkaçı şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Zinadan korunan müslüman Cennete girer.) [Beyheki]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Başkasının karısını kızını ayartan bizden değildir.) [Hakim, İ.Ahmed]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İ. Hibban]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Şu altı şeyi yapanın Cennete girmesine kefilim: Doğru konuşan, verdiği sözü yerine getiren, emanete riayet eden, namusunu koruyan, gözlerini haramdan sakınan, ellerini kötülükten çeken.) [İ.Ahmed]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Haya on kısımdır. Dokuzu kadında, biri erkektedir) hadis-i şerifinde de bildirildiği gibi, kadınların hayası erkeklerden çoktur. Öyle olmasaydı, çok çirkin işler meydana çıkardı. Din düşmanları bunu bildikleri için, daha çocukken kadınlardan hayayı kaldırmaya çalışıyorlar. Hayasız bir toplum meydana getirmeye çalışıyorlar. Müslüman kadını hayalı olmaya devam etmelidir. Hadis-i şerifte, (Haya güzeldir, fakat kadında daha güzeldir) buyuruldu. (Deylemi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsan günahlarının çoğu, iffet konusu içindedir. İffet, bir genç kızın veya kadının, değeri para ile ölçülemeyen bir mücevheridir. Bu mücevheri ele geçirmek için, Allahü teâlâdan korkmayan her erkek, bütün şeytanlığını kullanır. Ele geçirdikten sonra, maksadına erişmiştir. Artık o, mücevherlikten çıkmış, adi bir taş olmuştur. Sokağa atılıverir. Bu alış-verişte, erkek, bir namus hırsızıdır. Kadın ise, mücevherini çaldırmış, bir zavallıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İffetsiz olan, Allah katında günahkâr, halkın yanında da itibarsızdır. Bir namussuzun toplumdaki iyilerin yanında itibarı [saygınlığı], bir köpeğin itibarı kadar yoktur. Erkeklik ve dişilik duyguları, insanlarda da, hayvanda da vardır. Hayvanlarda utanma hissi olmadığı için, onlar, bu duygularını gizlemez. İnsan ise, şeref ve haysiyet duygularına sahip olduğu için, erkeklik ve dişilik hislerine karşı meşru yol arar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir insanın ve bir ailenin şerefi ve itibarı, bu duygu karşısındaki tutumu ile ölçülür. Zengin ve çok güzel bir kadın, eğer iffetsiz ise, itibarsızdır. Fakir ve namuslu bir kadın ise, her yerde, her zaman itibarlıdır, saygıya layıktır. Bunlar, normal ve temiz bir toplumun iffet ölçüleridir. İffet kaidelerini ayaklar altına almış, yalnız hayvani hisleri peşinde koşan insan topluluğu, bu sözlerle alay eder. Onlara sözümüz yoktur. Dünyadaki pek çok rezaletler, cinayetler, iffetsizlik yüzünden meydana gelmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsanların pek çoğu, iffetsizliğin fenalıklarını bildikleri halde, kendilerini bu fena yollara sapmaktan alıkoyamaz. Bu kuvvetli duygu karşısında, onları selamet yoluna çıkaracak çare, terbiye ve ahlak meselesidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allahtan korkan bir insan iffetsiz olamaz. O halde, çocuklarımıza Allah korkusunu öğretmeye çalışmak, bizim için en başta gelen görev oluyor. Allahü teâlâdan korkmak için, Allahı iyi bilmek lazımdır. Allahı bilmek için, Onun büyüklüğünü ve sıfatlarını öğrenmek zorundayız. Allahü teâlâyı hiç düşünmeyen bir topluluk için, Allah korkusuna sahip olmak kolay değildir. Allahü teâlâdan korkmak da, bir bilgi, bir çalışma ve bir gayret işidir. Durup dururken, Allah korkusu meydana gelmez. Dinin emir ve yasaklarına riayet edene kolay gelir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özellikle büyük şehirlerde iffet işi tehlikeli bir yoldadır. Bir genç kızın, kendi başına yalnız kendi aklı ve anlayışı ile iffetini muhafaza etmesi, cidden güçtür. O genç kız, eğer biraz da güzelse, hatıra ve hayale gelmeyen tehlikelerle çevrilmiş demektir. Bu tehlike, okulda, yollarda, otobüste, komşularda, hatta evinin içinde, telefonda, internette yakasını bırakmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızlarımız, tehlikeler karşısında aciz bir mahluk olarak, ahlaksızların elinde bir oyuncak olmamalıdır. Bu devirde herkesten, her yerde ona zarar gelebilir. Bu zarar, onun parasına, puluna değil, şeref ve haysiyetinedir. Paraya olan zarar telafi edilebilir. Manevi zarar, yerine konamaz. Ahlaksızların içinde genç kız için şerefle yaşamak çok güçtür. İffetli bir kız, diğer bazı kızlar gibi, flört yapmaya heveslenmemeli. Bu tehlikeli bir tecrübedir. Esasen flörtle yapılan evlilik, çok zaman mutluluk getirmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İffeti muhafaza için, gençleri zamanında evlendirmeli, iffeti zedeleyecek yerlerden uzak durmalıdır. Gençliğin hakkı adı altında çeşitli eğlenceler, genç kızı elde etmek için birer tuzaktır. Bunun tuzak olduğuna inanmayan bir kız, tuzağın içine düştükten sonra, aklı başına gelir. Fakat iş işten geçmiştir. Tuzağın görünüşteki cazibesine kapılan kızlar, erkeklerin elinde çabucak birer oyuncak hâline gelir. Kendine güvenen bir kız bile, onların karşısında sonuna kadar dayanamaz. Yakışıklı bir erkeğin aldatıcı gülümsemesi karşısında, yenilebilir. Artık o kız, tuzağa düşmüştür. O tuzaktan kurtulan pek az veya hiç yoktur. Halbuki, o tuzak dediğimiz eğlence yerlerine gitmemek daha kolay bir iştir. (Göz görmeyince, gönül katlanır) diye bir atasözü vardır. Oraya gitmeyen bir genç kız, oranın tehlikesinden kurtulmuş olur. Giderse, kurtulması zordur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın gözü ile kadın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek gözü ile kadın konusunu ele almadan önce, kadın gözü ile kadınların halini anlatan bir yazıyı buraya almak istiyorum. Bayan Gülay Göktürk, Yeni Yüzyıldaki yazısında özetle diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadınların, hayatın çeşitli alanlarında vitrin süsü gibi kullanılmasına hep tepki duydum. Politik partilerin, vitrinlerine mostralık birkaç kadın koyarak, kolay tarafından çağdaş parti imajı peşinde koşmalarına da, gazetelerin her Allahın günü arka sayfalarında ayırdıkları güzel kadın kontenjanına da, basının kadın unsurunu tabak-çanak gibi bir promosyon malzemesi olarak kullanmasına da, reklamlarda pazarlanan ürüne uysa da uymasa da çıplak kadınların boy göstermesine de bir türlü alışamadım. Ama, şu fuarlar var ya fuarlar... Kadın vücudunun fuarlarda son model arabaların, tekstil makinelerinin, inşaat malzemelerinin yanı başında hostes olarak kullanılışı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşte aşağılanışın bu kadarına katlanamıyorum. Kim bilir, belki canlı canlı gördüğüm içindir; belki orada bulunuşlarına bir gerekçe bulmak için en ufak bir gayret gösterilmeye bile zahmet edilmeden, tam bir utanmazlıkla resmen ve alenen kullanıldıkları için...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşıyorum: İyi kötü birer kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece durup o arabaların birer aksesuarı gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bilişim 98i dolaşırken yine aynı mide bulantısını yaşadım. Göğüslerini ve uzun bacaklarını açıkta bırakan giysileri ve frapan makyajlarıyla hostes kızlar yine iş başındaydı. Hayatlarında tek bir tuşuna basmadıkları, en basit bir soruya cevap verebilecek kadar bile tanımadıkları bilgisayarların yanında durarak, bulundukları standı bir cazibe merkezine dönüştürmeye çalışıyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Önlerinden çabucak ve göz göze gelmemeye çalışarak geçip Bilgisayarlı Beste Yarışmasının yapılacağı salona yöneldim. Yarışmada finale kalan 11 gencin bilgisayarlarıyla kurdukları orkestralarına çaldırdıkları özgün besteleri dinledim. Yarışmacılar arasında bir tek bile kız yoktu. Hatırladığım kadarıyla geçen yıl ve ondan önceki yıl da yoktu. Erkekler bilgisayarda beste yapıyor, kızlar da o bilgisayarların yanında durup erkekleri çekmeye çalışıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Avrupadaki seks yerleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gidenler bilirler, Amsterdamın Red Light District denen semtinde gezerken, seks shopların neon ışıklı geniş vitrinlerinde müşteri bekleyen fahişeler görürsünüz. Akşam hava karardı mı, üzerlerinde bir sütyen bir külotla vitrine çıkar, saatlerce ya ayakta ya da bir sandalyeye oturarak, arada bir seksi hareketler yaparak müşteri bulmaya çalışırlar. Vitrine çıkmış kiralık kadınlardır bunlar. Vücutları hiç tartışmasız metadır. Sadece üzerlerinde fiyat etiketleri eksiktir. Seks shop sahipleri hiç değilse, sattıkları mal konusunda müşteriyi yanıltmaya çalışmıyorlar. Fuarlardaki gibi kadın vücudu ile müşterinin aklını karıştırıp, dikkatini dağıtıp başka bir şey satmıyorlar. Müşteri ne almak istiyorsa ona bakıyor, beğenirse parasını bastırıp alıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bence fuarlarda yapılan şey ticari ahlaka da sığmıyor. Kadın gösterip araba ya da bilgisayar satmaya çalışmak doğrudan dolandırıcılığa giriyor. Hostes kızlarımız da bu dolandırıcılığa alet oluyor.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İffetli kadın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yukarıdaki yazıda Kadın gözü ile kadın demiştik. Bu isabetli bir tabir değildir. Çünkü iyi bir kadının diğer kadınlara bakışı ile, kötü bir kadının bakışı farklıdır. İyi bir erkekle, kötü bir erkeğin bakışları da farklıdır. İyi bir kadınla, iyi bir erkeğin bakışları arasında fazla fark olmaz. Yukarıdaki yazıyı feminist bir kadının, kadınlara hangi açıdan baktığını göstermek için almıştık. Şimdi de, Türkiye Gazetesi yazarlarından Sayın Rahim Erin yazısını özetle alıyoruz:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir Müslüman genç kız ve kadının giyinişi sade olmalı; dikkat çekmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sade ve özenli bir kıyafet, muhatabında saygı uyandırır. Aşırı renkler ve dikkat çekici ve gösterişe kaçan süslerden kaçınmalıdır! Pantolon, erkek kıyafetidir. Ayrıca pantolon, hanımları çirkinleştirmekte, manto altında bile olsa kaba saba olmaktadır. Ayakkabıları da sade olmalı, yürürken ses çıkartmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tesettür, sade ve gösterişten uzak ve zarif olmalıdır. Mümine narin olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın, gülünç olacak şekilde giyinip süslenmemeli; partal da olmamalıdır. Sadelikteki ihtişam ve estetiği yakalamaya çalışmalıdır. Örtünme, gösteriş veya başka bir maksatla olmamalı. Tesettür, yüce Allahın emri olduğu için yapılırsa, bunu yapan hanım, her an sevap alır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sırf rızk endişesi ile, zaruretsiz, uygunsuz işlerde çalışmamalıdır. İş hayatında, erkeklerle sürekli muhatap olmanın büyük zararı olur. Evlerimiz kadınlarımızın sarayıdır. Kızlar ve kadınlar, bu saraylarda el işi, ev işi, mutfak işi... gibi işlere zevklerini, estetiklerini, göz nurlarını, ihlâslarını katarak eserler vermekte; anneler, dinimizin ve millet hayatımızın teminatı sağlam nesiller yetiştirmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunlar yapılırken de günün nasıl bittiğinin farkına bile varılmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nerede cennet benzeri bu hayat; nerede servise yetişme, işe ulaşma ve iş hayatında verimli olma kaygısı? Evlerde ne patron baskısı, ne müdür sorgusu, ne azar, ne de kem gözler vardır; günahtan uzak bir huzur iklimi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dışarıdaki işte çalışan bir kadın; ne kadın kalmakta, ne erkek olmakta ve bu çelişkinin ruhunda doğurduğu sancı yüzünden de çok çabuk çökmekte ve devamlı namahremlerle görüştüğü için de maalesef, yüzündeki nur kaybolmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu sebeple, işte çalışmaktan başka çaresi olmayan hanımlar, günaha girmeden, günlerini kurtarmaya azami dikkat etmelidir. Bunlara uyan kazanır, uymayan ise kaybeder. Peygamber efendimiz, (Ateşe dayanacağın kadar günah işle) buyuruyor. Ar damarı çatlamış kıyafetlerle sokaklarda dolaşmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uygunsuz giyiniş, pervasız bakışlar, iç gıcıklayıcı ses tonu, dikkat çekici yürüyüş gibi dinimizin yasakladığı hal ve hareketlerden uzaklaş; yüksek iman, edep ve iffetle bayraklaş...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir hanım, zaruret olmadan, yabancı erkeklerle telefonla bile görüşmemeli, onlarla senli benli olmamalıdır. Zaruret varsa, konuşma gayet kısa ve mesafeli, resmi ve ciddi olmalıdır. İhtiyaçtan fazla konuşmak, şakalaşmak, şımarıklık, lâubalilik ciddiyetten uzaklaştırır; kötü puana sebep olur. Hareketler hiçbir zaman hoppa, hafif meşrep olmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımlarının en büyük serveti iffet ve edebidir. İffet ve edep, insanla hayvanı ayıran farktır. Bir genç kız, kısmetini sokakta ve gayri meşru yollarla aramamalıdır. Bir kız, evlenmek, hakkında hayırlı mı, hayırsız mı bilemez. Bu bakımdan mutlaka evlenmeyi değil, hakkında hayırlı olanı istemelidir!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu tavsiyelere uyan, herkesin hürmet edeceği hakiki bir hanımefendi olur. Hanımefendi olan da, Allahı, Resulullahı ve Müslümanları sevindirir; öbür halde ise şeytanı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir mümine öyle olmalı ki, başka mümineler de ona imrenmeli ve ona benzemeye çalışmalıdır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-3825394304772582276?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/3825394304772582276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/iffet-ve-hayanin-onemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/3825394304772582276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/3825394304772582276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/iffet-ve-hayanin-onemi.html' title='İffet ve hayanin önemi'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8593185040858664379</id><published>2009-03-27T09:19:00.000+02:00</published><updated>2009-03-27T09:20:20.027+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlenmenin fayda ve zararlari'/><title type='text'>Evlenmenin fayda ve zararlari</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Günümüzde evlilik zararlı mı? Evlilikte dikkat edilecek hususlar nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenmenin fayda ve mahzurları, şahıstan şahısa göre değişir. Kimisi için evlenmek dünya ve ahiret saadetine sebeptir. Kimisi için ise mahzurlu olabilir. Birisiyle nikahlanmak isteyen, birkaç defa istihare etmeli, Hak teâlâya sığınmalı, nefsin ve kötü kimselerin araya katılmasından korunmak için, yalvarmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenmenin faydalarından birkaçı şunlardır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Evlilikten çocuk olabilir. Evladı salih olursa, kendisi için dua eder. Onun sebebiyle birçok nimetlere kavuşur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Öldükten sonra sevabı kesilmeyen iyi işlerden biri de, salih evlat yetiştirmektir. Ana-babası öldükten sonra böyle evladın ettiği dualar, ana-babasına ulaşır.) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuk, ana-babasından önce küçükken ölür, ebeveyni de bu acıya katlanırsa, çocuk onlara şefaatçı olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Çocuğa Cennete gir, denir. Öfke ile "Ana-babamı almadan girmem" der. Sonra ana-babası ile Cennete girer.) [Nesai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Çocuklar Cennet kapısının önünde toplanıp, hep birden bağırıp, ana-babalarını isterler. Bağırmaları, ana-babaları oraya gelinceye ve her biri ana-babasının elini tutup Cennete girinceye kadar devam eder.) [İ.Gazali]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Evlenmeyen kimse, gözünü haramlardan koruyamayabilir. Evlilik, şeytanın kötülük yapmasından uzaklaştırabilir ve dinini korumaya yardım edebilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Evlenen, dininin yarısını korumuştur. Artık diğer yarısını korumak için de Allahü teâlâya karşı gelmekten sakının!) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Şükreden kalbe, zikreden dile ve ahiret hususunda size yardımcı olacak saliha bir hanıma sahip olmaya çalışın!) hadis-i şerifinde hanımın, zikir ve şükürle beraber buyurulması, saliha hanımların bir nimet olduğunu göstermektedir. Dinini korumakta yardımcıdır. (Tirmizi)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hazret-i Ömer buyurdu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İmandan sonra, iyi bir hanımdan daha büyük nimet yoktur.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günümüzde bekâr kalarak dini korumak zordur. Evlenmek, dini korumaya yardımcıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir genç evlenince, şeytan şöyle der: "Eyvah, dinini benden korudu.") [İ. Asakir]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başka bir hadis-i şerifte de, evlinin 2 rekat namazının, bekârın kıldığı 80 rekattan daha fazla sevaba kavuşacağı bildirilmiştir. (Ramuz)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Kadınların huysuzluklarına ve onların ihtiyaçlarını temin için sabretmek, üstün ibadetlerdendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Günahlardan bir günah vardır ki, ailesinden çektiği sıkıntıdan başka bir şey ona kefaret olmaz.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kötü kadınlar arasına düşerek, nefsine aldanıp haram işlemekten korkan gencin, afif, temiz müslüman bir kız bulup evlenmesi farz olur. Böyle sıkışık durumda olmayan genç, ilim ve ahlak edinmek için çalışıp kadınlara ait özel bilgileri öğrendikten sonra evlenmelidir. Çoluk çocuğuna helalden nafaka kazanmaktan aciz olanın evlenmesi doğru olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslüman bir gencin önce dinini iyice öğrenmiş olması gerekir. Ondan sonra sünneti yerine getirmek niyetiyle evlenebilir. Edebi, hayası, ahlakı güzel olan, dinini, imanını, İslamın şartlarını öğrenmiş, İslamiyete uyan, sokakta dinin emrettiği şekilde giyinen bir kızla nikahlanmalıdır! İffet sahibi, dinini kayıran bir kız aramalıdır! İllâ da (Malı çok, güzel bir kız olsun) dememelidir! Mal için, güzellik için iffeti ve salahı elden kaçırmamalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, ya malı için veya güzelliği için, yahut da dini için alınır. Siz dini olanını alınız! Malı için alan malına kavuşamaz. Yalnız güzelliği için alan, güzelliğinden mahrum kalır.) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Din ile güzelliğin birlikte bulunması çok iyidir. Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Güzelliği ve malı için bir kadınla evlenen, ikisinden de mahrum kalır. Dini için evlenene, mal ve güzellik de verilir.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nikahtan önce kızı görmek sünnettir. (Görmeden olan evliliğin sonu, üzüntü ve pişmanlıktır) hadis-i şerifi, nikahtan önce kızı görmenin önemini bildirmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evliliğin külfetleri çoktur. Ailenin ve çocukların mesuliyetleri vardır. Her babayiğit bu mesuliyetlerden kurtulamaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İkinci asırdan sonra insanların en hayırlısı, gailesi az ve çoluk çocuğu olmayandır.) [Ebu Yala]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Gün gelir, kişinin helakı, hanımının, ana-babasının ve çocuklarının elinden olur. Bunlar onu, fakirlikle ayıplar. Gücünün yetmediğini kendisinden isterler. Kişi bu sebeple tehlikeli işlere girer ve dini gider, helak olur.) [Beyheki]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kulun dağlar gibi iyiliği, sevabı olduğu halde, Kıyamette aile hakkından, onların bakımından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden sorulur. Böylece bütün hasenatı borçlarına ödenir. Bir şeyi kalmaz. Sonra bir melek şöyle der: İşte şu, çoluk çocuğu dünyada bütün sevaplarını yiyip bitiren ve bugün rehin olarak kalan kimsedir.) [İ.Gazali]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evliliğin külfetlerinden bazıları şunlardır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Helal nafaka temininde güçlük çeken kimse, harama sapar ve kendini helake sürükler. Bekâr olursa kendini geçindirmesi daha kolay olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kıyamette insanın ilk hasmı aile efradıdır. Derler ki: (Ya Rabbi, bundan hakkımızı al! Biz bilmiyorduk. O bize haram yedirdi.) Çoluk çocuğun hakkı alınır. Sadece mal bakımından değil, ilim bakımından da aile efradını cahil bırakmamalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kişi, ehlini cahil bırakmaktan daha büyük günahla huzur-i ilahiye çıkamaz.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Ailesiyle hoş geçinememek, kötü huylarına sabredememek felakettir. Çünkü erkek çoban gibidir, âmir gibidir, maiyetinden mesuldür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kişiye, tekeffül ettiği kimseye bakmaması günah olarak yeter.) [Nesai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allahü teâlâ, kendimizi ve aile efradımızı Cehennemden korumamızı emrediyor. Halbuki insan kendini korumaktan aciz iken, mesuliyeti altındakileri nasıl koruyabilir? Geçimsiz, sinirli kimseler hanımlarının kötü huylarına sabredemeyeceği için evlenmemeleri daha uygun olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Çoluk çocuk kalbi meşgul edebilir. Kendisini ibadetten alıkoyabilir. Ebu Süleyman-i Darani hazretleri buyurdu ki: (Bekârlığa dayanmak, ailenin çilesine dayanmaktan daha hayırlı, onların eziyetine katlanmak, Cehennem ateşine dayanmaktan daha hayırlıdır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Güzel ahlaka sahip olan, helal nafaka kazanabilen, hanımını üzmeyecek olan, evlenmesi ibadetine mani olmayan kimsenin evlenmesinde mahzur yoktur. Helal nafaka kazanması zor ise, geçimsiz ve huysuz ise, evlenmesi hayırlı işlerine mani oluyorsa evlenmesi mahzurlu olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8593185040858664379?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8593185040858664379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlenmenin-fayda-ve-zararlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8593185040858664379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8593185040858664379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlenmenin-fayda-ve-zararlari.html' title='Evlenmenin fayda ve zararlari'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8014799345163122885</id><published>2009-03-26T14:16:00.000+02:00</published><updated>2009-03-26T14:17:11.521+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dinimize göre kadinlarin çalişmasi'/><title type='text'>Dinimize göre kadinlarin çalişmasi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kadınların çeşitli sanayi kollarında çalışmasında bir sakınca var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizde kadın, geçim derdinden, düşüncesinden muaf tutulmuştur. O, çalışarak, didinerek para kazanmaya mecbur değildir. Her şeyi onun ayağına getirmek mecburiyeti vardır. Dinimiz ona bu kıymeti vermiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslüman kadın ticaret, fen, sanat ve ziraat ile uğraşmaya mecbur değil ise de, bunlarla meşgul olması, para kazanması günah değildir, kendi isteği ile çalışabilir. Yalnız, bunlarla meşgul olurken, haramlardan sakınması şarttır. Haram işleyerek iş yapılamadığı gibi, ibadet de yapılamaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İhtiyaç halinde çalışmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kadın hangi şartlarda çalışabilir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadının; ana, baba ve mahrem akrabası yok ise veya mevcut olup fakir iseler, kimse buna bakmıyorsa, devlet de yardım etmiyorsa, bu kadın, kendinin, çocuklarının ve hastalık, ihtiyarlık sebebi ile çalışamayan fakir ana babasının nafakalarını temin etmek için çalışmak zorundadır. Erkekle karışık olmayan kadın işlerinde çalışır. Erkek bulunmayan iş yok ise, sıhhatini, dinini, namusunu, Müslümanlık haysiyetini ve şerefini koruyacak kadar farz olan nafakayı kazanmak için, yabancı erkeklerin bulunduğu yerde örtülü olarak çalışması caiz olur. Bu nafakayı kazanmasında mani olunması, ikrah olur. Böyle ihtiyaçtan fazla, orada kalması caiz olmaz. Çalışırken, başını, kollarını açması için zorlarlarsa, açmazsan burada çalışma derlerse, örtülü olarak çalışacak başka yer bulamayınca, kolları açık çalışması, İmam-ı Ebu Yusuf kavline göre caiz olur. Kadının kulaklarından sarkan saçlarını örtmesi farz değildir diyen âlimler de mevcuttur. Harac olduğu zaman, bu zayıf kavil ile amel etmek caiz olur. Başında bulunan saçları örtmenin farz olduğu sözbirliği ile bildirildi ise de, kulaklardan sarkan saçların açılması, zorlanmak sebebi ile caiz olur. Böyle zorlanan kadın, her zaman, erkekle karışık olmayan veya örtülü çalışacak yer aramalıdır. Bulunca, orada çalışması lazım olur. Saçlarını, kollarını sokakta, gidip gelirken örtmelidir. Müslüman erkekle evlenince, bunun nafakasını kocası temin etmeye mecburdur. Zengin olmadığı için, anasına, babasına ve çocuklarına nafaka vermesi lazım gelmez ise de, kocasının izni ile çalışıp onlara bakması lazımdır. (S. Ebediyye)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nafakayı kazanmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kocam, gereksiz harcamalar yapıyor. Mesela, neredeyse her gün gereksiz yere dışarıda yemek yiyor, cep telefonlarını gereksiz yere değiştiriyor, telefonla çok uzun konuşuyor, süs olsun diye lüks eşyalar alıyor. Bir de, bunlar için borçlanıyor, aldığı para borçlara gidiyor. Nafakamızı sağlamak için, ev temizliğine gitmek gibi bazı işler yapıyorum. Bazen haram işlemek zorunda da kalıyorum. Bu şartlar altında, haram işlemem mazeret olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mazeret olmaz. Dışarıda yemek yemek, cep telefonu değiştirmek, lüks eşyalar almak günah değil ise de, önce evin nafakasını temin etmesi gerekir. Nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalışıp kazanmak farzdır. Bunu yapmayıp, ailesini zor durumda bırakan günahkâr olur. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Çalışıp kazanmak her Müslümana farzdır.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kimseye muhtaç olmamak ve ana-baba, çoluk-çocuğunu da muhtaç etmemek için işe gidenin her adımı ibadettir.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek mesleği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İslam Ahlakı kitabında, zaruret olmadan erkekler gibi giyinen, onlar gibi tıraş olan ve erkeklere mahsus işleri yapan kadınlarla, kadın gibi saçlarını uzatan ve süslenen erkeklere, bunların caiz olmadığı bildiriliyor. Erkeklere mahsus işler hangileridir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu işler, zamana göre değişirse de, genelde, güreş, hamallık, polislik, şoförlük, veznedarlık, genel hizmetler, inşaat, mezbaha gibi meslekler bu sınıfa dâhildir. Zaruret olmadan kadınlar bu meslekleri seçmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8014799345163122885?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8014799345163122885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dinimize-gore-kadinlarin-calismasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8014799345163122885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8014799345163122885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dinimize-gore-kadinlarin-calismasi.html' title='Dinimize göre kadinlarin çalişmasi'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-7107628476730103345</id><published>2009-03-26T14:15:00.001+02:00</published><updated>2009-03-26T14:17:52.059+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başlik parasi'/><title type='text'>Başlik parasi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Başlık parası almakta mahzur var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızın babasının veya akrabasının nikaha veya kızı vermeye razı olmaları için damattan istedikleri para veya mal rüşvet olur. Rüşvet ise haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Rüşvet alan da, veren de Cehennemdedir.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek de, kız da evlattır. İnsan evladının mesut olması için elinden gelen yardımı yapmalı, damattan para almak yerine, gücünün yettiği nispette damada yardım etmelidir! Kız evladın kıymeti büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kimin kız çocukları olur, onların sıkıntılarına katlanır, iyi yetiştirir ve dengi ile evlendirirse, bu kız çocukları onun için Cehenneme perde olur.) [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kız çocuklarını hor görmeyin; çünkü ben kızlar babasıyım.) [M.Cinan]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlâdan zahmetsiz çocuk istedim. Bana kız çocukları verdi.) [Şira]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İlk çocuğunun kız olması, kadının bereketindendir.) [İbni Asakir]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başlık parası yüzünden evlenemeyenler, kötü yola düşenler görülmektedir. Evliliği zorlaştırmak günahtır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-7107628476730103345?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/7107628476730103345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/baslik-parasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7107628476730103345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/7107628476730103345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/baslik-parasi.html' title='Başlik parasi'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4026142297428265203</id><published>2009-03-24T08:58:00.000+02:00</published><updated>2009-03-24T08:59:04.591+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gelinlik İslam âdeti mi?'/><title type='text'>Gelinlik İslam âdeti mi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Gelinlik İslam âdeti mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İslam âdetidir, kapalı yerde giydirmelidir. Yabancılara göstermemek gerekir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Âriyeten gelinlik almak caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Caizdir. Verene sevap olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Gelinlikle yabancıya resim çektirmek haram mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet. Çünkü gelini yabancının gelinlikle görmesi haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Dinimizde yerlere kadar sürünen şatafatlı gayrı müslimlerin de giydiği beyaz gelinlik var mıdır? Bir günlüğüne milyarlar verilip alınan bu gelinlik israf değil midir? İsraf haram olduğuna göre, buna niçin mani olunmuyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gelinlik elbise sünnettir. Ancak damadın da, gelinin de yeni giymesi sünnettir. Rengi beyaz olacak diye bir şey yoktur. Mubah âdetlerde gayrı müslimler gibi giyinmek günah olmaz. Fakat bugünkü gelinliklerin çoğu tesettüre uygun değildir. Üstelik gelini, gelinlik elbisesiyle yabancıların görmesi de caiz değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4026142297428265203?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4026142297428265203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/gelinlik-islam-adeti-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4026142297428265203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4026142297428265203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/gelinlik-islam-adeti-mi.html' title='Gelinlik İslam âdeti mi?'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4670646618769025820</id><published>2009-03-24T08:57:00.000+02:00</published><updated>2009-03-24T08:58:07.154+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gelin kaynana meselesi'/><title type='text'>Dinimize göre gelin kaynana meselesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir çocuklu evli bir erkeğim. Hanımım kapalı ve namazını kılıyor. Fakat annem babam hanımımı istemiyorlar, hep ona hakaret ediyorlar. Ben de, hanıma annem babamla iyi geçin diyorum, annemi babamı üzgün görünce hanımıma kızıyor, vuruyorum. Baktım bu iş böyle gitmeyecek nihayet hanımı götürüp çocuğumla birlikte ana babasının evine bıraktım. Ne tavsiye edersiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kapalı ve namazını kılan bir hanım büyük nimettir. Nimetin kıymetini bilmezseniz elinizden çıkar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gelin kaynana meselesi yeni değildir. Bunun çözümü evler ayrı olmalıdır. Eğer gelin kaynana kavga ediyorlarsa hiç görüştürmemek daha uygun olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ana babanın isteği ile hanım dövülmez, hanım bırakılmaz. Yaptığınız çok çirkin ve çok yanlış. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) [R.Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.) [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.) [Nesai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R. Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımının ve çocuklarının haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eve gelince hanımına selam verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli ihtiyaçlarının gidericisidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İyi kadınlar, Allah�a itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allah�ın yardımı ile korurlar.) [Nisa 34]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek, hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye düşünmelidir. Hanımının iyiliğini, iffetini Allahü teâlânın büyük nimeti bilmelidir. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmelidir. Çünkü, uygun bir kadın büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı üzmemek değildir. Onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hazret-i Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur.) [İ.Gazali]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İyi müslüman olmak için hanım ile iyi geçinmek şarttır. Kur'an-ı kerimde de mealen, (Onlarla iyi, güzel geçinin!) buyuruluyor. (Nisa 19)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Ana-babanın seksen hakkı ile ilgili yazıdan sonra, işlerimiz iyice karıştı. Beyim, annesini yanımıza almak istiyor. Evimiz ayrı iken anlaşamıyorduk. Şimdi yuvamız iyice bozulacaktır. Münakaşamızdan liseye giden oğlumun sinirleri bozuldu, bunalıma girdi. Beyimin ve annesinin sağlığı ve maddi durumu iyidir. Kaldığı evde durabilir. Gelip de huzurumuzu kaçırmaya hakkı var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Beyinizin durumu iyi olduğuna göre, annesini kendi yanına alması gerekmez. Defalarca yazdığımız gibi, gelin, kayınvalidesi ile aynı evde yaşamaya mecbur edilemez. Mecbur edilince evde huzur kalmaz. Akıllı erkek, evinde huzursuzluk çıkarmaz. Dine aykırı olmayan bir çare bulur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4670646618769025820?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4670646618769025820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dinimize-gore-gelin-kaynana-meselesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4670646618769025820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4670646618769025820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dinimize-gore-gelin-kaynana-meselesi.html' title='Dinimize göre gelin kaynana meselesi'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8317210636998616895</id><published>2009-03-24T08:56:00.000+02:00</published><updated>2009-03-24T08:57:15.038+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürmet-i musahere nedir?'/><title type='text'>Hürmet-i musahere nedir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yayınlarınızdan bir kitapta, hürmet-i musahereyi okudum. Bunun mahiyeti nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hürmet-i musahere, herhangi bir kadına, unutarak ve yanılarak da olsa şehvetle dokunmakla hasıl olan durumdur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadının herhangi bir yerine şehvetle dokunmak, unutarak ve yanılarak bile olsa, (Hürmet-i musahere)ye sebep olur. Yani o kadının neseb ile ve süt ile olan anası ve kızları ile, torunları ile o erkeğin evlenmesi, kızın da, oğlanın oğlu ve torunları ile ve babası ile evlenmesi ebedi haram olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mesela, bir erkek, kayınvalidesinin elini öperken şehvetlense, hürmet-i musahere vaki olur. Hanımı kendisine ebedi haram olur. Bir gelin de kayınpederinin elini öperken veya başka şekilde dokununca şehvet hasıl olursa yine hürmet-i musahere hasıl olur. Yani bu kadına kocası ebedi haram olur. Bir baba ile kızı veya torunu yahut bir anne ile oğlu veya torunu arasında hürmet-i musahere olursa, karı-koca birbirine ebedi haram olur. (Bezzâziyye)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şafii mezhebinde hürmet-i musahere yoktur. Evli hanefiler arasında hürmet-i musahere olursa, sadece nikah ve talakta Şafii mezhebine göre nikahlarını tazelemeleri gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Böyle bir ihtiyaç halinde başka bir mezhebi taklit caiz ve gerekir. (Hadika)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir anne oğlunu, bir baba kızını kucaklayıp sevebilir mi? Bir ölçüsü var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir anne, büyük de olsa oğlunu kucaklayabilir. Ancak insanlık icabı, hiç düşünmediği halde, bir şehvet hasıl olursa hürmet-i musahere denilen durum ortaya çıkar. Kayınvalide de damadını kucaklarken şehvet hasıl olursa yine hürmet-i musahere olur. Anne ve kayınvalidede bir şey olmayıp oğlunda veya damadında şehvet hasıl olursa yine hürmet-i musahere olur. Yedi yaşından büyük, gösterişli kız ile de, hürmet-i musahere olur. 15 yaşındaki kız, yüz yaşındaki dedesi ile de hürmet-i musahere olabilir. Kızın ve ihtiyarların şehveti, kalbinin meyletmesi demektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hürmet-i musahere gibi herhangi bir tehlikeyi önlemek için, anne oğlunu, baba kızını severken dikkatli olmalıdır. Çocukların ana-babalarının ellerini öpmeleri kâfidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hürmet-i musahere, ana-baba ile olduğu gibi yabancı insanlarla da olur. Mesela herhangi bir yabancı kadına şehvetle dokunmak, unutarak veya yanılarak bile olsa, hürmet-i musahereye sebep olur. Yani o kadının anası ile ve kızları ile o erkeğin evlenmesi Hanefi ve Hanbeli mezhebine göre haramdır. Bir kız da, bir erkeğe şehvetle dokunsa, o erkeğin babası ve oğlu ile evlenmesi haram olur. Şafii ve Maliki�de hürmet-i musahere yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: 80 yaşındaki deli ile de hürmet-i musahere olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musahere olması için, iki tarafın baliğ olması şart mı? Beş yaşındaki çocuğumla hürmeti musahere olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Akıl baliğ olmak şart değildir. Ancak gösterişli olması büluğ hükmündedir. Beş yaşındaki çocuk, gösterişli olamaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: (Unutarak da olsa hürmet-i musahere olur) daki unutmak nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hürmet-i musahereyi bildiği halde, hatırlamamak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Elbise üzerinden dokunmakla hürmet-i musahere olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vücudun sıcaklığı hissedilecek derecede ince ise olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musaherede, hanımın anneannesi de annesi gibi mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hanıma şehvetliyken kızım elimi tutsa, hürmet-i musahere olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musahere için hanımın süt kızı, kendi kızım gibi mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musahere şüphesiyle Şafii�yi taklit caiz olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vesvese zamanında mezhep taklidine lüzum yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musahere olan kadınla, halvet de haram mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elbette haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musahere sebebiyle Şafii�ye göre nikahlanan, Şafii�ye mi geçer, yoksa sadece nikah ve talakta mı taklit eder?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sadece nikah ve talakta taklit eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir babanın üvey kızı, kendi öz kızı gibi mahrem midir, bununla hürmet-i musahere olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet, mahremdir. Eğer üvey kızını şehvetle öpse, hürmet-i musahere olur. Yani hanımı, o adama haram olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkek ile yabancı bir kadın arasında, hürmet-i musahere olunca, bunlar, bir biri ile evlenemez mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenebilirler. Sadece o erkek, o kadının kızı veya annesi ile evlenemez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: S. Ebediyye�de, (Bir baba ile kızı arasında hürmet-i musahere hasıl olursa, kızın anası ile, yani adamın zevcesi ile adam arasındaki nikah bozulmaz..Kadın başkası ile evlenemez. Adamın bu kadını boşaması lazım olur. Bu kadın ile evli kalması ebedi haram olur) deniyor. Nikah bozulmuyorsa, niye haram oluyor? Kadın, o adama haram oluyorsa, niye başkası ile evlenemiyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP: Kadın, birisi ile nikahlı olduğu için başkası ile evlenemez. Hürmeti musahere olduğu için de, kocasına haram oluyor. Yani kendi hanımı, artık onun kayın validesi durumuna düşüyor, kayın validesi ile de, evli kalması caiz olmaz, hemen boşaması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir erkek, bir kadınla zina etse, o kadının annesi ile ve kızı ile evlenemez. O kadının annesi kaynanası, kadının kızı da, kendi kızı yerine geçiyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Şehvetle tutmak veya öpmek suretiyle, hem bir kızla ve hem de kızın annesiyle hürmet-i musahere olsa, hangisiyle evlenmek caiz olur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İkisiyle de artık evlenmek caiz olmaz. Eğer annesiyle hürmet-i musahere olsaydı, kızıyla olmasaydı, o zaman annesiyle evlenmek caiz olurdu. Kızıyla hürmet-i musahere olup annesiyle olmasaydı, kızıyla evlenmek caiz olurdu. Bir kadını şehvetle tutunca veya öpünce, artık o kadının annesiyle veya kızıyla evlenmek caiz olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hürmet-i musahere olan yabancı kadının annesiyle veya kızıyla evlenmek haram olduğuna göre, bu kadınlarla aynı odada yalnız kalmak haram olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet, kendisiyle de, annesiyle de, kızıyla da, yalnız bir odada kalmak haram olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8317210636998616895?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8317210636998616895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/hurmet-i-musahere-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8317210636998616895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8317210636998616895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/hurmet-i-musahere-nedir.html' title='Hürmet-i musahere nedir?'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-2833533399928144997</id><published>2009-03-24T08:55:00.000+02:00</published><updated>2009-03-24T08:56:22.685+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet'/><title type='text'>Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Halvet nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Halvet, yabancı bir kadınla bir erkeğin bir odada, bir yerde yalnız kalmaları demektir. Bu haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yakınlarım fasık, kötü insanlar. Onlarla iyi geçinmem için günah işlemem caiz olur mu? Mesela nikah düşen bayan akrabalarıma hoş geldin diyerek kucaklaşıp öpüşmem caiz olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaruretsiz caiz olmaz. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Eşin, dostların gönüllerini yapmak için, kendini günaha sokmak ve ahiretin sonsuz azaplarına atılmak, aklı olanın yapacağı iş değildir) buyuruyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir kimse kötü insanların kızacakları şeyde Allahü teâlânın rızasını ararsa, Allahü teâlâ onu, insanlardan geleceklerden korur. Bir kimse, Allahü teâlânın kızacağı şeyde, insanların rızasını ararsa, Allahü teâlâ onun işini insanlara bırakır.) [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yenge, baldız, amca ve dayı hanımları gibi akraba kadınlarla yalnız bir odada bulunmak günah mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahsettiğiniz kadınlar namahremdir. Böyle kadınlarla halvet haramdır. Halvet, yabancı bir kadınla bir erkeğin, bir yerde yalnız kalmasıdır. Kadın çok olsa da halvete mani değildir. Erkeğin hanımı veya annesi, bacısı gibi mahrem bir kadın bulunursa halvet olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslüman kadın, fasık kadınların yanında da saçı açık duramaz. Mürted amca ve dayının yanında da açık duramaz. Mürted ana-babanın yanında, başı açık durmak caiz ise de, ellerini öpmek caiz değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaruret olmadıkça namahremle konuşmamalıdır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Ey kadınlar, mahreminiz olan erkeklerle konuşunuz, namahremle konuşmayınız!) [İ.Sa�id]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Mahrem, kendisi ile evlenmek haram olan yakın akraba demektir. Namahrem, kendisi ile evlenmek haram olmayan yabancı veya uzak akraba demektir.]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peygamber efendimiz, (Kadınlarla beraber olmaktan, onlarla yalnız kalmaktan sakının) buyurunca, oradakiler, bir kadının, kayınbirader, enişte gibi akrabalarla yalnız kalmasının hükmünü sorunca, Resulullah efendimiz, (Kayınbirader daha tehlikelidir, ölüm gibidir) buyurdu. (Buhari)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunun sebebi, toplumda kayınbirader, enişte yabancı sayılmadığı için, yengesinin, baldızının yanına teklifsiz girip çıkar. Bunlar yalnız kalınca üçüncüleri şeytan olur. Sonra da, (Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü) derler. Bayram da olsa, yalnız bir yerde kalmak, zaruretsiz konuşmak, tokalaşmak haramdır. Şeytan insanı kadınlarla aldatmaya çalışır. Zaruretsiz, akraba da olsa, yabancı kadınlardan uzak durmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir erkekle bir kadın yalnız kalınca, aralarına şeytan girer. Yabancı bir kadınla sıkışık durmak, üstü pis bir hınzırla sıkışık durmaktan daha kötüdür.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Şeytanın, takva sahiplerini avlamakta, kadınlardan daha uygun bir tuzağı yoktur.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İblis, şeytanlara der ki: Et, kadın ve içki ile insanları aldatmaya çalışın! Bu işte bunlardan daha etkilisi yoktur.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Ümmetim için en korktuğum şey, kadın ve içki fitnesidir.) [İ. Süyuti]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir fâcire [kötü] kadının fücuru [kötülüğü] bin erkeğin fücuru gibi ve bir iyi kadının iyiliği, yetmiş sıddıkın iyiliği gibidir.) [Ebu Nuaym]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Gençlik, delilikten bir şubedir, kadınlar da şeytanın tuzağıdır.) [E.Nuaym]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın avrettir ve dışarı çıkınca şeytan onu gözetler.) [İbni Hibban]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir genç kız ile genç bir erkek beraber idi. Onları şeytandan emin görmedim.) [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Eniştemle veya beyimin kardeşi ve hanımı ile veya damadım ile uzun yola gitmemiz caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Enişteniz, yani kız kardeşinizin kocası size yabancı olduğu gibi beyinizin kardeşi de yabancıdır. Mahrem akraba olmadığı için bunlarla beraber uzun yola gitmeniz caiz olmaz, haram olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allah�a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında babası veya oğlu veya kocası veya erkek kardeşi veya bir mahremi olmadan üç günlük ve daha fazla bir yola, gitmesi helal olmaz.) [Buhari, Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kocası veya mahremi olmayan müslüman bir kadının hacca gitmesi helal olmaz.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Damadınız size mahrem olduğu için uzun yola gidebilirsiniz. Ancak bir zaruret veya ihtiyaç olunca, mesela mahrem kimse bulamayıp sefere de çıkmak gerekince, yanında mahrem erkekleri bulunan saliha hanımlarla beraber gitmek caiz olur. Fasık akraba yerine, salih olan yabancılar tercih edilir. Salih kimse, insanın düşmanı bile olsa, haram işlemekten korktuğu için malımıza, canımıza, ırzımıza zarar vermez. Seferde olan bir hanım ise, yanında mahrem akrabası olmasa da, beyinin ikamet ettiği yere gelebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Baldızımı veya yengemi İstanbul�un bir semtinden öteki semtine arabamla götürebilir miyim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yenge de baldız da yabancı kadındır. Zaruret olmadıkça da onları yalnız olarak bir yere götürmenizi tavsiye etmeyiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yanlarında yedi yaşında akıllı bir çocuk olursa yine de halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet yine halvet olur. Halvet olmaması için çocuğun büluğa ermiş olması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yirmi yaşın üzerinde, akıl-baliğ olmayan, kadın-erkek münasebetlerini bilmeyen, konuşamayan zararsız deli olan biri erkek, diğeri kız olmak üzere iki çocuğum var. Kadın-erkek münasebetlerindeki durumları nedir? Komşu kadınlar, oğlumun yanında başı açık oturabilirler mi? Bunlarla halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızınız, her ne kadar, kadın-erkek münasebetlerini bilmese de, netice itibarıyla bir kadındır. Ona şehvetle bakmak, onunla halvet etmek haramdır. Açık gezmesinin ona günahı olmaz ise de, bakanlara günah olacağı için, tesettüre riayet ettirmeye çalışmalı! Yabancı kadınların oğlunuzla halvet etmeleri ve yanında açık durmaları haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Henüz büluğa ermemiş, 11-12 yaşındaki bir kızın kapanması gerekir mi? Böyle bir kız, eniştesi gibi bir namahrem akrabası ile sefere çıkabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet kapanması gerekir. Sefere mahrem akrabası olmadan çıkamaz. 8-9 yaşındaki bir kız, gösterişli sayılır. Baliğ olmamış gösterişli kız da, kadın gibidir. (Hadika)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İnançsız bir dayım var. Yanımda da 8 yaşında bir oğlum ve 10 yaşında da bir kızım var. Oğlumla beraber veya oğlum kızım ve dayımla birlikte İstanbul�dan Trabzon�a gidebilir miyiz? Yahut kızımı dayımla gönderebilir miyim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kendiniz oğlunuzla veya dayınızla gidemediğiniz gibi, kızınız da dayınızla gidemez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslüman bir kadın, dinsiz veya emin olmayan mahremiyle ve baliğ olmamış çocuk mahremiyle sefere çıkamaz. Baliğa olmamış, gösterişli kız da, kadın gibidir. Yani mahremsiz sefere çıkamaz. (Hadika)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hadım olan erkekle, felçli ve deli ile de halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet, olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: 20 yaşında ihtilam olmayan dilsiz bir deli ile halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Halvet olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Şehir otobüsünde ve caddedeki dükkanlarda halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Salih erkek birden fazla olunca halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Halvet olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Muayenehanede başkaları yoksa, dışarıdan da görülmüyorsa halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hastanenin özel bir odasında yatarken, erkek doktor gelince halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastalık zaruri olduğu için hastaya günah olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hastanede yanımdaki hasta şuursuzdur. Refakatçi olarak hanımı var. Benimle halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımınızı getirmek veya tek odada kalmak mümkün olmazsa, zaruret olur, caiz olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: On yaşında bir oğlum var. Bu oğlum yanımda iken eniştemle bir odada oturmamız halvet olur mu? Günah mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet günahtır. Çünkü bu yaştaki çocuk, halvete mani değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yabancı bir erkek ile yabancı bir kadın ahiret kardeşi olur mu? Komşumuz bir kadın, yabancı bir erkek ile ahiret kardeşi olmuş. Beraber bir odada kalıp, yiyip içiyorlar. "Namahremlik şartları aradan kalktığı için bize günah olmaz" diyorlar. Bu hususun dinimizdeki yeri nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir erkek, yabancı bir kadınla "Ahiret kardeşi" olup onunla yalnız kalamaz. O kadın ona yine yabancıdır. Onunla evlenebilir. "Aradan namahremlik şartları kalkar" demek, dinsizlerin, mülhidlerin, zındıkların uydurdukları şeylerdir. Nikah olmadan hiç bir yabancı kadın, bir erkeğe helal olmaz. Beraber bir odada bulunmaları haram olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizin hükümleri ortadadır. Haram belli, helal bellidir. Hiç kimse, haramı helal, helalı haram yapamaz. Harama helal diyen kâfir olur. İslamiyet�te din kardeşliği vardır. Din kardeşiyle de evlenebilir. Ahiret kardeşi olmak da, din kardeşi olmak demektir. Bir kimse, ahiret kardeşiyle de evlenebilir. (Hadika)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kızla birbirimizin kanını yaladık. Kan kardeşi olduğum bu kız ile evlenmem uygun mudur? Kan vermekle de kan kardeşliği olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kan yalamak, kan içmek haramdır. Eti yenen koyun, sığır gibi hayvanların da kanlarını içmek haramdır. Birbirinin kanını yalamakla veya birbirine vermekle kan kardeşi olunmaz. Yani birbirinin kanını yalayan veya birbirine kan veren kimseler, birbiriyle evlenebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Babam yengemin yanında kal diyor. Kalmazsan hakkımı helal etmem diyor. Ne yapmalıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Asla yenge ile oturulmaz. Babanın haksız bedduası da tutmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Ana-baba ve mahrem dinsiz akrabayla, emr-i maruf gayesiyle görüşmek caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu niyetlerle caiz, bu niyet olmadan caiz olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Uygunsuz namahrem akrabalarımın ziyaretlerine gitmeyişim günah oluyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizdeki şu ölçü iyi bilinmeli:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günah işlenerek farz yapılmaz. Farz ile haram bir araya gelirse farz tehir edilir. Mesela bayanların hacca gitmesi farz, fakat yanında mahrem akrabası yoksa başka kadınlarla gitmesi haramdır. Kadın bu halde hacca bile gidemez. Haram işlenecekse, akrabaların evine gitmezsiniz. Amca dayı gibi mahrem akrabalarınıza telefon edersiniz, telefonla bayramlarını tebrik edersiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Eşim, yabancı erkeklerle çok nazik konuşuyor. Ciddi konuş diyorum. Benim kötü niyetim yok ki diyor. İyi niyetle nazik konuşmakta mahzur var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tam İlmihal�de diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde kadınların, kızların, yabancı erkeklerle yumuşak sesle, nezaketle konuşmalarını, böylece kötü adamların kalblerine kötülük getirmelerini yasaklamakta, buna sebep olmayacak şekilde söylemelerini istemektedir. Kadınların, yabancı erkeklere süslenmelerini yasak etmektedir. Bileziklerinin sesini duyurmamak için, yavaş, sessiz yürümelerini emretmektedir. Yani günaha sebep olan her şey de günahtır. O halde günaha, harama sebep olan şeylerden kaçmak gerekir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Şehvetsiz olarak bir kadınla iyi niyetle konuşmak, mesela din bilgisi vermek caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Caiz değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Benim çok sevdiğim hıristiyan bir yengem var. Hıristiyan arkadaşlarım da var. Yengeme Müslümanlığı anlattık, daha Müslümanlığı seçmedi. Diğer arkadaşlar da Müslümanlığı seçmezse onlarla ve yengemle mükemmel bir şekilde devam ettirdiğim dostluğumu bozmam mı gerekecek?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dost olmak ayrı, onlarla arkadaşlık etmek ayrıdır. Onların dinini sevmek yanlıştır. Bir hıristiyan kızı sevip onunla evlenmek de caizdir. Kendisini sevmek ayrı, dinini sevmek ayrıdır. Âyet-i kerimede kastedilen mana dinlerini sevmektir. Normal arkadaşlık dinlerini de sevmeye sebep olabilir. Onun için dikkatli olmak gerekir. Mesela onların bayramlarını falan tebrik etmek caiz değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İslamiyet�i öğrenmek isteyen bir bayana yabancı bir erkek nasıl yardımcı olabilir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sadece kitap verebilir veya gönderebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Müslüman kadının, kâfir kadınla tokalaşması caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaruretsiz caiz olmaz. İhtiyaç olunca Hanbeli mezhebi taklit edilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Hadis-i şerifte, bir kadının evinden başka yerde başını açmasının günah olduğu bildiriliyor. Namahremin yanında mı kastediliyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkek, evleneceği kızı daha iyi tanımak için konuşması haram mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenmek için kız görmeye gidildiği zaman kıza bakmak ve konuşmak sünnettir, günah değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kız görmeye gidince, babamın da bakması caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: İstenilecek kızın neresine bakmaya izin vardır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yalnız yüzüne bakılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Nikahtan önce sadece oğlanın kızı görmesi kâfi mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birbirini görmek sünnettir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Evlenecek kızı ikinci defa görmek caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Üçüncüsü bile caizdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kadın, şeyhinin elini öpebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peygamber efendimiz, yabancı kadınlara el öptürmemiştir. Kadınlar, kızlar şeyh denilen kimselerin elini öpemezler. Böyle zamane şeyhlerinden uzak durmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Üniversitede okuyoruz. Ben de, erkek arkadaşım da namaz kılıyoruz. İkimiz de haramdan kaçıyoruz. İkimizin de kötü niyeti yok. Beraber aynı evde, ayrı odalarda kalıyoruz. Bir arkadaş, erkekle kadının aynı odada kalması halvet olur, haram olur dedi. Biz gündüz beraberiz ama gece ayrıyız. Gündüz aynı odada kalmak gerçekten haram olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahsettiğiniz olay, dinimize aykırı olduğu gibi eşyanın tabiatına da aykırıdır. Siz ne kadar namuslu olursanız olun, yabancı bir kadınla bir erkek aynı odada halvet edemez, yalnız kalamaz. Yalnız kalmaları haramdır. Şeytan bunları rahat bırakmaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir erkekle bir kadın yalnız kalınca, aralarına şeytan girer.) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Bir erkekle bir kadın halvet ederse, [yalnız kalırlarsa] üçüncüleri şeytan olur.) [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınla erkek, iki zıt varlıktır. Ateşle barut gibidir. Ne kadar masum olurlarsa olsunlar, barut ateşe yaklaşırsa yanar. Ateşle suya da benzer. Ateş suyun içine girerse söner. Aç kurtla kınalı kuzuya da benzer. Ormanda taze otlar var diye kuzuyu götürür. Sonra kuzunun canına okur. Ateistler, feministler, (aynı odada kalsalar ne olur) diyebilirler, yani onlar için bu normaldir ama Müslüman bir kızla Müslüman bir erkek için normal değildir, yani dinimize aykırıdır. Dinimize aykırı bir husus için de niyetimiz iyi demek doğru değildir. Haram bir iş, iyi niyetle de yapılsa haramlıktan çıkmaz. İçki içen, zina eden veya her türlü haramı işleyen de, iyi niyetle yapıyorum diyebilir. Böyle iyi niyet insanı kurtarmaz. Hadis-i şerifte, (Cehennem iyi niyetlilerle doludur) buyuruluyor. Bir kimse, iyi niyetle işlediği harama alışır, sonra bunu dinin emri zanneder. Hazret-i Ömer, (Dininizi doğru öğrenip, buna uygun yaşayın. Yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz) buyuruyor. İyi ve halis niyete bir örnek verelim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Odunların arasına ayağı sıkışan bir ayıyı adamın biri kurtarır. Ayı da, adam uyurken, benim de ona bir iyiliğim dokunsun diye, yüzüne konan sinekleri öldürmek ister. Kocaman taşı, adamın yüzündeki sineklere vurur. Evet, ayı iyi niyetiyle sinekleri öldürmüşse de, adamın başını da ezmiş oldu. Görüldüğü gibi tek başına iyi niyet insanı kurtarmıyor, ilim de şarttır. Ayının ilmi olsaydı, sineğe vurduğu taşın adamı öldüreceğini bilirdi. Bir kadınla bir erkek halvet edince, halvetin günahı ve zararı bilinirse, elbette halvetten, nikâhsız görüşmekten uzak durulur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kadın, günah olur diye, erkek doktora gitmese, hastalığı ilerleyip ölse, günaha girmiş olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu hususta kitaplarımızdaki bilgiler şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlaç kullanmayıp ölen, günaha girmez. Çünkü, ilacın faydası kesin değildir. (Redd-ül-muhtar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yemeyip, içmeyip, açlıktan, susuzluktan ölen, günaha girer. Halbuki, ilaç almayıp ölen, günaha girmez. Fakat, faydası kesin olan ilaçları kullanmak farzdır. (S.Ebediyye)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Etkisi kesin olan sebeplere yapışmak lazımdır; bu sebeplere yapışmayıp zarar görmek günah olur. (Hadika)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın doktor bulunmazsa, hastalık tehlikeli veya çok ağrılı ise, (Zaruretler haramları mubah kılar) hükmüne uyularak erkek jinekologa da gidilebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yaşlı erkek ile yaşlı kadının, beraber yolculuğa çıkmaları caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yabancı kadınla bir yerde yalnız kalmaya (Halvet) denir ki, haramdır. Fakat, ihtiyar kadının selamına cevap vermek, onunla müsafeha ve halvet caiz olur. (S. Ebediyye)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çok ihtiyar kadınla, ihtiyar erkek sefere çıkar ve yalnız kalabilirler. (Eşbah)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Tesisat işi için veya tamir işleri için gidilen bir evde, evin hanımı yalnızsa, halvet olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evin hanımı başka odada durursa veya bahsedilen işleri yapmak için, iki kişi gidilirse, halvet olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-2833533399928144997?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/2833533399928144997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/nikah-dusenlerle-gorusmek-ve-halvet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2833533399928144997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2833533399928144997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/nikah-dusenlerle-gorusmek-ve-halvet.html' title='Nikah düşenlerle görüşmek ve halvet'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-5220827073953355193</id><published>2009-03-24T08:54:00.000+02:00</published><updated>2009-03-24T08:55:32.639+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğum kontrolü ve kürtaj'/><title type='text'>Doğum kontrolü ve kürtaj</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Çocuk olmaması için tedbir almak mesela prezervatif kullanmak caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet caizdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kadın çocuk olmaması için spiral kullansa, caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Erkek, hanımı razı olmadığı halde, çocuk olmaması için tedbir alabilir mi veya hanımını tedbir almaya zorlayabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kürtajın, tıptaki ve dindeki yeri nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tıp yetkilileri diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Kürtajın riskleri gebelik büyüdükçe artar. Özellikle büyük gebeliklerde kürtaj esnasında çok kanama olabilir. Kanama durdurulamaz ise tehlike arz edebilir. Onun için kürtaj ilk aylarda yapılmalıdır. Kürtajın yasal sınırı 10 hafta, yani 2,5 aydır. Bundan sonra kürtaj olmak illegaldir. O halde kürtaj için gecikmemeli, 2,5 ayı aşmamaya gayret etmelidir. Kürtaj imkanına ulaşmamış binlerce bayanın gayri sıhhi metotlarla gebeliğini kendi kendine sonlandırmasında meydana gelen ağır hastalıkla hayatını kaybettiği acı bir gerçektir. O halde kürtaj meşru yollarla yapılmalıdır. Yasalara göre 18 yaşından büyük ve evli olan kadınlar, hem kendi, hem de eşlerinin rızası ile kürtaj olabilir. Resmen evli görülmeyen kadınlarda eş rızası aranmaz. 18 yaşından küçükler ise ancak veli veya vasilerinin onayı ile kürtaj olabilirler."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizde ise, özürsüz çocuk aldırmak haramdır, yasaktır. Hele fakirlikten korkarak, rahmindeki çocuğu öldürmek, haksız yere cana kıymak, yani cinayet olduğu gibi, evlat hakkını da tanımamaktır, büyük günahtır. Ananın veya süt emen diğer çocuğun ölümüne sebep olan bir özür varsa, uzuvları teşekkül etmeden çocuk aldırmak caiz olur. Kütüb-i sittedeki, (İnsan, anne karnında nutfe [sperma] olarak 40, aleka [embriyo] olarak 40, et parçası olarak da 40 gün kalır. Bundan sonra ruh verilir) mealindeki hadis-i şerifini de esas alan âlimler, bir özürden dolayı, 1 aydan 4 aya kadar kürtaja izin vermişlerdir. (Redd-ül Muhtar)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başka sebep olmasa da, İslam terbiyesi ile yetiştirememek korkusu özür olur. Yani İslam terbiyesi verememek niyetiyle dört aydan önce çocuk aldırmak caiz olur. (S. Ebediyye)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: S. Ebediyye�de, dört aylık olmamış çocuğu, din bilgisi verememek, İslam terbiyesiyle yetiştirememek korkusuyla aldırmanın caiz olduğu bildirilirken, İslam Ahlakı kitabında, Fetava-i Hindiye�den alarak, bir şart bildirilmeden, dört aydan önce aldırmanın caiz olduğu bildiriliyor. Bu iki ifade arasında bir çelişki yok mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır, bir çelişki yoktur. İslam Ahlakı�nda, (Dört aylık çocuğunu aldıran kadın cezalandırılır. Daha önce aldırması caizdir) deniyor. Hindiye�ye bakılınca, mesele daha kolay anlaşılıyor. Bir özürle, dört ayı geçmiş bir çocuğu aldıran kadının cezalandırılacağı bildirildikten sonra, ancak dört aydan önce aldırabileceği açıklanıyor. Yani özürle de olsa, zaruretsiz dört aydan sonra aldıramaz, dört aydan önce özürle aldırabilir deniyor. İfade şöyle:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Emzikli bir kadında, gebe olur, sütü kesilir ve emen çocuğun hayatı tehlikeye düşer; o çocuğun da babası olmazsa; gebelik 4 ay olmadan önce, o kadın ilaçla çocuğunu düşürebilir. Ancak, 4 ay geçtikten sonra, çocuğunu aldırması caiz olmaz. (Fetava-i Hindiye)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizde, özürsüz çocuk aldırmak haramdır, yasaktır. Hele fakirlikten korkarak, çocuğu, anne karnındaki iken, ilaçla veya başka metotla öldürmek, kürtajla almak cinayet olduğu gibi, evlat hakkını da tanımamaktır, büyük günahtır. Ananın veya süt emen diğer çocuğun ölümüne sebep olan bir özür varsa, uzuvları teşekkül etmeden, yani 120 günlük olmadan önce aldırmak caiz olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuk aldırabilmek için iki şartın olması gerekiyor:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Çocuğun 120 günlükten küçük olması,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- İslam terbiyesi verememe endişesi, çocuğa veya anneye bir zarar gelmesi gibi biz özrün bulunması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Down sendromu olduğu tahlil sonucu anlaşılan beş aylık çocuğu kürtaj caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dört aydan büyük olursa, caiz olmaz. Dört aydan önce aldırmak gerektiği zaman, niyetimiz başka da olsa, niyetimizi değiştirip, İslam terbiyesi verememek niyetiyle aldırmak caiz olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Ananın ölümüne sebep olacağı anlaşılan, dört aydan büyük olan çocuğu aldırmak caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Caiz olmaz. Annenin ölümü kesin değildir. Çocuk da, anne de canlıdır. Canlının biri, diğerine tercih edilmez. Yani çocuğu kurtarmak için anne öldürülemez, anneyi kurtarmak için çocuk öldürülmez; ama dört aydan küçükse, o zaman meşru bir sebeple çocuğu aldırmak caiz olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: (Sağlık, estetik, ekonomik ve sosyolojik gibi bir sebeple dört ayı da geçse kürtaj caizdir) diyen oluyor. Caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır, saymadığı başka bir sebep kalmamış. Yani her sebeple çocuk aldırılır diyor. Halbuki uzuvları teşekkül ettikten sonra, yani dört ayı geçtikten sonra çocuk aldırmanın caiz olmadığı bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Fakir bir aileyiz, eşim bir çocuğa hamiledir. Fakir olduğumuz için bakamayacağız, bu yüzden aldırmamız günah mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çocuğun da, sizin de rızkınızı veren Allahü teâlâdır. Fakirlikten dolayı, iyi bakamamak, besleyememek korkusu, çocuk düşürmek için özür olmaz. Çocuk aldırmak demek, çocuğu öldürmek demektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin.) [Enam 151]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlânın rızk vermediği, yer yüzünde bir mahluk yoktur.) [Hud 6]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ancak din bilgisi verememek, İslam terbiyesi ile yetiştirememek korkusu özür olur. Uzuvları teşekkül etmeden [120 günden önce] düşürmek caiz olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Demek ki, fakirlikten dolayı bakamamak değil, İslam terbiyesi ile yetiştirememek niyetiyle çocuğu aldırmak caiz oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kadın, kocasından izinsiz, çocuk aldırabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aldıramaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-5220827073953355193?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/5220827073953355193/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dogum-kontrolu-ve-kurtaj.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5220827073953355193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5220827073953355193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/dogum-kontrolu-ve-kurtaj.html' title='Doğum kontrolü ve kürtaj'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-810766443357992032</id><published>2009-03-24T08:49:00.000+02:00</published><updated>2009-03-24T08:54:41.073+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nikah nasıl tazelenir?'/><title type='text'>Nikah nasil tazelenir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual: Nikah nasıl tazelenir?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Nikah tazelemek demek, yeniden nikah kıymak demektir. Bunu bir hocanın nezaretinde yapmak gerekmez. Yalnız birinin nikahı tazelemesi yetişmez. Erkek ile hanımının, iki şahit yanında nikahı tazelemeleri lazımdır. Kolaylık olmak için, nikahını yenilemeye, hanımından vekalet almalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikah tazelemek için hanımdan vekalet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikahlım olan hanımımı, onun tarafından vekaleten ve tarafımdan asaleten kendime nikah ettim) denirse nikah tazelenmiş olur. Eğer önceki nikah sahih değil ise bu nikah sahih olur. Erkek hanımından vekalet almadan kendi kendine şahitler huzurunda nikah tazeleyemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının nikah tazelemek için eşine (Nikahımızı kıymak üzere seni vekil ettim) demesi yetişir. Vekillikten azletmedikçe ömür boyu bu vekalet geçerlidir. Vekalet verirken şahit gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımdan vekalet alarak, tecdid-i iman ve tecdid-i nikah duası fasık da olsa iki Müslüman şahit yanında okunursa, o iki kişi de, bu duanın nikah tazelemek duası olduğunu bilirlerse, nikah yine tazelenmiş olur. İki erkek veya bir erkek ile iki kadın şahit olmadan sadece bu duayı okumakla nikah tazelenmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahitlerin müslüman olmaları ve nikahı tazelenecek kadını tanımaları şarttır. Tanımak, kimin kızı ve hangi kızı olduğunu bilmek demektir. Veya filan kadın bu adamın hanımıdır diye bilmek demektir. Şahsını, şeklini bilmek değildir. Dede, baba, kardeş, amca, dayı, yeğen, anne, hala, teyze de şahit olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camide imam efendi, tecdid-i iman ve nikah duasını cemaat ile birlikte okursa, cemaat birbirlerine şahit olmuş, nikahları da tazelenmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecdid-i iman ve tecdid-i nikah duası şöyledir:&lt;br /&gt;(Allahümme inni üridü en üceddidel imâne vennikaha tecdiden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resulullah.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-810766443357992032?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/810766443357992032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/nikah-nasil-tazelenir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/810766443357992032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/810766443357992032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/nikah-nasil-tazelenir.html' title='Nikah nasil tazelenir?'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-910667989150442798</id><published>2009-03-23T19:34:00.001+02:00</published><updated>2009-03-23T19:35:51.268+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müt&apos;a nikahı nedir? Haramıdır?'/><title type='text'>Müt'a Nikahi Haramdir</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Sual: Dinimizde müt'a nikahı var mı?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Müt'a nikahı dört mezhepte de haramdır. Müt'a nikahı, şahitsiz olarak bir kadına belli para verip, belli zaman için beraber yaşamayı sözleşmek demektir. Müt'a nikahının haram olduğunda bütün âlimlerin sözbirliği bulunduğu, Mizan-ül-kübrada ve İbni Âbidin�de yazılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam-ı Taberani bildiriyor ki:&lt;br /&gt;Abdullah ibni Abbas (Müt'a nikahı önce helal idi. Fakat, (Analarınız, size haramdır) mealindeki âyet-i kerime geldikten sonra, haram edildi. Müminun suresinin (Ancak zevceleriniz ve sahip olduğunuz cariyeleriniz helaldir) mealindeki âyet-i kerimesi, müt'a nikahının haram edildiğini kuvvetle bildiriyor. Çünkü, bu âyetten yalnız zevcelerin ve cariyelerin helal olup, başkalarının haram olduğu anlaşılmaktadır) demiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müt'a nikahının haram olduğunu, Hazret-i Ali de içinde olmak üzere, birçok Sahabi-yi kiram bildirmiştir. Buhariyi şerif kitabında (Hazret-i Ali, Abdullah ibni Abbasa, Resulullah, Hayber gazasında, müt'a nikahını ve eşek eti yemesini yasak etti, buyurmuştur) yazılıdır. Bundan başka, (Müslim-i şerif) kitabında ve İbni Mace�nin kitabında, Peygamber efendimizin (Ey müslümanlar! Kadınlar ile müt'a nikahı yapmanıza izin vermiştim. Fakat, şimdi bunu, Allahü teâlâ haram etti. Kimin yanında böyle kadın varsa, onu salıversin ve ona vermiş olduğu malı geri almasın!) buyurduğu yazılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün tefsirler ve fıkıh kitapları diyor ki, Nisa suresi, 24.âyetinin (İstimta' ettiğiniz kadınların ücretini veriniz) meal-i âlisi, müt'a nikahı için değildir. Nikahtaki mehr parasını vermek içindir. Mesela (Beydavi tefsiri) ve bunun hâşiyesi (Şeyhzade tefsiri) ikinci cilt, 26. sayfada, yukarıdaki âyetin tefsirinde buyuruyor ki:&lt;br /&gt;(Bu âyet-i kerime, sahih olan nikahı bildirmektedir. Müt'a nikahının mubah olmasını göstermiyor. Nitekim mehr parasını emrediyor. Müt'a nikahı, önce mubah olmuştu. Sonra yasak edildi. İslamiyette belli bir zaman için nikah yapmak yoktur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Müta nikahı hakkında geniş bilgi için, İbni Sebecilik maddesinde Hazret-i Ömere dil uzatılamaz kısmına bakınız.]&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-910667989150442798?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/910667989150442798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/muta-nikahi-haramdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/910667989150442798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/910667989150442798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/muta-nikahi-haramdir.html' title='Müt&apos;a Nikahi Haramdir'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-6794249670667681746</id><published>2009-03-23T19:32:00.000+02:00</published><updated>2009-03-23T19:33:48.274+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehr Nedir?'/><title type='text'>Mehr Nedir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Sual: Mehr nedir? Dinimizde mehrin önemi nedir?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Mehr, erkeğin evlenirken kıza vermesi gereken altın, mal veya bir menfaattir. İstanbulda genel olarak 11 Reşat altını mehir olarak verilir. Mehrin altın olması şart değildir. Herhangi bir mal [ev, apartman, bağ, araba, fabrika] veya bir menfaat de olabilir. Dul kadınla evlenen de mehr verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehr söylenmeden yapılan nikah da sahihtir. Fakat evlendikten sonra da erkeğin hanımına Mehr-i misil vermesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız veya kadın evlenirken, (Benim nikahım mehirsiz olsun) diyemez. Bir mehirde anlaşılır. Bu mehir kadının hakkı olduktan sonra, henüz almadan da kocasına bağışlayabilir. Bağışlaması ise çok sevaptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanım, mehrimi helal ettim dedikten sonra, haram olsun demesi ile haram olmaz, hediyesini geri isteyemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğünden önce, kıza verilen takılar, nikahta mehirden söz edilmemişse, mehr yerine geçer. Erkek, nişan için gönderdiğim şeyler mehr idi dese, kadın ise, hediye idi dese, yenilen şeyler hediye olur. Başka şeyler, mehr olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehr iki kısımdır. Mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel. Her iki mehr, nikahta bildirilmedi ise, Mehr-i misil verilmesi gerekir. Kadının baba tarafından akrabasına verilen kadar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehr-i muaccel:&lt;br /&gt;Acele verilmesi gereken mehr demektir. Bir bilezik, bir küpe, bir buzdolabı vesaire olabilir. Nikah yapılınca, verilmesi vacip olur. Zifaftan veya halvetten önce verilir. Mehr-i muacceli geciktirmek caiz değildir. Hanım ayrılmaya sebep olan bir şey yaparsa, mesela mürted olursa, hürmet-i musahere�ye sebep olursa, mehr-i muaccel verilmez. Erkek boşarsa veya ayrılığa sebep olanı yaparsa, yarısı verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce kıza takılan takılardan hangisinin mehri muaccel olduğu bilinmeli. Nikah kıyılırken o zaman (malum olan) denilir. Bilinmiyorsa, malum olan demek yanlış olur. En uygunu ise, mehri müeccel gibi muaccel de tespit edilip, şu kadar mehri muaccel ve şu kadar mehri müeccel ile denmelidir. Taraflar, mehri muacceli tespit ettikleri halde söylemek istemezlerse o zaman, (aralarında malum olan mehri muaccel ile) ifadesi kullanılır. İleride boşanma vaki olunca takılan takıların hangisi emanet, hangisi hediye, hangisi mehri muaccel olduğu bilinmeli, herhangi bir uyuşmazlığa sebep olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehr-i müeccel:&lt;br /&gt;Hemen verilmeyip daha sonra verilmesi gereken mehr demektir. Halvet olmuşsa veya ikisinden biri ölmüşse, mehr-i müeccelin verilmesi vacip olur. Hanımının istediği zamanda verilir. Eğer istemedi ise, ikisinden biri ölünce, verilmesi vaciptir. Hanım ölünce, kocası, hanımının vârislerine verir. Kocası ölünce, mirasından hanımına verilir. Mehrin başlık parası ile ilgisi yoktur. Başlık parası almak haramdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanma halinde, zifaf veya halvet olmuşsa, müeccel mehrin tamamı, olmamışsa yarısı verilir. Bir âyet-i kerime meali:&lt;br /&gt;(El dokunmadan boşadığınız kadınlara, mehrin yarısını verin!) [Bekara 237]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikah kıyılırken mehr söylenip de, ne kadarı muaccel olduğu bildirilmedi ise, âdete ve hanımının emsaline göre, söylenilenin bir miktarı muaccel olur. Nikah kıyılırken, mehr-i müeccelin belli bir tarihte ödenmesini şart etmek caizdir. Boşanma halinde, mehrin ödeme tarihi beklenir. Ödeme tarihi belli değilse, boşarken hemen ödenir. (Fetava-yı Hindiyye)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslamiyet�te mehr parası, evlenmek için değildir. Evliliğin düzenli, mutlu olarak devam etmesi, kadının hak ve hürriyetlerinin korunması, din cahili huysuz erkeğin elinde oyuncak olmaması içindir. Mehr parasını vermek ve çocukların nafaka paralarını her ay ödemek korkusundan, erkek, hanımını boşayamaz. Bu korkunun olmadığı yerlerde, mahkemeler boşanma davaları ile dolup taşar. Bunun için, evlenecek kızın, İslam�ın güzel ahlakını ve kadına verdiği kıymeti bilen ve bunlara önem veren erkekten az miktarda, böyle olmayandan ise, fazla miktarda mehr istemesi efdaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehr parası, kadın için bir sigorta sayılır. Erkeğin zor ödeyeceği veya hiç veremeyeceği bir mehr ile evlenen kadını, erkek boşayamaz. Boşarsa, maddi hayatı felce uğrar. Mehr vermek korkusu, erkeğin iyi geçinmesine de sebep olur. Şayet erkek, mehr parasını verir de, hanımından ayrılırsa, hanımın kimsesi de yoksa, bu mehr parası ile geçinme imkanı bulabilir. İmkanı olan erkeğin, saliha kız veya kadına çok mehr vermesi iyi olur. Habeş imparatoru Necaşi, Ümm-i Habibe validemiz ile Peygamber efendimizin nikahlarını kıyınca, mehr olarak yaklaşık 2 kilo altın vermişti. (Nesai)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehr biçilmeden yapılan nikah da sahihtir. Ama daha sonra mehr-i misil vermek gerekir. Mehrin çoğunun bir sınırı yoktur. Fakat en azı, 5 gram altındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşadığı kadına mehrini ödememek kul hakkıdır. Ödemezse, ahirette azabı çok şiddetlidir. Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:&lt;br /&gt;(Kadınlara mehrlerini gönül rızası ile verin; kendi arzuları ile mehrin bir kısmını size hediye ederlerse, onu da afiyetle yersiniz.) [Nisa 4]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:&lt;br /&gt;(Mehr vermemek niyeti ile evlenen, kıyamette hırsızlarla haşrolur.) [R.Nasıhin]&lt;br /&gt;(Hanımını bırakıp mehrini vermemek haramdır.) [Hakim]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Mehr olarak, bir yüzük olsa da verin!) [Müslim]&lt;br /&gt;(Mehr parası hayırlı maldır.) [Deylemi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(En iyi mehr kolay ödenendir. Mehirde kolaylık gösterin. Çok mehr istemek düşmanlığa sebeptir.) [Abdürrezzak]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karı koca arasında olan meşru halvet, yabancı kadın ile olan haram halvet gibi değildir. Yanlarında hissen veya şeran yahut tabiaten cinsi münasebete mani bir sebep bulunursa, meşru halvet olmaz. İkisinden birinin hasta olması, ihramlı olması, farz namazda, Ramazan orucunda olması, kadının hayız veya nifas halinde olması, yanlarında akıllı [7 yaşında] bir çocuk bulunması bu halvete mani olur. Fakat akıl baliğ olmayan bir çocuk, haram olan halvete mani olamaz. (Mezahib-i erbea)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız ile bir erkek nikahlanıp, sonra boşanırlarsa, böyle meşru bir halvet de olmamışsa, mehrin yarısını verir. Halvet olmuşsa mehrin tamamını verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zifafa girmeyen ve halvet de olmayan kız, bir kere boşanınca, bain [kesin boşanmış] olur. Erkeğin buna hemen yarım mehir vermesi lazım olur ve iddet beklemez. Boşandığı gün bile, başkası ile evlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehirsiz nikâh&lt;br /&gt;Sual: Mehirsiz kıyılan nikâh sahih olur mu?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Nikâh sahih olur. Daha sonra da anlaşabilirler. Anlaşamayıp erkek mehir vermezse, mehr-i misil vermesi vacib olur. Yani kadının baba tarafından akrabasına verilen miktar kadar verir. Hiç vermezse kul hakkı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual: Evlenirken, hanımımın kapalı ve namaz kılan birisi olmasını istedim. Açık bir kıza teklif ettim. Kabul etti ve evlendik. Sonra açılıp saçıldı. Namazı bıraktı. Müslümanlığı kabul etmiyorum dedi. Beni bırakıp gitti. Yani boşandık. Mehr borcumu vermem gerekiyor mu?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Vermek gerekmez. Çünkü kadının mürted olması veya hürmet-i musahereye kasten sebep olması gibi, kadının sebep olduğu ayrılmalarda, mehri vermek gerekmez. Verilmişse, erkek hepsini geri alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğünde verilenler&lt;br /&gt;Sual: Düğünden önce kız tarafı altın lira ve bilezik istiyor. Nikâh yapılırken mehir konuşulmazsa, mehir yerine geçer mi?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet, geçer.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-6794249670667681746?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/6794249670667681746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/mehr-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6794249670667681746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6794249670667681746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/mehr-nedir.html' title='Mehr Nedir?'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8920545705508065403</id><published>2009-03-23T19:30:00.000+02:00</published><updated>2009-03-23T19:32:30.488+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşini kıskanmak'/><title type='text'>Eşini Kiskanmak</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Karı-kocadan birinin eşini kıskanmasında bir sakınca var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazı çevrelerde kıskanmayı ayıp gibi, çağ dışı gibi göstermeye çalışıyorlar. Gayur olmak, yani namusunu korumak için, meşru hudutlar içinde kıskançlık göstermek dinimizin emridir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlâdan daha gayuru yoktur ve bunun için fuhşu yasaklamıştır.) [Buhari]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Namus gayreti imandan, kadın-erkek bir arada eğlenmek de nifaktandır.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Namusunu kıskanmayana deyyus denir. Deyyuslar için hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlâ, Cenneti yaratınca, Cimri, sana giremez, deyyus senin kokunu bile duyamaz buyurdu.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(İçki içene, ana-babasına âsi olan kimseye ve deyyusa, Cennete girmek haramdır.) [İ.Ahmed]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu büyük günahları işleyen kimsenin zerre kadar da olsa imanı varsa, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete gider. Fakat günahlar insanı küfre sürüklediği için, bu günahlara devam etmek büyük felakete yol açar. Zararın neresinden dönülürse kârdır. Bir an önce tevbe edip günahlardan sıyrılmalıdır. Tevbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur. Kadının, kumasını da kıskanması normaldir. Fakat kıskançlığını açığa vurarak meşru sınırı aşmamalıdır. (Allahü teâlâ, kıskançlığı kadınlara ve cihadı erkeklere yükledi. Hangi kadın, bu emre iman ederek sabrederse, şehid olan mücahid kadar sevap kazanır) hadis-i şerifinde de, kadınların sabır göstermelerine işaret buyurulmaktadır. Kadın, hem kıskanacak, hem de buna katlanacaktır. İşte bu büyük fedakârlık, erkeklerin cihadı gibi tutulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Gayur olmakla, kıskanmakla haset etmek arasında ne fark vardır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Haset, kıskanmak, çekememek demektir. Yani, Allahü teâlânın birisine vermiş olduğu nimetin ondan gitmesini istemek demektir. Ondan gitmesini istemeyip de, kendisinde de olmasını istemek, haset olmaz. Buna gıpta etmek, imrenmek denir. Gıpta güzel bir huydur. İslamiyetin ahkamına, yani farzları yapmaya ve haramlardan sakınmaya riayet eden, gözeten salih kimseye gıpta edilmesi vaciptir. Dünya nimetleri için gıpta etmek tenzihen mekruh olur. Birisinde bulunan kötü, zararlı şeyin gitmesini istemek, gayret olur. Gayret gösterene de gayur denir. Gayret, bir kimsede olan hakkına, onun başkasını ortak etmesini istememektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Mümin gayur olur. Allahü teâlâ ise daha gayurdur.) [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Namus gayreti imandandır.) [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allahü teâlânın gayret etmesi, kulunun kötü, çirkin şey yapmasına razı olmamasıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsanın Allahü teâlâya gayret etmesi, haram işlenmesini istememekle olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yusuf aleyhisselamın, (Sultanın yanında benim ismimi söyle!) demesi gayret-i ilahiyyeye dokunarak, senelerce zindanda kalmasına sebep oldu. İbrahim aleyhisselamın, oğlu İsmailin dünyaya gelmesine sevinmesi, gayret-i ilahiyyeye dokunarak, bunu kurban etmesi emrolundu. Allahü teâlânın çok sevdiklerine, bazı evliyaya böyle gayret etmesi çok vâki olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8920545705508065403?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8920545705508065403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/esini-kiskanmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8920545705508065403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8920545705508065403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/esini-kiskanmak.html' title='Eşini Kiskanmak'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8686972031841390817</id><published>2009-03-23T19:28:00.000+02:00</published><updated>2009-03-23T19:30:36.979+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nikah nasıl kıyılır'/><title type='text'>Nikah Nasil Kiyilir</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Nikah nasıl kıyılır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nikah şöyle kıyılır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nikah yapacak efendi, önce zevcenin adını, Mesela Fatıma bint-i Ahmed yazar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra zevcenin vekilini, Mesela Ali bin Zeyd yazar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra iki erkek şahidin adını yazar. Sonra zevcin adını, Mesela Ömer bin Hüseyin diye yazar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra, zevc yoksa zevcin vekilinin adını yazar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra, iki tarafa sorarak, uyuştukları mehr-i müecceli ve mehr-i muacceli yazar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra, istiğfar okur. Euzü Besmele okur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikaha ve harremessifah. Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve Eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah) der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Euzü Besmele çekip, Nur suresinin otuzikinci âyetini okur, (Sadakallahülazim) der, sonra, kâle Resulullah, (En-nikahü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni) sadaka Resulullah. (Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah) der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra zevcenin vekiline dönüp:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlânın emri ve Peygamber efendimizin sünneti ile ve amelde mezhebimizin imamı, imam-ı a�zam Ebu Hanife hazretlerinin ictihadı ile ve hazır olan Müslümanların şehadetleri ile, vekili olduğun Fatıma bint-i Ahmedi, şu kadar altın mehr-i müeccel ve şu kadar altın muaccel ile, talibi olan Ömer bin Hüseyine tezvice, vekaletin hasebi ile, verdin mi?) der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonra zevcin vekiline dönüp, yine (Bismillahi ve ala)dan başlayıp okur. Sen dahi, Fatıma bint-i Ahmedi, şu kadar altın mehr-i müeccel ve aralarında malum olan mehr-i muaccel ile, vekili olduğun Ömer bin Hüseyine, vekaletin hasebi ile, aldın mı?) der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Zevcin kendisi varsa, bunları kendisine sorar.]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her ikisine üçer kere sorar ve cevap alır. Ben dahi akd-i nikah ettim der. Sonra, şu duayı okur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara. Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Ademe ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian. Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama. Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar. Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin el fatiha). &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8686972031841390817?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8686972031841390817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/nikah-nasil-kiyilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8686972031841390817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8686972031841390817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/nikah-nasil-kiyilir.html' title='Nikah Nasil Kiyilir'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4629380662193741953</id><published>2009-03-22T17:47:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:49:28.587+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslamiyette Evlilik Görüşmesi Nasil Olmali'/><title type='text'>İslamiyette Evlilik Görüşmesi Nasil Olmali</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Sual: Müslüman bir erkekle kız evlenmeden önce, aralarındaki görüşmeler nasıl olmalı, neler konuşulmalı ve neler sorulmalı? Bunların yanında, başka bir kimsenin olması gerekir mi?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Kızla erkeğin oturup pazarlığa girişmeleri doğru değildir. Yani sünnet olan o görüşme, pazarlık yeri ve zamanı değildir. Birbirine uygun olup olmadıkları, zaten aileler arasında konuşulur, sorulup araştırılır. Her bakımdan evlenmeleri uygun görülürse, kızla oğlanın görüşmesi ondan sonra olmalıdır. Namaz kılıyor mu, yeterli geliri var mı, hangi okulu bitirdi, mizacı, huyu nasıldır, ehliyeti var mı, oğlan annesiyle mi oturacak gibi öğrenilmesi istenen şeyler, daha önce aileler arasında konuşulup halledilir. Yani aileler, akrabalar araştırıp, evlenmeye mani halleri olmadıkları meydana çıktıktan sonra, gençlerin, fiziki olarak birbirini görmeleri sağlanır. Bu da kısa olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşme, halvete mani olacak şekilde olmalıdır. Mesela, odanın kapısı, hafif aralıklı olmalı veya kızın mahrem bir erkek akrabası bulunmalı yahut erkeğin mahrem bir kadın akrabası olmalı. Mesela annesi, bacısı, halası, teyzesi, ninesi olabilir. Kızın veya oğlanın babası da, içeride durabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlanla kız birbirlerinin dengiyse, buna büyüklerin tavsiye ve tecrübeleri de eklenince, artık ince eleyip sık dokumak uygun olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden, çocuklarını evlendirecek olanlar, büyük bir zata sorarlar, o da, uygun dedikten sonra evlendirirlermiş. Zamanla, sormadan iş yapıyor denilmesin diye sormalar başlamış. Uygun denmesine rağmen, (Kız istemiyor, oğlan beğenmiyor) diyerek o zatın sözüne uymuyorlarmış. Bu aileler, tekrar, (Başka bir talip var mı) diye sordurunca, o zat da, (Bizim bulduğumuzu beğenmiyorlar, kendileri at pazarından baksınlar) dermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu hâlde, kime danışıyorsak, söz dinleyeceksek danışmalıyız, dinlemeyeceksek hiç danışmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4629380662193741953?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4629380662193741953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-evlilik-gorusmesi-nasil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4629380662193741953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4629380662193741953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-evlilik-gorusmesi-nasil.html' title='İslamiyette Evlilik Görüşmesi Nasil Olmali'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-6023035526750674210</id><published>2009-03-22T17:43:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:44:26.768+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlenilecek Kizda Hangi Özellikler Aranmalı?'/><title type='text'>Evlenilecek Kizda Hangi Özellikler Aranmalı?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Herhangi bir sebeple evlenemeyen genç, günah işlememek için ne yapmalı? Evlenirken kızda hangi özellik aranır? Ahireti kazanmak için zenginlik şart mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenene kadar sık sık oruç tutmanız iyi olur. Çünkü Peygamber efendimiz, (Evlenmeye gücü yeten evlensin! Evlenmek gözü haramdan korur. Herhangi bir sebeple evlenemeyen oruç tutsun! Çünkü oruç şehveti kırar) buyurmuştur. (Diyâ)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenirken saliha olanını aramalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Saliha bir kadına kavuşan, dinin yarısını korumuş olur. Geri kalan yarısında da Allah�tan korksun!) [Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahireti kazanmak için zenginlik mutlaka şart değildir. Bir kimse, namaz ve oruçtan başka ibadet edemediğini, parası olmadığı için zekat, sadaka veremediğini ve hacca gidemediğini, hayır hasenat yapamadığını, halinin, ne olacağını arz edince, Peygamber efendimiz, (Eğer kalbini riya ve hasetten, dilini gıybet ve yalandan, gözünü namahremden ve halka hakaretle bakmaktan korursan, Cennette benimle olursun) buyurdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslüman bir gencin, benim evlenme vaktim geldi demesi için, önce dinini iyice öğrenmiş olması gerekir. Ondan sonra sünneti yerine getirmek niyetiyle evlenmelidir. Edebi, hayası olan, güzel ahlaklı, dinini, imanını, İslam�ın şartlarını öğrenmiş, İslamiyet�e uyan, sokakta dinin emrettiği şekilde giyinen bir kızla nikahlanmalıdır. İffet sahibi, dinini kayıran bir kız aramalıdır. İllâ da (Kötü olsun, yeter ki malı çok, güzel bir kız olsun) dememelidir. Mal için, güzellik için iffeti ve salahı elden kaçırmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-6023035526750674210?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/6023035526750674210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlenilecek-kizda-hangi-ozellikler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6023035526750674210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/6023035526750674210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlenilecek-kizda-hangi-ozellikler.html' title='Evlenilecek Kizda Hangi Özellikler Aranmalı?'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-9194671042972052046</id><published>2009-03-22T17:40:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:42:10.275+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslamiyete Göre Bekar Olarak Ölmek Günah mi?'/><title type='text'>İslamiyete Göre Bekar Olarak Ölmek Günah mi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Kötü birisiyle evlenmeyeceğime dair yemin ettim. Salih birini de bulmak zor. Bekâr olarak ölmenin büyük günah olduğunu da duydum. Doğru mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hayır. Bekâr olarak ölmek küçük günah bile değildir. Hatta ahir zamanda çoluk çocuk sahibi olmamak daha iyidir. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peygamber efendimiz, bir hadis-i şerifinde, (İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhâz olandır) buyurdu. Hafifülhâz nedir, dediklerinde, (Hanımı ve çocuğu olmayandır) buyurdu. (Ebu Yala)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami, Ebül-Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi. Hicretin ikiyüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir. (İhya)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İmam-ı Gazali hazretlerinin bu bildirdiklerine uyup, salih biri çıkmadıkça evlenmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bekâr olarak ölmekten de korkmamalıdır! Rabia-i Adviyye hazretlerine, Hasan-ı Basri hazretleri gibi evliya zatlar, evlenme teklifinde bulunduğu halde, bu hanım evliya evlenmemiş, bâkire olarak ölmeyi tercih etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kötü birisiyle evlenirseniz yemininizi bozmuş olursunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-9194671042972052046?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/9194671042972052046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-bekar-olarak-olmek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/9194671042972052046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/9194671042972052046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-bekar-olarak-olmek.html' title='İslamiyete Göre Bekar Olarak Ölmek Günah mi?'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-4508077444647605437</id><published>2009-03-22T17:39:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:40:32.103+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslamiyete Göre Evlenecek Erkeklere Tavsiyeler'/><title type='text'>İslamiyete Göre Evlenecek Erkeklere Tavsiyeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Evlenecek erkeklere tavsiyeleriniz nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şunlara riayet eden erkek mutlu olur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Eşine karşı her zaman, güzel huylu olmalı. Allahü teâlâ iyi huylu olanları sever, huysuzları sevmez. Eşini incitmek haramdır. Ona karşı her zaman, yumuşak davranmalı. Eve gelince selam verip hâl ve hatırını sormalı, şakalaşmalı. Eşi ile oynamak sevaptır. Sıkıntısını, düşmanlarını, borçlarını söyleyerek onu üzmemeli. Üzüntülü ise, onu çok sevdiğini, söyleyip halini sormalı, tatlı şeyler söylemeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir hadis-i şerif meali:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, eşine karşı iyi ve faydalı olandır.) [Nesai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Yapması zor olan şeyleri bile inşallah yaparım diye söz vererek gönlünü almalı. Çünkü o, kendisine alışmış olan dostu, dert ortağı, yemeklerini yapan, çocuklarını yetiştiren fedakâr eşidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Çocuk terbiyesinde, ona yardımcı olmalı. Bebek, gece gündüz ağlayıp anasına hiç rahat vermeyen, onu insafsızca üzen bir alacaklıdır. O halde, ona yardım edene, Allahü teâlâ yardım eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Ona, gücü yetiyorsa o şehirde âdet olan elbisenin, ziynetlerin en kıymetlisini almalı. Sokağa çıkarken, bunları da örtmeli, yabancıya göstermemeli. Helalinden en iyi gıdalar almalı. Yemeği yalnız yememeli. Çoluk çocukla yemek sevaptır. Eve nafaka alırken kısmamalı, israf da etmemeli. Çoluk çocuğa verilen paranın sevabı, sadaka sevabından daha çoktur. Nafaka temin edemeyenin evlenmesi haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Eşi ile iyi geçinmeli. Onu azarlamamalı, yüksek sesle konuşmamalı. Mala ve namusa hıyanet etmeyen kadınları dövmek değil, onları hiçbir suretle üzmek caiz değildir. Dünya işlerindeki kusuru için, dövmek şöyle dursun, acı, sert bile söylememelidir. Kadınların kalbleri ince ve nazik olduğundan, birbirlerini çekemeyenleri çoktur. Bu bakımdan, bilhassa yeni evliler, uyanık olmalı, ana, kız kardeş ve başka kadınların, eşini çekiştirmelerine aldanmamalı, böyle şeyler söylenmesine fırsat vermemeli. Böyle sözlere uyarak eşini incitmekten sakınmalı. Anası ve kız kardeşleri için eşinin söylediklerine karşı da uyanık olmalı. Anaya eziyet edilmesine fırsat vermemeli. Anasına, kendisi, eşi ve çocukları, muhakkak saygı göstermeli. Ana babaya, kayın valide ve kayın pedere saygı, hizmet edilmesi birinci vazife olmalı. Büyüklerin rızasını, duasını almaya çalışmalı, hayır dualarını, büyük kazanç bilmeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6- Huysuzluğunu yumuşak karşılamalı. Onunla iyi geçinmeye çalışmalı. Akıllı eşler, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, ahmaklık alametidir. Huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri bozulur. Sinir hastası olur. Böylece çeşitli hastalıklar meydana gelir. Eşi hasta olan kimse, perişan olmuş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerine çare aramakla geçer. Bütün bu sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Ne yazık ki bu pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapacağı huysuzluğun zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalışmalı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7- Huyu değişirse, suçu kendinde bulup, ben iyi olsaydım, o da böyle olmazdı, demeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8- O kızınca, susmalı. Böylece, pişman olup, özür dileyebilir. İyilikleri görülünce Allah�a şükretmeli ve ona dua etmeli. Öyle davranmalı ki, eşim beni çok seviyor intibaını vermeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9- Günah olmayan kusurlarını görmemeli. Günahlardan vazgeçmesini, namaza, oruca ve gusle devam etmesini tatlı ve yumuşak sözlerle anlatmalı. Kıymetli şeyler alacağını söz vererek ibadetleri yaptırmalı, günahlarını önlemeli. Ayıplarını, sırlarını, herkesten gizlemeli. Kur'an okumasını ve ilmihalini öğretmeli. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10- Ona, hep hayır dua etmeli. Çünkü, o, evinin bekçisi, aşçısı, terzisi, yoldaşı ve hayat arkadaşıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-4508077444647605437?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/4508077444647605437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-evlenecek-erkeklere.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4508077444647605437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/4508077444647605437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-evlenecek-erkeklere.html' title='İslamiyete Göre Evlenecek Erkeklere Tavsiyeler'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-677612564237454625</id><published>2009-03-22T17:37:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:39:02.108+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslamiyete Göre Evlenecek Kizlara Tavsiyeler'/><title type='text'>İslamiyete Göre Evlenecek Kizlara Tavsiyeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Evlenecek kızlara tavsiyeniz nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Erkek için de, kadın için de iyi geçinmek, fedakârlık ve sabır ister. (Külfetsiz nimet olmaz) buyurmuşlardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İyi geçinmek için, sıkıntılara katlanmak ve her zaman kendini haklı görmemek gerekir. Ben haklıyım demek geçimsizliğe yol açar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Tecrübeli ve Müslüman bir annenin, asırlar önce kızına verdiği bir öğüt:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Doğup büyüdüğün, senelerce yaşadığın bir yuvadan çıkarak, yabancı bir yere gidecek, huyunu, suyunu bilmediğin bir insanla yaşayacaksın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sen ona yer ol ki, o sana gök olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sen ona ev ol ki, o da evin direği olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sen ona cariye ol ki, o da sana köle olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ona sıkıntı verme ki sevgisini azaltmasın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ondan uzak kalma ki, seni unutmasın!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Onun gözünü, burnunu ve kulağını koruyasın ki, gözü senden başkasını görmesin, senden başkasının kokusunu almasın ve senden hep güzel şeyler işitsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evinde otur, ev ve el işleriyle meşgul ol!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yiyecek, içecek hususunda o ne getirirse, onunla kanaat et ve şunu bunu alamıyoruz diye asla şikayette bulunma!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Koca hakkını kendi hakkın üzerine tercih et!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kocanın akrabasının hakkını da önde tut!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İntizama ve temizliğe dikkat et!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Komşularınla iyi geçin, onlardan gelecek sıkıntılara katlan!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bilhassa komşular arasında laf getirip götürme! Dedikodudan kaç!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Namazlarını vakit girer girmez kıl!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Yeni evlenen kızıma nasıl nasihat edeyim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Aşağıdaki mektup, tecrübeli bir annenin kızına yazdığı nasihatlerdir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yavrum! Şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak bazı nasihatlerde bulunacağım. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, ahirette de ebedi saadete ulaşırsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;1- Kanaatkâr ol! Yani, kocan tarafından getirilen yiyecek ve giyecek her şeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü, kanaat, kalbi huzura kavuşturur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;2- Söylenenleri daima iyi dinle ve kocanın meşru emirlerine itaat et!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;3- Evin ve her şeyin her zaman, temiz, muntazam ve düzenli olsun!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;4- Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin! Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise, öfkelendirir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;5- Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru! Yaptığın işleri, iyilikleri başa kakma! İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur, fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;6- Eşinin yakınlarına güzel muamelede bulun! Kocanın hatalarını, yalnız iken, yumuşak bir şekilde söyle!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;7- Kocanın sırlarını hiç kimseye söyleme! Karı-koca arasındaki sırlar kabre beraberlerinde gömülmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;8- Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş! Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol! Yalan, yuvayı içten içe yıkan bir kurttur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;9- Aranızdaki problemleri kendiniz halledin! Sakın bunları, bize ve başkasına taşıma! Kimseden medet umma!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;10- Kocandan, almakta zorlanacağı, gücünün yetmeyeceği şeyleri isteme!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;11- Kadının güzel huylusu, eşine Cennet nimetidir. Sen kocana Cennet nimeti ol! Azap çektirme!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;12- Bunları yapabilmen, ancak, onun isteklerini kendi isteklerine, onun rızasını kendi arzularına tercih etmenle mümkün olabilir. Hep kendi istek ve arzularını ön plana çıkartırsan, bu nasihatleri tutman mümkün olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;13- Beş vakit namazını şartlarına uygun kılmazsan zaten bu, felaket olarak sana da kocana da çocuklarına da yeter. Beş vakit namazın doğru olması için gusül ve abdestin doğru olması lazım. Bunların faydasını görmen için itikadının doğru olması lazım. Doğru itikad ehl-i sünnet itikadıdır. Her şeyden önce bunları öğrenin ve tatbik edin. Bunlar varsa her şey zamanla düzelir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-677612564237454625?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/677612564237454625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-evlenecek-kizlara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/677612564237454625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/677612564237454625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyete-gore-evlenecek-kizlara.html' title='İslamiyete Göre Evlenecek Kizlara Tavsiyeler'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-2050419271950194631</id><published>2009-03-22T17:35:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:36:51.164+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nasibin Çikmamasi'/><title type='text'>İslamiyette Evlenmek İçin Nasibin Çikmamasi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Sual: Hiçbir ahlaki ve bedeni bir kusurum olmadığı halde, yaşım otuzu geçmesine rağmen evlenemeyen bir kızım. Çevremdekiler, (evde kaldı) diye dedikodu ediyorlar. Bunda benim suçum olmadığı halde, bu da kaderden midir?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Cebriyye denilen bid�at fırkası, kaderi suçlar. Mutezile fırkası da, kaderin rolünü inkâr eder. Her şey takdir iledir. Kaderin, iyisi, kötüsü, tatlısı, acısı, hep Allahü teâlâdandır. Kader, Allahü teâlânın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir. Kaza, kaderde bulunan şeyleri, zamanı gelince yaratmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenmek, nasibi çıkmak veya çıkmamak da takdire bağlıdır. Allahü teâlâ, takdirine göre sebepler yaratmaktadır. Mesela bir kız dua eder, (Ya Rabbi, evlenmek hakkımda hayırlı ise, evlenmeyi bana nasip eyle) der. Duası kabul olursa evlenir. Evlenmek için tedbir almak ve sebeplere yapışmak lazımdır. Mesela kötü birisi ile evlenip de suçu kadere yüklemek doğru değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedbir alıp sebeplere yapıştıktan sonra evlenemedim diye kendini sıkıntılara sokmak çok yanlış olur. (Nasibuke, yusibuke) buyurmuşlardır. (Nasipse, kavuşursun) demektir. Yine, (Nasipse gelir Hint�ten, Yemen�den, nasip değilse, ne gelir elden) demişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıntılı şeylerden kurtulmak için, rahat ibadet edebilmek ve haramlardan kaçmak için, sabrederek dua etmek gerekir. Peygamber efendimiz, (Müminin silahı duadır) buyurdu. (İ. Ebiddünya)&lt;br /&gt;Kur�an-ı kerimde de mealen, (Ey iman edenler, Allah�tan sabır ve namazla yardım isteyiniz) buyuruluyor. (Bekara 153)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, sabrın, namaz ve duanın önemi çok büyüktür. İnsana sıkıntı bazı şeylerde ısrar etmesinden ileri gelir. Tedbir almalı, fakat tedbire de güvenmemeli. Çünkü tedbir, takdiri bozamaz. Takdire boyun eğmek ve ona inanmak farzdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;br /&gt;(Kadere rıza göstermek mutlu olmaya, rızasızlık ise mutsuzluğa alamettir.) [Tirmizi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:&lt;br /&gt;İnsana gelen elemler, takdir-i ilahi ile gelmektedir. Razı olmak gerekir. İbadetlere devam, elemlere, hastalıklara sabredebilmelidir. Allahü teâlânın kereminden afiyet beklemelidir! Mahluklardan bir şey beklememeli, her şeyin Hak teâlâdan geldiğini bilmelidir! Dertlerden, elemlerden kurtulmak için dua ve istiğfar etmelidir! Onun takdiri, iradesi olmadıkça, kimse kimseye zarar veremez. Bununla beraber, sebeplere yapışmak, Peygamberlerin yoludur. Sebeplerin tesirini de Allahü teâlâdan talep etmelidir! (C.1, m.72)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-2050419271950194631?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/2050419271950194631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-evlenmek-icin-nasibin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2050419271950194631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2050419271950194631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islamiyette-evlenmek-icin-nasibin.html' title='İslamiyette Evlenmek İçin Nasibin Çikmamasi'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-8812940523189279401</id><published>2009-03-22T17:32:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:34:47.876+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslami Evlilik ve İlk Gece'/><title type='text'>İslami Evlilik ve İlk Gece</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sual: Yakında evleneceğim. Evlilik, özellikle ilk gece hakkında bilgi verir misiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlenmek isteyenler, eşlerinin dinimizin bildirdiği ahlâka sahip olmalarına önem vermelidir. Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aradığımız vasıfların çoğu karşı tarafta var ise, karar vermek için yeterli sayılabilir. Lüzumundan fazla ince eleyip sık dokuyan, kendine bir türlü aday beğenemeyen, kolay kolay evlenemez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müstakbel eşler birbirinde aradıkları vasıfları bulurlarsa, sonraki devreler için iyi bir başlangıç teşkil eder. Bulunması zaruri lazım olan vasıflar yoksa, (Ben seviyorum) diyen gençlerin, bu yolda şuursuzca hareketlerle ebeveynlerini üzmeleri çok yanlıştır. Ana-babalar da, aranan vasıflar var ise sebepsiz yere mesela maddi menfaatler yüzünden gençlerin evlenmesine mani olmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aşırılıktan uzak durmak gerekir. Dört dörtlük bir talip bulmak zor, hatta imkansızdır. Unutmamalı ki, kusursuz dost arayan dostsuz kalır; noksansız eş arayan eşsiz kalır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gençlere tavsiyemiz, salih ana-babanın tavsiyelerine mutlaka uymalıdır! Ana-baba, oğlunun veya kızının evleneceği kişiye, evlatlarının gözü ile bakmaz. Acı tecrübelerin verdiği firasetle bakar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeni evliler için faydalı olabilecek aşağıdaki yazıları çeşitli kitaplardan derledik:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lüzumlu (ilk) evlilik bilgileri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Damat şunu yapmayı ihmal etmemeli:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Resulullah efendimiz, Hazret-i Fatıma�yı Hazret-i Ali�ye tezvic ettiklerinde buyurdu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Ya Ali! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakirliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereketi evine dahil eder. Yetmiş rahmeti sana nazil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emin olur.) [Menakıb]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimanın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olabilir. Bunun için bu mahrem bilgileri lüzumu kadar öğrenmek gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her şeyden önce, eşler birbirine çok samimi, nazik ve yumuşak davranmalı, sevgi ve şefkatle yakınlaşmalıdır. Erkek, eşini gerdeğe psikolojik yönden iyice hazırlamalıdır. Ona cesaret vermeli; endişelerinin yersiz olduğunu, onu da rahat bir atmosferde konuşturarak izah etmeli. Eşini incitecek küçük davranış, hatta imadan sakınmalı. Eşinin, özellikle bu gecede sevgi ve şefkat görmeye, iltifat işitmeye çok ihtiyacı olduğunu bilmeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek aceleci ve kaba olmamalı. "Artık evlendik, ona istediğim gibi sahip olurum" gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Cima, sevgi oyunları sırasında meydana gelen bir olaydır. Temasa her iki tarafın da aktif şekilde katılması gerekir. Nitekim Resulullah efendimiz de bu hususa dikkat çekerek, erkeğin, eşinin haklarına da riayet etmesini istemiştir. Cinsi tatmin, kadının da hakkıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Genç kız da eşinin heyecan ve sevgisini paylaşmalı, kendisini ona tabii ve fıtri bir şekilde, isteyerek teslim etmeli. Cimanın bir yaratılış vazifesi olduğunu düşünmeli, mana ve hikmetlerini hatırlamalı, sevgisine ve yaratılış özelliklerine güvenip, yersiz korku ve endişelerden sıyrılmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Düğünün stresli ve gergin ortamından sonra eşler, uykusuz, yorgun düşebilir. Bu bakımdan cimaya çoğu zaman hazır olmazlar. Bu durumda, ilk cima tehir edilebilir. Bunun hiç mahzuru yoktur; aksine çok faydası olabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyalarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşru hayat yaşayan bu duygudan mahrum kalır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Damat, tebessüm ve nezaketle içeriye girmeli, geline selam vermeli ve onu tebrik etmeli. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalı. Gelin de ona güler yüzle karşılık vermeli, lüzumsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu gece, iki rekat nafile namaz kılıp dua edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlere kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saadeti için, Allahü teâlâya dua edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmeli. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her kız, bu ilk gecede, az-çok ürkeklik ve çekingenlik gösterir, utanır, sıkılır. İlk defa bir erkekle baş başa buluşmanın, ona açılmanın utancını hisseder. Bu hâli, gayet tabiidir, hoş karşılanmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkek kızı hiç sıkmadan ve zorlamadan, samimi bir yakınlık göstermeli, ürkekliğini gidermeye çalışmalı. Kız konuşmaktan, ona açılmaktan çekinse bile, erkek samimi sohbet ve yakınlığı sabırla sürdürmeli, onun gönlüne yavaş yavaş girmeli. Kızın sessizce dinlemesi ve ara sıra hafif karşılık vermesi de kâfidir. Bütün mesele, öpüp okşayarak kızı cimaya hazır vaziyete getirmektir! İlk gecenin değişmez bir ölçü olmadığı unutulmamalı. İlk gece yalnızca bir başlangıçtır. İlk deneme başarısız olabilir, bu normal kabul edilmeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnancı gereği kadından uzak kalan erkek, çoğu zaman kadını yakından gördüğünde veya dokunmasıyla hemen boşalabilir. Ümitsizliğe kapılmayıp, yarım saat kadar sonra ön hazırlıktan sonra, tekrar harekete geçilir. İkinci halde ilk heyecan geçip hemen boşalma olmayacağı için ön hazırlık daha rahat şekilde yapılabilir. Bu durum çok önemlidir. Bu durumu bilip kendilerini buna göre ayarlayan eşler rahat eder. Olduydu olmadıydı endişesine kapılmaz. Çünkü bu normal bir olaydır. Birkaç saat dinlenilebilir veya ertesi güne tehir edilebilir. Böyle bir durumda genç kız da durumu kabul etmeli, anlayışla karşılamalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Temas başarıyla sonuçlanınca, erkek mutluluk hislerini eşiyle paylaşmalı, ona teşekkürlerini sunmalı ve bütün bir hayat boyunca saadetlerinin devamı için dua etmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf gecesinde kızda ürkeklik ve çekingenlik görüldüğü zaman, erkek, ilk karşılaşmanın normal bir neticesi olan bu hâli hoş karşılamalı, lüzumsuz telaş ve sabırsızlık göstermemeli. İlk geceki kabalıktan doğacak ürkeklik, incinme ve tatsızlık, daha sonra uzun müddet silinmeyen etkisini gösterir. Bunun gibi, o gecenin sabır ve nezaketinin mükafatı da sonradan görülür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk olarak bir erkekle buluşmak, yıllarca barındığı ailesinden ayrılıp, yeni bir aile hayatına girmek, bir kız için elbette çok önemli bir olaydır. O anda, erkeğin geniş şefkat ve sevgi kanatlarına ihtiyacı vardır. Bir kadın, kendisiyle buluştuğu ilk erkeği asla unutmaz. Eğer kadın ilk zifaf gecesinde tatlı heyecanlar yaşamışsa, sevgi, sabır, nezaket ve geniş bir anlayışla karşılaşmışsa, o erkeğe ömür boyu minnettar kalır. Bu ilk olay, kadın için unutulmaz bir hatıradır. Hatta o adam o kadını sonradan terk etse, hayal kırıklığına uğratsa bile, kalbindeki o esrarlı hatıra daima yaşar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gerdek gecesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeklik gösterisi sanılan, "kedinin bacağını ayırmak" gibi kabalık uygun değildir. Bilhassa bu gece, erkek de çok nazik olmalı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Bir kadın, on senedir kocasıyla garip bir şekilde yaşıyor Ancak ayda bir defa temasta bulunuyor ve bu temas esnasında da kadın tamamen soğuk davranıyor. Gerdek gecesi, kocası bu kadının kalbini kırmış. (Ne zayıfmışsın, hem de çirkinmişsin) demiş. Kadın bunu unutamamış. Kadını yaralayacak, zayıfsın, şişmansın, uzunsun, kısasın, yaşlısın gibi sözlerden uzak durmalı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ön hazırlık:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gerdek gecesinde diğer önemli husus da, ön hazırlığın gelini ürkütecek ve gönlünü soğutacak bir vaziyette olmamasıdır. Bunun için bir de, soyunma sırasında dikkatli olmak gerekir. Bir kere damadın gelini kendi eliyle soymaya kalkması doğru değildir. Gelin ve damat, kendi kendine soyunmalı. Çırılçıplak soyunmak da uygun değildir. Ekseriya gelin, erkeğin karşısında ilk defa çıplak olarak görünmekten ve erkeği çıplak olarak görmekten dehşet ve sıkıntıya düşebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soyunma sırasında, utanma duygularının korunması için, bu işin de perdelenmesi gerekir. Bunun için ya lamba söndürülmeli veya az ışıklı gece lambası bulundurulmalı. Çıplak vücutla ortada görünmenin vereceği sıkıntıyı hesaba katmalı. Bu durum edebe de aykırıdır. Âişe validemiz, (Ben Resulullahın edep yerini görmediğim gibi, o da benim edep yerimi görmedi) buyuruyor. Müslüman da bu sünnete uymaya çalışmalı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazı erkekler, zifaf gecesinde hem kendi vücutlarını teşhir eder, hem de kadını tamamen soyarak, kaba ve hoyratça davranışlarıyla, gelini sıkıntı içinde bırakırlar. Bu çok yanlıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soyunma olayında, ayakta büsbütün soyunmaya kalkışmamalı, yalnız üstteki kaba elbiseler çıkartılmalı, iç çamaşırları, yorgan altına girdikten sonra çıkarılmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlk temas:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf gecesinde sevgi oyunu önemlidir. Sevgi oyunu nâzikâne, erkeğin gelini heyecana getirme tekniği mükemmel olduğu zaman, kadın ne kadar utangaç olursa olsun, yavaş yavaş eşine itimadı çoğalmaya ve rahatlamaya başlar. Ondan sonra teslimiyet duygusu artar, çekingenlik yerine arzu doğmaya başlar. Birçok gelini inciten ve ürküten şey, eşlerinin bu gece kaba ve anlayışsız davranmalarıdır. Henüz mahcubiyet içinde bulunan bir gelini, evlilik hayatına yavaş yavaş alıştırmalı. Damat, gelinde arzu uyandırma yollarını aramalı, utangaçlık hislerinden kurtulmasına yardımcı olmalı. Normal bir kadın, belki kocasının arzusunu tahrik etmek için önce çekingen davranır. Aslında o, fethedilmekten hoşlanır. Fakat mukavemetin kaba bir şekilde kırılma teşebbüsünü asla hoş görmez. Bunun için damat, nezâket, sabır ve incelik hususlarını asla gözden uzak tutmamalı. Gelin de, hayatının belki en heyecanlı anlarını yaşayan eşinin başarısını baltalayacak davranışlardan, mümkün olduğu kadar kaçınmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bekâretin izâlesi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta alacakları pozisyon önemlidir. Bunun için, genç kız bacakları ayrık ve dizleri bükülmüş vaziyette sırt üstü yatmalı; erkek diz ve dirseklerinin desteğini kullanarak, cinsiyet uzvunu eşinin döl yoluna üst taraftan ve üst kenarı boyunca, aşağı doğru kaydırarak koymalıdır. Burada cinsiyet organının hazneye girişinde, eşinin hazne ağzının tabii açıklığı yardımcı olur. Bu esnada zar gerilir ve yapılan basınçla, umumiyetle iki yerden ve arkaya doğru yırtılır. İşte, sözü geçen hafif ağrı bu anda, zarın direnci ile erkeğin cinsi uzvunun yapacağı güçlü tazyik karşı karşıya geldiğinde duyulur. Böyle bir durumda genç kızın kalçalarını küçük bir hareketle kasarak eşine yardımcı olması iyi olur. Aslında temas öncesinde, genç kızın cinsi bakımdan başarılı bir şekilde uyarılması, temasın her iki taraf için de kolayca tahakkukuna yeterlidir. Cinsi tatmine erişen genç kızın ve erkeğin cinsi organlarında, girişi kolaylaştıracak kaygan sıvılar ifraz edilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vazelin kullanmak birleşmeyi kolaylaştırır. Ama asıl çözüm, temas öncesi hazırlığın ideal şekilde yapılmasıdır. Kadın, okşama ve sevişme ile hazır vaziyete gelmiş olmalı! Bu olursa, başka bir tedbire ihtiyaç duyulmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tahriş, acıma gibi hallerde, sonraki temaslar için 1-2 gün ara vermek iyi olur. Ama bu da şart değildir. Karşılıklı istek varsa, ertesi gün veya birkaç saat sonra temas yapılabilir. Aşırı istek acıyı hissettirmez. Zarın yırtılmasıyla gelen kan durmazsa telaşa mahal yoktur. Genç kız sırt üstü vaziyette dizlerini kaldırıp bacaklarını kasarak bitiştirirse, kanama çoğu zaman kendiliğinden durur. Nadiren de olsa durmayıp aktığı da görülür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gerçekten de cinsi temasa her iki tarafın da ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmış olmaları, erkeğin eşini başarılı bir şekilde uyarması ve her ikisinin de cinsi heyecan bakımından tatminkâr bir seviyeye çıkmaları hâlinde neredeyse hiç acı duyulmaz. Aşırı heyecan, aşırı zevk ağrı hissini ortadan kaldırır. Savaşta ve kavgada yaralanma, neden sonra kan görülmesi ile anlaşılır. Bu arada, eşlerin birbirine yardımcı olması, bilhassa erkeğin çok sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf gecesinde acı duymak korkusu, yabancı bir erkekle en mahrem buluşmanın verdiği utanma hissi ve kızlıktan kadınlığa geçiş gibi, çok önemli bir dönüm noktasında bulunuşu dolayısıyla, kadının göstereceği çekingenliği anlayışla karşılamalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Onu samimiyetle kendisine alıştırdıktan ve ürkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nâzik ve yumuşak bir surette birleşmelerini temin etmek, erkeğin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk teması ve sonrasında, dikkatli, sabırlı ve ihtiyatlı olmalı. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadın, zevk yerine acı ve ıstırap duyabilir. İlk zifaf ilişkisinde, arzulanan cinsi zevkin bulunamaması tabiidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf engelleri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf gecesi, ciddi bir engelle karşılaşıldığı zaman, ilişkinin daha sonraki gecelere tehir edilmesi gerekir. Mesela kızın hayız hâli devam ediyorsa, beklemeyi tercih zarureti vardır. Esasen gerdek gecesinin, kızın hayızdan temizlendiği zamana getirilmesi gerekir. Zifaf ilişkisinin de, illâ ilk gecede tamamlanmış olması gerekmez. Sabır ve anlayışla hareket edilirse, sonraki gecelerde güçlük ve engeller ortadan kalkar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazı erkekler, bu gece kapıldıkları aşırı heyecan sebebiyle, geçici iktidarsızlığa düşebilirler. Gerdek gecesi böyle bir olayla karşılaşılırsa, teşebbüsü birkaç saat geciktirmek veya sonraki gecelere bırakmak gerekir. Çünkü bu durum geçici bir başarısızlıktır; bir müddet sonra heyecan ve engellerin çözülmesiyle geçer. Duruma göre birkaç saat veya birkaç gece sürebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf engellerinin başlıcaları:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızın aşırı ürkekliği:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu durum, birçok kızların öteden beri sahip olduğu zifafın çok sıkıntılı geçeceği gibi bazı yanlış kanaatten dolayı olabileceği gibi, o gece erkeğin kaba bir "erkeklik" gösterisiyle, sabırsız, nezâketsiz ve hoyrat davranışlarından da ileri gelebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğin endişesi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazı erkeklerin, zifafta başarısız kalma endişesinin içlerinde yer etmesi, bu duygular içinde telaş ve heyecan göstermesi; ayrıca temas esnasında "erken boşalma" hâliyle karşılaşmaları, geçici bir başarısızlık sebebi olabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çeşitli etkiler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birçok yerlerde görülen zifaf neticesini bekleme âdetlerinin, erkek üzerindeki psikolojik baskısı, zifaf mekanının elverişsiz, gürültülü ve görüntülü bir yerde oluşu, o anda kadında beklenmedik tatsız bir hâlin görülmesi, o kadına karşı duyulan sevgi, şefkat ve hürmet duygularının aşırı dereceye varması, geçici iktidarsızlık sebeplerine dahildir. İşte bu gibi hallerle gerdekte cinsi başarısızlığa uğrayan, bunun geçici olduğunu idrak edip, ilişkisini daha sonraki gecelere ertelemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf âdetleri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her memleketin, çeşitli ve farklı özelliklerde evlenme ve zifaf âdetleri vardır. Ekserisi anormal ve lüzumsuzdur. Dinimize aykırıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zifaf gecesinde, gelin ve güveyin yakınları tarafından dışarıda nöbet tutulması veya sabahleyin çarşaf kontrolü tuhaf ve kaba bir âdettir. Bazılarında ise, neticeyi ilan cinsinden silah atma, belli bir işaret ve alamet gösterme gibi farklı usuller vardır. Bunun doğuracağı zararlardan bazıları şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Gerdeğe giren eşler, o akşam heyecanlı olur. Erkek, bir kontrol durumuyla karşılaştığı zaman daha da endişe duyacak, belki bu sebeple o gece iktidarsızlık gösterebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- O gece kapı bekleyenler, ilişkinin vaki olmadığını anladıkları zaman, hem damadın maneviyatı kırılır, hem de yanlış bir kanaatin dedikodusu yapılır. Böyle bir baskı ve kontrol altındaki ilişkiden, beklenen netice alınamayınca, gelin-damat ve diğer akrabalar arasında, üzücü ve kırıcı olaylar ve kavgalar meydana gelebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Zifafta bekâret işareti açıkça görülmeyen bazı kızlar da vardır. Bu görülmeyince yanlış hüküm verebilirler. Böylece evliliğin başında, günahsız bir kızın, "iffetsiz" olarak ilan edilmesine sebep olurlar. Bu da namuslu bir kız için, gerçekten çok çirkin bir suçlamadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Eşler arasındaki mahrem sırlar, çevreye yayılmış olur. Dilden dile dolaşırken herkes bir şey ilave eder. Yanlış dedikodulara sebebiyet verir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Zifaf gecesinin mahremiyeti, gelin-güvey arasında kalmalı. Şayet gerdek sonrası, ciddi şüpheler hasıl olup da, erkek müşkül durumda kalırsa, kimseye ifşa edilmeden, bu meselede tecrübesi olan ebeye veya kadın doktoruna gidip, gizlice öğrenebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bekâret özellikleri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bâkire kızın zifaf gecesinde, yanlışlıkla haksız bir muameleye uğramamasına dikkat etmelidir. Bazı kızların zifafında -kızlık zarının özelliğinden dolayı- yırtılma olmaz, bekâret işareti açıkça görülmez. Bu incelik bilinmezse, yanlışlıkla töhmet ve hataya düşülebilir. Böyle bir duruma meydan verilmemelidir. Bekâret hususunda kuvvetli şüphe hasıl olup da, iffetsizlikle itham durumu ortaya çıkarsa, kadın doktoruna başvurulabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sayıları, % 5 gibi az da olsa, bazı kızların ilk cinsi temasında, bekâretlerinde bir değişiklik olmadığı bilinmektedir. Bunlar daha çok "halkalı, hilâlli" kızlık hâllerinde olur. Bunlardan bir kısmı, ilk doğuma kadar bâkire kalabilir. Tabii ki bu özelliklere sahip olup da zifaf hâlinde zedelenme olmayan kızlıklardan, genelde beklenen kan işareti de görülmez. İşte böyle bir durumda, bu işin inceliğini bilmeyen ve "bâkire" bir kızla evlendiği inancıyla zifafa giren bir erkek, burada beklediği işareti göremeyince, telaş ve endişeye kapılabilir. Ortada kesin deliller olmadan, namuslu bir kadını "fâhişe" olarak itham etmek de, büyük günahtır. Bütün bunlar hesaba katılınca, mutlak bir işaret görülmedi diye ortalığı karıştırmak da, gerçekten lüzumsuz ve mesuliyetli bir durumdur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne var ki, zifafta eşini bâkire olarak bekleyen bir adam da, aradığını bulamayınca, en azından vicdanen şüpheli ve huzursuz olacaktır. Bunun sıkıntısından kurtulmak için: Ya yukarıdaki ihtimalleri düşünerek hüsnü zan etmek ve bir mesele çıkartmamak; yahut şüphe ve sıkıntıyı atmak için, gelin-damat arasında, özel bir kontrol ve anlaşmayla, mâkul ölçülerde neticeyi tatlıya bağlamak; veya lüzum görülürse, bir hekime gösterip işin mahiyetini öğrenip gereğini yapmak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hassas bölgeler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Öpüşme; hem cinsel beraberliği başlatır, hem de orgazmavarmada önemli bir rol oynar. Dudaklar ve dil, en duyarlı bölgelerdendir. Özellikle alt dudakların ve dilin emilmesi, kadınlar için cinsel hazzı artırıcı etki uyandırır. Bu bakımdan, eşler sevişme ve birleşme sırasında yapacakları hareketlere çok dikkat etmeli, ilişkiyi bir işkenceye çevirmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esas itibariyle, kadın vücudu duyarlı ve cinsel uyarılmaya açıktır, bu açıdan, kadın vücudunun hemen her noktası, aynı zamanda bir haz noktasıdır. Ancak, cinsel zevk açısından bazı bölgeler daha gelişmiştir. Bunların başında "klitoris" gelir. Bu, kadınlık organının üst tarafında bulunan bir çıkıntıdır. Bu organ, erkeğin penisi gibi bir yapıya sahiptir ve cinsel uyarma sonucu kabarır. Kadın vücudunun en duyarlı noktası olduğu için, klitorisi sürekli uyarmak, üzerine baskı uygulamak yanlıştır ve bu zevkten çok acı verebilir. Klitorisi, hafifçe okşamalıdır!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cinsel organ dışındaki haz ve uyarı bölgelerinin başında, göğüsler gelir. Kadınların meme uçları adeta birer klitoris görevi görür ve uyarılmaları kadına büyük haz verir. Aynı şekilde, memelerin koltuk altlarına doğru uzanan yan kısımları ile iki memenin ortası, bir de altlarındaki yuvarlıklar, hassas ve uyarıya açık bölgelerdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın vücudunun geri kalan hemen tüm bölümleri de, kadından kadına değişen bir biçimde, yüksek duyarlığa sahip olabilir. Bunlar, bacak araları, göbek yuvarlağı, kulaklar, boyun, ense, sırt.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişkiden önce, hassas bölgelerin hafif okşamalarla tahrik edilmesi gerekir. Ama bu okşamaya da, belirtilen en hassas bölgelerden başlanmaz. Daha az hassas bölgelerden başlayarak, en hassas bölgelere, merkeze doğru kaydırılan yumuşak bir okşama idealdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Oral seks denilen, erkeklik uzvunu kadının ağzına alması, dini açıdan çok çirkin ve günah olduğu gibi sağlık açısından o derece tehlikelidir. Yapılan araştırmalarda, aids hastalığının bu yolla da bulaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca erkeğin kadının organını öpmesi yalaması da aynı derecede tehlikeli, çirkin ve günah bir harekettir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişki safhası:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eşlerin ihtiyacına göre uzunca veya kısaca yapılan başlangıç oyunlarından sonra, şehvet hislerinin iyice uyanmasıyla, kadında birleşmeyi kolaylaştırıcı mezi denilen sıvı çıkar. Kadın, cinsi his bakımından zayıf olur veya yeterince tahrik edilmemiş bulunursa, böyle bir sıvı görülmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Temas safhasında en önemli mesele, erkeğin acele etmemesidir. Sabırla idare etmesini bilmek, erkeğe düşen önemli bir vazifedir. Eğer erkek, kadının hâlini düşünmeden sadece kendi zevki için davranırsa, bir-iki dakika içinde zevkin sonuna geliverir. Bu durum ise, kadını yarı yolda terk edip, sıkıntı içinde bırakır. O halde erkek, ihtiyatlı tavırlarıyla, "orgazm" durumuna gelmeyi geciktirmeli, bu noktada kadınla beraberliği sağlamaya çalışmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esas itibariyle birleşmenin sorumluluğu da erkeğe düşer. Erkek, birleşmeye doğru yönelirken, kadının bunu anlayacağını sağlayacak hareketler yaparak onu hazırlamalı, aynı zamanda da, yavaş hareketlerde bulunarak "birleşme" durumuna geçmeli. Sevgi oyunları sonucu uyarılmış bir durumda olan kadın, zevk içinde olduğu kadar, "şefkat" ihtiyacı da içindedir. Bu bakımdan, erkek hangi pozisyona geçecekse, bu arada hassas yerleri öpmeyi ve vücudunun çeşitli yerlerini okşamayı ihmal etmemelidir. Birleşme sırasında da, kararlı ama yumuşak olmaya çalışmalı, yavaş yavaş yaklaşmalı, başlangıçtaki yavaş hareketlerin temposunu sonra yavaş yavaş artırmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadının orgazm hâline gelmesi, erkeğe nispetle daha geç ve yavaş olduğundan, başlangıçta gerekli tahrik oyunlarıyla bu zamanı hızlandırmak ve kısaltmak gerekir. Erkekle beraber kadının da tatmini için, orgazm devresinin hemen hemen aynı anda -veya erkekten önce- olması gerekir. Bu da hazırlanış safhasının iyi tanzimine, devamının sabırla idare edilmesine bağlıdır. Cinsi ilişkinin baştan sona normal bir bütün hâlinde, 15-20 dakika sürmesine ihtiyaç vardır. Bu müddet, duruma göre uzayıp kısalabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Orgazmdan sonra genel olarak erkekler, baştakine benzer bir sevgi ve ilgi göstermeyi ihmal ederler. Kadın ise bu andan sonra da, sevgi kucağında bir miktar daha eğlenmeyi arzular. Bunu ihmal etmemelidir. Onun cinsi yakınlıktaki hissesinin önemli bir kısmı da, sonundaki muamelenin güzelce neticelenmesine bağlıdır. Öyleyse erkek, eşinin bu ândaki haklı arzusunu da ondan esirgememelidir. Son safhadaki bu arzuya cevap vermek için, yerine göre bir kendine çekiş, kucaklayış ve okşayış da kâfi gelebilir. Önemli olan, boşalmadan sonra hemen çekilmeyip, az da olsa bir ilgi gösterilmelidir!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eşlerin tatmini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cinsi yakınlıkta erkeğin tatmin olmasında zorluk olmaz. Fakat kadınların çoğu tatmin edilmemiş, doyuma ulaşamamış durumda kalırlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gerçekte erkeğin cinsi başarısı ve eşini tatmin için, fazla güçlü olmasına ihtiyacı yoktur. Erkeklik organının küçük olmasının da rolü yoktur. Biraz cinsi teknik ve normal erkeklik vasfını taşıyan, ilişkilerde gerekli faaliyet gücünü kendinde bulan her erkek, bunu başarabilir. Kadının zevk bölgesi yüzeye çok yakın olduğu için erkeklik organı normalden küçük bile olsa, cinsi tatmine engel değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlilik hayatında pek az tatmin olabilen, hatta hiç olmayan kadınlar da vardır. Sık sık tatminsiz bırakılırsa ve bilhassa iyice duygulanma safhasında temas kesilirse, kadının huzurunu kaçırır. Bu da, evlilik saadetine zarar verir. Cinsi tatminsizliğe maruz kalan kadın, sinir gerginliğinin verdiği ıstırapla, çok zaman uykusuz kalır. Gittikçe erkeğiyle ilişkiden çekinmeye başlar; ona olan sevgi ve itimadı sarsılır. Neticede sıkıntı, sinir bozukluğuna yol açar. Bu durum devam ederse, evlilik hayatı tadını kaybeder. Erkeklerin pek çoğu, bu noktada gaflete düşer. Erkekleriyle geçinemeyen kadınların yüzde doksanı da, cinsi tatmini bulamayan kadınlardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişkide kadının boşalması ve tatmini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sık nefes, mahrem bölgede hafiften kasılmalar ve gevşeyip rahatlama gibi hâllerden belli olur. Bunlar sezilmiyorsa, onun tatmin olmadığı bilinmelidir. Kadındaki bu hâlin en önemli sebebi erkeğin sabırsızlık ve dikkatsizliğidir. En önemli çaresi de, erkeğin ilişki tekniğini gerektiği kadar bilmesi ve dikkat etmesidir. Bu iş, evlilik hayatında zamanla kazanılan tecrübelerle gelişir. İlk safhada mükemmellik beklenmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Orgazm olayı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;En başta gelen problem budur. Bunu beceremeyen istenilen neticeye varamaz. Bunun için, damdan düşer gibi yapılan bir temas, kadın için büyük hayal kırıklığı ve tatminsizlik demektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Birleşmede orgazma ulaşan kadın sayısı oranı hayli düşüktür. Ömründe orgazm olmamış kadın sayısı da az değildir. Orgazma ulaşamamanın sebebi, ekseriyetle, psikolojik gerginliktir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cinsi temasın başarısında psikolojik yakınlık ve hazırlığın yanı sıra, uygun yer ve zamanın da büyük önemi vardır. Kaba olmadan, tatlı bir şekilde yapılan tembihler mutlaka tesirli olur. Sabır, güven, anlayış, sevgi, şefkat. Bunlar uzun ömürlü ve mutlu bir evliliğin önde gelen şartlarındandır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu arada sık sık boşalma noktasına gelebilir. Böyle durumlarda, kendisi hareketi durdurur, eşinin de durmasını, hareket etmemesini söyler ve eşi de ona yardımcı olursa, erken boşalmayı önlemek mümkün olabilir. Sakinleştikten sonra, tekrar devam ederler. Sakinleşmenin, boşalmayı geciktirmenin başka bir yolu da, zihni başka yönlere kaydırmaktır. O anda hanımı ile beraber değil de, başka yerde, başka işlerle ilgilenmeli, zihnini dağıtmaya çalışmalı. Mesela, yarın yapacağı işleri düşünür. Geçmişteki hoşlanmadığı olayları hatırlarsa orgazm gecikebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Önce uyarma, sonra gerilimi sona erdirme safhalarından meydana gelen bu metotta, birbirini takip eden tembih ve durma seansları sırasında, erkek boşalmaksızın cinsi heyecanın en üst mertebesine çıkmayı öğrenebilir. Bunu geciktirmek, tecrübeyle zamanla öğrenilir. Bu süre ne kadar uzun sürerse, o kadar iyi netice alınmış olur, o kadar faydalı olur. Bu esnada erkek boşalsa bile bu geciktirmeden dolayı organının sertliliği hemen kaybolmaz. Dolayısıyla kadın orgazm olamamış ise bu sırada o da orgazm olmuş, rahatlamış olur. Kısacası erkek kendine her ne metotla olursa olsun hakim olup, boşalmayı istediği zaman, kadının durumuna göre ayarlaması gerekir. Erkek sabırlı davranıp, eşinin hassas bölgelerini tahrik ederek, onun da cinsi tatmine erişmesi için gayret gösterirse, zamanla kendi orgazmını geciktirmeyi öğrenebilir. İradesine hakim olarak, gerekli ayarlamayı yapabilir. Genellikle penisin hazneye girmesi ile 2-3 dakika içinde boşalabilir. Buna meydan vermemek için, erkeğin iradesine hakim olarak penisi dışarı çekmesi veya hareketsiz durması gerekir. Bu esnada 10-30 saniye kadar derin derin nefes almalıdır. Yarım dakikalık bir duraklama, genellikle boşalma isteğini geriletir. Bu hususta bir başka tavsiye, sıkma metodudur. "Tehlikeli" an gelmeden önce, penisin dibi, yani torbaların altı ile makat arasındaki perine bölgesi sıkılır. İşaret ve orta parmak kullanılarak yapılacak bu tazyik, boşalmayı geciktirici bir tesir yapar. Şu da unutulmamalıdır ki, kadının mutlaka orgazm olmasını beklemek de yanlıştır. Belirtilen şartlarda yapılan bir birleşmede kadın rahatlar. Zaten her defasında kadının orgazm olması da çok zordur. Her defasında orgazm olması kadını yıpratır. Bunun için kadın, zaten her beraberlikte bunu beklemez. Psikologlar mutlaka orgazm demenin yanlış olduğunu belirtmektedir. Orgazm önemli olmakla beraber dikkati devamlı orgazm üzerine çekmek de yanlış olur. Bu konudaki zorlama cinsi beraberliğe olumsuz etki edebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kısacası cinsel birleşme eşittir orgazm demek değildir. Orgazmda önemli olan bunun önemini bilip kadını bundan mahrum etmemektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pozisyonlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evlilik hayatı boyunca cinsi münasebetlerin, şeklen değişmeyen bir vaziyette devam etmesi bıkkınlığa sebep olabilir. Bunun için, zaman zaman farklı şekil ve vaziyetleri kullanmaya ihtiyaç görülebilir. Bunun da dinen bir mahzuru yoktur. Cinsi temasta en uygun pozisyon, kadın sırt üstü yatar, erkek kadına yüzü dönük olarak üstten yaklaşır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ay hâlinde iken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ay hâllerinde, erkekle bir araya gelmemelidir. Büyük günahlardandır. Ay hâlinde, kadının tenâsül yolları kanla dolgun, rahmin damarlarının ağzı açık, az çok bereli bir hâldedir. En titiz ve temiz olanlarda bile, bu yollarda sinsi bekleyen milyonlarca mikroplar vardır. Ay hâllerinde bunlar hemen süratle ürer, çoğalır, kuvvetlenir; fırsat kollar ve en ufak bir sebeple hemen bereli bulunan tenâsül uzuvlarını, rahim ve yumurtalıkları sarar. Bu ara vuku bulan cinsi yakınlık, mikropların her yana yayılmasına sebep olur. Bu hâl kadını hasta eder. Devamlı olursa fazla kan boşanmalarına, bel ve kasık ağrılarına, ciddi birçok kadın rahatsızlıklarına sebep olur. Sonra, âdet kanının kendine mahsus ağır bir kokusu vardır. Bu koku, pek temiz kadınların bile ter ve tenini kaplar. Bu kokudan kadın kendisi bile tiksinir. Bu sırada vuku bulan cinsi yakınlıkta, bu ağır koku erkeği de tiksindirir. Kadın bunları bilerek, temizliğe bu zamanda daha çok dikkat etmeli ve eş oynaşından hep uzak kalmalı, yakınlıkta bulunmamalıdır. Ay hâlinde ilişki haramdır, büyük günahtır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lohusa iken de, yakınlıkta bulunmaktan sakınmalıdır. Bu da haramdır. Zira doğum esnasında tenâsül uzuvları, bilhassa rahim, hazne berelenir, çok defa yırtıklar husule gelir. Bu sırada kadınla yakınlıkta bulunmak, kadını pek fena örseler. Mikropların hemen faaliyete geçmesi birçok önemli kadın hastalıklarının meydana gelmesine sebep olur. Onun için rahim ufalmadan, kadının tenâsül uzuvları tabiî hâlini almadan kadına yanaşmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gebeliğin son üç haftasında ilişki kadın için zararlı olabilir. Fakat dinen günah değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tekrarlama zamanı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişkiyi tekrarlama zamanı ve miktarı şartlara göre değişik olur. Bundaki genel ölçü şudur: Kendiliğinden uyanan ve sonunda yorgunluk vermeyen, insana ferahlık ve zindelik kazandıran ilişkiler, tabii ölçüde demektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hâli ve yaşı müsait kimseler için bunun muayyen bir sınırı olmamakla beraber, aradan 4-5 gün geçmeden tekrar edilmemesi yerinde olur. Çünkü erkek, boşalttığı cinsi enerjiyi, ancak bu müddet zarfında kâfi miktar doldurur. İlişkilerin, evli eşler için kırk yaşına kadar, ortalama haftada iki defası normal sayılırken, kırkından sonra haftada bir, ellisinden sonra iki haftada bir, altmıştan sonra ayda bir olması tabii ölçüde sayılmaktadır. Ancak bunlar kesin ölçüler değildir; her insanın hâl ve şartlarına göre değişiklik gösterir. Kadın haklı olarak, cazip hâlleriyle erkeğine karşı cinsi arzusunu hissettirince, erkeğin onu ihmâl etmeden, yakınlıkta bulunması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cinsi ilişkilerin fazla olması, erkeği sıkıntıya sokar. Yorgunluk, hâlsizlik ve dermansızlık yapar. Hele pek genç yaşlardan itibaren bu yoldaki aşırı faaliyetlerle yıllarca israfta bulunanlar, zamanla cinsi kudretlerini kaybedebilirler. Fazlası iyi olmadığı gibi, lüzumsuz cinsi perhiz de iyi değildir. İlişkinin fazlası bedene zarar verir, azı da ruha zarar verir, insanın psikolojisini bozar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erken boşalma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gerçekten bir sıkıntı kaynağıdır. Erkeklerin yarıdan çoğu, erken boşalmadan şikayetçidir. Bu hâlin devam edip gitmesi kadın hakkında tatminsizlik ve huzursuzluk doğurur. Erken boşalmanın başlıca sebepleri; acelecilik, yanlış teknik ve heyecandır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Acelecilik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Normal olarak erkeklerde cinsi boşalma, kadından daha hızlıdır ve birkaç dakikada gerçekleşir. Bazı kadınların orgazmı da kısa zamanda gerçekleşmekle beraber, çoğunda 5-10 dakikalık zamanı alır. Eğer erkek bu noktada acele davranıp, 1-2 dakika içinde orgazm olup ilişkiyi bitirirse, kadın, henüz arzulanan zevk seviyesine yaklaşmadığı için sıkıntı olur. Bu vaziyetten kurtulmak için, erkeğin ağır davranması zaruridir. İlk temas başladığı an, bir müddet bekleyip nefes alınır. Sonraki kısımda ise, ihtiyatlı hareketler ve yer yer duraklamalarla kendini emniyete alarak, boşalmanın geciktirilmesine çalışılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yanlış teknik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlişkinin başında gerekli olan heyecanlandırma oyunları ihmâl edilirse, normal olarak kadının orgazmı gecikeceğinden, erkek elbette ki ondan önce boşalma durumuna gelecektir. Bunun için başlangıç oyunlarını gerektiği ölçüde yerine getirmek suretiyle, aradaki mesafeyi kapatmak mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ayrıca erkekte idrar sıkıntısı varken temasa geçmek de, erken boşalmaya sebep olur. O hâlde ilişkiden önce abdest bozmak ve avret yerlerini soğuk suyla yıkamak da, boşalmanın geciktirilmesinde yardımcı olur. Bir de kendini arada bir sıkmak suretiyle, orgazmın hızlanması önlenebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heyecan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lüzumsuz telaş ve heyecan, erken boşalmayı kamçılar. Bu hâl, daha ziyade zifaf gecesinde ve ilk temaslarda görülür. Merak ve heyecandan itidâlini koruyamayan erkek, erken boşalmayla o anda bir başarısızlığa düşebilir. Fakat bundan telaşlanmaya hâcet yoktur. Zifaf bahsinde belirtildiği gibi, bu olay o an için olağandır ve daha sonra normal dengesini bulacaktır. İlişkiden uzunca bir zaman uzak kalan eşler de, erken boşalmaya daha müsait duruma gelirler. Bu yüzden erken boşalma engeline takılan erkek, bir müddet sonra ikinci bir teşebbüsle de noksanını tamamlayabilir. Boşalmadan sonra bedenleri ayırmadan, bir süre daha bekleşmek de kâfi gelebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu ölçüler içinde sabır alışkanlığına devam edilirse, ilişkileri 20-30 dakikaya kadar uzatmak ve birkaç ay içinde erken boşalma sıkıntısından kurtulmak mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İktidarsızlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esas itibariyle, yaşı geçkin olmayan erkeklerin ereksiyon, yani organın sertleşme zorluğu çekmeleridir. Bunun bir biçimi de, ereksiyona geçme, ancak ilişkinin ortasında penisin yumuşamasıdır. Bu bozukluğun bazen penise kan iletimini düzenleyen prostat bezinden kaynaklanan fizyolojik bir temeli vardır. Ancak çoğunlukla nedeni fizyolojik değil, psikolojiktir. Bunun ölçüsü de, erkeğin, her sağlıklı erkekte görülen "sabah erken ereksiyonunda� bulunup bulunmadığıdır. Bulunabiliyorsa, iktidarsızlığın sebebi fizyolojik değil psikolojiktir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başta kendine güvensizlik, suçluluk duygusu, eşinden bıkma gibi sebeplerle gelen, ancak çok çeşitli sebeplerin yol açabileceği iktidarsızlığın önemli bir kaynağı da alkol ve sigaradır. Öte yandan, yaşı ilerledikçe, erkeklerin penislerinin hem dikelme açısı hem de ereksiyonda bulunabilme süresi, penisi sertleştiren damarların deformasyonu sonucu azalır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erken boşalma aslında fizyolojik bir bozukluk değildir ve birçok durumda, erkek ile kadın arasındaki orgazm süresinin farkından kaynaklanan bir olgudur. Erken boşalan erkek, genellikle çok çabuk uyarılabilen ve çok hızlı bir ereksiyona sahiptir. Aşırı heyecan sonucu, daha soyunmaya bile fırsat bulamadan boşalan erkekler görülmüştür. Ancak, sahici bir bozukluk olmadığından, eşlerinin de anlayış göstermesiyle erken boşalan erkekler kendi kendilerini eğitebilirler. Burada önemli olan, aşırı uyarıcı durumlardan kaçınmak, sakin olmaya çalışmak ve cinsel birleşmeyi mümkün olduğu kadar yavaş yavaş hareketlerle gerçekleştirmektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cinsi istekte tutukluk, penisin sertleşmemesi veya sertleşmenin kısa sürmesi, normal bir cinsi temas devam ederken isteğin aniden kaybolması gibi iktidarsızlık hallerinin çoğu, psikolojik sebeplere dayanır. Bunun altında çoğunlukla başaramama korkusu ve yanlış saplantılar yatar. Sağlıklı ve yeterli bir cinsi eğitim alınamayışından da kaynaklanan bu korku, genç yastaki erkeklerde geçici iktidarsızlıklara meydan verebilir. Nitekim sinirli, heyecanlı, hassas ve evhamlı şahıslarda iktidarsızlık çok görülür. Bu gibi erkekler bir defa başarısız olduktan sonra, korkuları ve heyecanları iyice artar. Hatta aşağılık kompleksine bile kapılabilirler. Çünkü her ilişkide hormonlar yeniden faaliyete geçirildiğinden, evlilik hayatında belirli ve düzenli aralıklarla devam ettirilen cinsi hayat, cinsi iktidarın da uzun ömürlü olmasını sağlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cinsi gücü arttırmaya dönük ilaçların tesiri bir yere kadardır. Bu gibi ilaçlar da rast gele kullanılmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İktidarsızlık sebepleri:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Uzun müddet, aşırı derecede ilişkide bulunmanın sebep olduğu fazla israf.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Sinir yollarını tahrip eden ve vücudu eriten bazı yıpratıcı hastalıklar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- İlmi meseleler üzerinde, fazla çalışma sonucu hasıl olan yorgunluğa bağlı geçici arıza.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Gebeliğe mani olmak için, bazı erkekler tarafından kullanılan prezervatif.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Tiksinmekten doğan nefret, hissi veya aşırı sevgi ve şefkat hâlinde beliren hürmet duygusu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6- Çeşitli sebeplerle ortaya çıkan şiddetli korku ve endişeler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7- Fazla duygulanma ve sinirlenmelere bağlı heyecan ve asabiyet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8- Yaşlanmaktan dolayı ortaya çıkan tabii iktidarsızlık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9- Âşık olmaktan ileri gelen duygu veya tatsız hatıralar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10- Gıdasızlık, vücut yorgunluğu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;11- Alkollü içkiler, keyif verici ve uyuşturucu maddeler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;12- Büyü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İktidarsızlık arızaları ekseriyetle geçicidir ve hemen hemen hepsinin de çaresi vardır. Doğru teşhis konduktan sonra, tedavisi zor değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bedeni tedavi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bedeni arızalar içindir. Kuvvetli gıda, muntazam uyku ve istirahat, bir müddet cinsi yakınlıktan uzak kalmak, temiz hava seyahatleri, ılık su, deniz ve kaplıca banyoları. Ayrıca cinsi arzuyu arttıran kuvvet macunları ve faydalı ilaçlar da vardır. Fakat ilaçlar son çaredir; mecbur kalmadıkça başvurmamalı, daha ziyade tabii gıda almalı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ruhi tedavi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ruhi olaylardan dolayı zuhur eden iktidarsızlığın tedavisinde en iyi hekim, yine o şahsın kendisi sayılır. İktidarsız olduğuna iyice inanan, hakikaten öyle oluverir. Böyle bir kanaatten sıyrılınca da, bu dertten kurtulur. Bir de anlayışlı hanım, bu derdin devasında yardımcı olabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İlaç ve besin takviyesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Beslenme ve vitamin takviyesi yararlıdır. B6 ile birlikte diğer B vitaminleri, A vitamini, F vitamini, demir ihtiva eden gıda ve ilaçlar, proteince zengin gıdalar faydalıdır. Padişah macunu diye bilinen gıda ve ilaçlar genel olarak kalori bakımından zengin ve beslenme yetersizliğinden doğan ciddi problemleri bertaraf edebilecek vasıftadır. Aynı şekilde bal, pekmez, helva gibi besinler de faydalı olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Beslenmeye ve vitamin eksikliklerine dikkat edilmelidir. Psikolojik faktörlerin rolünü düşünerek, asabi gerginlik, endişe ve korkulardan uzak durulmalıdır. Aşırı ve ihtiraslı çocuk isteğinin dahi geçici kısırlık sebebi olabileceği bilinmelidir. Bilhassa genç kızlar ve kadınlar taş ve rutubetli zeminlerde çalışmamalı, oturmamalı, ayaklar başta olmak üzere vücutlarını soğuktan korumalıdır. Banyo, deniz, kaplıca sonrasında ıslak dolaşmamalı, hemen kurulanmalı. Âdet zamanlarında denize, havuza, kaplıcaya girmemeli, bugünlerde temizliğe azami dikkat etmelidir. İçi su dolu küvette banyo yapmamalı. Yağmurlu ve soğuk havalarda ayaklar sıcak tutulmalı, tercihen yün çorap giyilmeli. Naylon veya sentetik iç çamaşırlarından sakınmalı, yünlü iç giysiler tercih edilmeli. Âdet günlerinde kullanılan bez, pamuk ve petler sık sık değiştirilmeli. Muayyen günlerde aşırı yorucu beden faaliyetlerinden kaçınmalı, istirahat etmeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazı kadınlar, cinsiyet hissi bakımından soğuk olur, ilişkilerden bir zevk almazlar. Bu durum, kadında üreme uzuvlarının olgunlaşmaması, erkeğin, ilişkilerde kabalık gösterip kadını hırpalaması, onun cinsi hayatta devamlı tatminsiz bırakılması gibi çeşitli sebeplerden ileri gelebilir. Bilhassa erkeğin eşine karşı samimi sevgi ve ilgisinin, bu olumsuz soğukluğu gidermekte önemli etkisi vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zinanın sebepleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zinanın başlıca sebebinin cinsi değil, ruhi tatminsizliğin büyük önemi olduğu ortaya çıkmıştır. Öyleyse, ıstırabın kökü buradadır. İnanç zayıflığı varsa, erkek sevilmediğini veya takdir edilmediğini hissettiği anda, başka bir kadın arama arzusuna kapılır. Kadın için de aynı şey söylenebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğer günlük hayatında karı koca birbirine sevgi ile mukabele ederse, cinsi ilişkiler de bu sevgiyi aksettirecek ve zenginleşecektir. Şimdiye kadar keşfedilmiş olan en iyi ilişki tekniği, evlendiği insana karşı sıcak, derin bir sevgi ve bağlılık göstermektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Her şehvetin neticesi, kalbi kararttığı ve bunalttığı halde, meşru olarak yapılan cima [ilişki], kalbde ferahlık, ruh ve bedende sükunet ve rahatlık temin eder. Cimadan asıl maksat, nesil üretme gayesidir ve bundaki zevk de, böyle bir maksada binâen lütf-i İlâhî olarak verilmiştir. Âdâbına riayet ederek cimada bulunan eşler, bununla ibadet sevabı da kazanır. Nikahlı olarak yapılan ilişkiye "cima" denir; nikahsız olana "zina" denir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadının meşru mazeretsiz olarak, kocasının talep ettiği ilişkiyi kabul etmemesi büyük günahtır. Boşalma anında meniyi dışarı atmak, kadının rızasıyla olursa mubah, ondan izinsiz yapılırsa mekruhtur. İhtiyaç olduğunda, kadın hayz halinde iken de edep yeri hariç, her yerine dokunulabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanıma arkadan yani dübüründen yaklaşmak büyük günahtır. Hadis-i şerifte (Hanımına, arkadan yaklaşan melundur) buyuruldu. Cimadan sonra bir parça uyumalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cimada müstehap olanlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Cimaya Euzü Besmele ile başlamalıdır. Niyeti kendini ve hanımını zinadan korumak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Cima başlamadan önce, kadınla kâfi miktar oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir. Böyle bir başlangıç olmadan cimada bulunmak kadına cefadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Cima anında acele etmemeli, kadının tatmin olmasını da beklemeli!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Cima bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmaya çalışmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Cimadan sonra tekrar ilişkide bulunmak veya uyumak için, hemen avret yerlerini yıkamalı. Abdest almak veya gusletmek hemen lazım değilse de iyi olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6- Cimanın Pazartesi ve Cuma geceleri olması iyidir. Diğer geceler de caizdir. [Cuma gecesi, Perşembeyi Cumaya bağlayan gecedir.]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cimada mekruh olanlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Cima esnasında kıbleye ayak dönmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak cima etmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Tam orgazma ererken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek. Bu hâl, çocuk için konuşma aksaklığına sebep olabilir. Bu konuşmalar, cima zevkini kısar ve tatsızlık doğurur. Konuşma ve fısıldamalar, başlangıç sırasında olmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmak mekruhtur; bu görme noksanlığına ve unutkanlığa sebep olur. İhtiyaç hâlinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Kamerî ayların ilk, orta ve son gecelerinde cima etmemeli!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eşler arasında geçen cinsi ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşâ edilip yayılması haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cima âdâbı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bazı âdâb kitaplarında, cima vakitleriyle ilgili zamanlardan ve bu vakitlerin doğacak çocuklar üzerindeki etkilerinden bahsedilmiştir. Bunlar dini bakımdan uyulması mecbur olan hükümlerden değildir. Fakat bahsedilen vakitlerin gözetilmesi faydalı olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cima için tavsiye edilen vakitler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pazartesi, Salı, Perşembe, Cuma geceleri ve gündüz öğleden önce.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tavsiye edilmeyen vakitler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Hafta içinde Pazar gecesi ve Çarşamba gecesi,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2- Kameri aylarının birinci, on beşinci ve sonuncu geceleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Berât gecesi,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Yola çıkılacak gece,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6- Gündüz öğleden sonra.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunlar da bir tavsiyedir. Şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadına şehvetle bakma tehlikesi varsa mekruh olmaz. Bilakis beraber olmak lazım olur. Güne, zamana bakılmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cima için uygun görülmeyen hâller:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Kadının rızası yoksa,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3- Abdesti sıkışıksa,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4- Fazla tok, hasta ve yorgun ise,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5- Çok soğuk ve çok sıcaksa.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cimada diğer edebler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kendini haramdan korumaya, helâl ile yetinmeye niyet etmeli, cima ederken şeytandan Allahü teâlâya sığınıp, (Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne mâ razaktenâ) demeli. Bu durumda gebe kalırsa, şeytan ona zarar vermez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Resulullah efendimiz, (Cimada Besmele söyle. Cünüplükten temizleninceye kadar sana sevap yazılır. Bu cimada çocuğun olursa sana, bu çocuğun nefesleri sayısınca ve onun neslinin nefesleri sayısınca sevap yazılır) buyurdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımda şehvet, istek belirinceye kadar onunla oynaşmalı. Bunda bedenin rahatlığı ve doğacak çocuğun kusursuz olması faydaları vardır. Acele etmemeli. Hadis-i şerifte, (Erkek hanımı ile cima ederken, horoz gibi, atlayıp inmesin. Kendisi rahatladığı gibi, hanımı da rahatlayıncaya kadar, karnı üzerinde kalsın) ve (Kadın rahatlamadan, sen rahatlarsan, o günün kalan kısmı, kadın için uyuşuk ve tembellikle geçer) buyuruldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Geline bir tavsiye:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gelin ilk günden itibaren yemesine içmesine dikkat etmelidir. Bazı yiyecekler zararlı olabilir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Gelin, ilk hafta yoğurt, ayran, sirke, turşu ve ekşi yememelidir! Bunlar çocuk olmasına engel olabilir. Sirke yiyen kadının hayz görmesi zahmetli olur ve hayzı düzensiz olur. Ekşi elma yemek hayz kanını keser. Bu da başka bir hastalık meydana getirir.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğe tavsiye:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanıma karşı iyi huylu, güler yüzlü olmalı. Onun yanlış hareketlerine, akla uymayan sözlerine ve işlerine sabretmelidir. Onunla tatlı konuşmalı. Onun seviyesine ve aklına uymalıdır. Onunla şakalaşmalı, oynamalıdır. Yemede, giyinmede, gücü yettiği kadar eli açık olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dinimizde, kadınların bilmesi farz olan şeyleri, elbette öğretmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımının giyinmesinde, evden dışarı çıkmasında, çok sıkı davranmamalı ve başı boş da bırakmamalı. Kendini ve hanımını şüpheye, iftiraya düşürecek hallerden sakınmaya çok önem vermeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hanımını, yabancı erkeklerin bulunduğu yerlere göndermemeli, yabancıları görmesine mani olmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ev işleri ile vakit geçirmesi, onun zevki olmalıdır. Ona sert davranmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şaka olarak da, kızgın olunca da, hiçbir zaman boşamak, ayrılmak lafını ağza almamalı, bir defa daha evlenmek lafı etmemelidir. Korkutmak için şaka için de olsa boşama sözlerini hiç kullanmamalıdır. Hatta ayrılmaya karar verilse bile yine bu kelimeleri kullanmamalı. Daha sonra ayrılmaktan vazgeçilebilir. Yakınları ile dostları ile istişare edip ayrılmaya kesin karar verildikten sonra bir talak vermelidir. Hiçbir zaman üç talak birden vermemeli. Zaten üç talak birden vermek haramdır. Hayat şartları insanı birçok şeye katlanmayı gerektirebilir. Olmaz denilen şey olabilir. Bir talakla boşama yapılırsa, hem haram işlenmemiş olur, hem de kapı tamamen kapatılmamış olur. Boşamamak bir risk getirmez; ancak boşamak hele üç talak vermek çok büyük risktir. Telafisi mümkün olmayabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-8812940523189279401?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/8812940523189279401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilik-ve-ilk-gece.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8812940523189279401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/8812940523189279401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilik-ve-ilk-gece.html' title='İslami Evlilik ve İlk Gece'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-2422750658773810546</id><published>2009-03-22T17:29:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:31:33.112+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslami Evlilikte Nikahi Düşenler ve Düşmeyenler'/><title type='text'>İslami Evlilikte Nikahi Düşenler ve Düşmeyenler</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkeğe, ana-babasının hala ve teyzesi, bir kadına da, ana-babasının amca ve dayısı mahrem midir? Kimler kimlerle evlenemez?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Önce usül ve füru meselesini bilmek gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Usül, ana-baba, bunların ana-baba, dede ve büyük anneler. [Ananın anası ve babanın anası, bunların anaları.]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Füru ise, evlatlar, bunların çocukları ve torunlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İlmihallerdeki (Hala ve teyze ile evlenilmez) ifadesinden, ana-babanın da, hala ve teyzesiyle evlenilemeyeceği anlaşılır. Çünkü bir kadına, erkek ve kız kardeşlerinin oğulları ve bunların erkek torunları mahremdir. [Mahrem demek, evlenmesi haram demektir. Mesela annemiz, bacımız, halamız, teyzemiz bize mahremdir.]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Erkeğe de, erkek ve kız kardeşlerinin kızları ve bunların kız torunları mahremdir. Baba, halanın erkek kardeşidir. Halamıza, babamızın oğulları ve erkek torunları mahremdir. Teyzemize de annemizin oğulları ve erkek torunları mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Erkeğe mahrem olan kadınlar&lt;br /&gt;Soydan olan ve evlenilmesi erkeğe caiz olmayan yedi akraba şunlardır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;1- Analar:&lt;br /&gt;Anası, ana-babasının anaları, onların da anaları mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;2- Kızlar:&lt;br /&gt;Kızı, oğlunun ve kızının kızları ve torunlarının kızları mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;3- Kız kardeşler:&lt;br /&gt;Ana-baba bir veya ana bir veya yalnız baba bir kız kardeşler de mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;4- Halalar:&lt;br /&gt;Halası, ana-babasının halaları, dedelerinin, büyük annelerinin halaları da mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;5- Teyzeler:&lt;br /&gt;Kişiye teyzesi, ana-babasının teyzeleri, dede ve büyük annelerinin teyzeleri de mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;6- Erkek kardeş kızları:&lt;br /&gt;Ana-baba bir, sadece ana bir veya yalnız baba bir erkek kardeşin kızları ve bunların kız torunları da mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;7- Kız kardeş kızları:&lt;br /&gt;Ana-baba bir veya sadece ana bir yahut yalnız baba bir kız kardeşin kızları ve bunların kız torunları da mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bu yedi kişi soydan olmayıp, süt ile de olsa yine mahremdir. Zina ile de olursa, yine haramdır. Mesela bir kimse, zina ettiği kadının kızı ile, torunu ile veya anası ile evlenemez. Sadece oğlunun sütkardeşi olan kız ile ve erkek kardeşin sütannesi ile evlenmek caizdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Nikah sebebi ile haram olanlar&lt;br /&gt;Nikah sebebi ile sonradan akraba olan şu 4 kadınla da evlenmek erkeğe haramdır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;1- Kayınvalideler:&lt;br /&gt;Kayınvalidesi haram olduğu gibi, kayınvalidesinin ve kayınpederinin anneleri de haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;2- Üvey kızlar:&lt;br /&gt;Hanımının, başka erkekten olan kızları, torunları, üvey oğlunun kızları ve torunları da haramdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;3- Gelinler:&lt;br /&gt;Oğlunun hanımı haram olduğu gibi, torunlarının hanımları da haramdır. Sadece üvey oğlun hanımı namahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;4- Üvey analar:&lt;br /&gt;Babasının hanımı, yani üvey annesi haram olduğu gibi, dedelerinin evlendiği bütün kadınlar da haramdır. Zina sebebiyle de olsa haramdır. Yani bir kimsenin, babasının veya dedesinin zina ettiği kadınla evlenmesi haram olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Amca kızı, dayı kızı, hala kızı ve teyze kızı ve yenge, yani kardeş zevcesi (Zirahm-i mahrem) değildir. Yani bu beş kadın, yabancı demektir. Bu beş kadın yabancı olduğundan, bunlarla evlenmek caizdir. Fakat, bunlardan ilk dördü ile evlenmek tenzihen mekruhtur. (K.Saadet)�teki, hadis-i şerifte, (Bunların çocukları zayıf, hastalıklı olur) buyuruldu. Fakat amca kızının kızı ve amca oğlunun kızı ile, hala kızının kızı veya hala oğlunun kızı ile, dayı oğlunun kızı ve dayı kızının kızı ile, teyze kızının kızı ve teyze oğlunun kızı ile evlenmek mekruh olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bazı kimseler, Hazret-i Ali�nin amcasının kızı ile evlendiğini söylüyorlar. Bu yanlıştır. Peygamber efendimiz, Hazret-i Ali�nin amcası değil, amcasının oğludur. Yani Hazret-i Ali, amcasının oğlunun kızını aldı. Bu bakımdan tenzihen de mekruh olmadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Erkeğe neseb ile haram olanlar:&lt;br /&gt;1- Anası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;2- Büyük analar [Annesinin ve babasının annesi ve onların anneleri]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;3- Kızı, oğlunun ve kızının kızları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;4- Bacısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;5- Bacısının ve biraderinin kızları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;6- Halası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;7- Teyzesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Erkeğe süt itibariyle haram olanlar:&lt;br /&gt;1- Süt anası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;2- Süt büyük anaları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;3- Süt kızı, süt oğlunun ve süt kızının kızları, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;4- Süt bacısı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;5- Süt bacısının ve süt biraderinin kızları &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;6- Süt halası &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;7- Süt teyzesi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Erkeğe nikah sebebi ile haram olanlar:&lt;br /&gt;Kaynanası, üvey kız, üvey anası, gelini.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Erkeğe geçici haram olanlar:&lt;br /&gt;1- Hanımının bacısı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;2- Hanımının halası,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;3- Hanımının teyzesi,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;4- Hanımının erkek veya kız kardeşinin kızları,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;5- Hanımının süt bacısı, süt halası, süt teyzesi, erkek veya kız süt kardeşinin kızları,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;6- Kitapsız kâfir kadınları.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Annemin dayısı, amcası ya da babamın dayısı, amcası bana haram oluyor mu? Yani onlar benim öz dayım gibi oluyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Onlar sizin de öz dayınız, öz amcanız gibidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Hanımım üvey babam yanında bizimle benimle, bensiz annemle birlikte yemek yemek, sohbet etmek vb gibi nedenlerle bulunabilir mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Üvey babanız hanımınıza yabancıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual: Dedemin üvey kızını nikah edebilir miyim?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evet nikah edebilirsiniz. Babanızın üvey kızını da nikah edebilirsiniz. Çünkü baba ve anne tarafından sana akraba değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual: Gelinin kocası ölse, kayınpederine olan mahremliği devam eder mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Kayınpeder öz baba gibi mahremdir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Torunun hanımı dedeye mahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Torunun hanımı, dedenin gelinidir, yani mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Annemin üvey annesi bana ve babama yabancı kadın mıdır? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evet yabancı kadındır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Benim amcam hanımıma yabancı erkek hükmünde midir? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet, yabancı erkek hükmündedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Kuzenlerle evlenmek caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Kuzenden kastınız amca, dayı, hala ve teyze çocukları ise, hepsi ile evlenmek caizdir. Fakat tenzihen mekruhtur. Yeğene de kuzen denebiliyor. Onlarla evlenilmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Üvey oğlun hanımı mahrem mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Mahrem değildir. Yabancıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Üvey kızın kızı da mahrem mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Benim üvey babam, hanımıma yabancı mı? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Bir babanın üvey kızı, kendi öz kızı gibi mahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Gelin, insanın kendi kızı gibi midir? Nerelerine bakmak caiz, nerelerine bakmak caiz değildir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Gelin, insanın kendi kızı gibidir. Kızının neresine bakması caiz ise, gelinin de aynı yerine bakması caizdir. Erkek, nikahla alması ebedi haram olan 18 kadının, mesela annesinin, kızının ve gelininin saçına, yüzüne, gerdanına, kollarına, dizden aşağı bacağına, şehvetten emin ise, bakabilir. Göğüslerine, koltuk ve yanlarına [böğürlerine], uyluk ve dizlerine ve sırtına bakamaz. (Bedayı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual: Bir kadın, mürted amcanın yanında başı açık oturabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Hayır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Gayrı müslim kardeş, kayınpeder, mürted amca dayı yabancı sayılır mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Kayınvalidenin annesi de, kayınvalide gibi mahrem mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Kardeş torunu mahrem mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Babamın teyzesi yabancı mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Kendi teyzeniz gibidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Damadımın yanında başı açık durabilir miyim? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Kayınvalide, aynen anne gibidir. Başınız açık, kollarınız açık, diz kapağınızdan altı yani bacaklarınız açık olarak damadınızın yanında durabilirsiniz. Hiç mahzuru olmaz. Ancak genç iseniz, fazla açık durmanız iyi olmaz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Kaç yaşındaki kadına ihtiyar kadın denir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;55 yaşından büyük olana ayise [ihtiyar kadın] denir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkeğe, hanımı mahrem midir, yoksa namahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Mahrem, nikah düşmeyen, evlenmesi haram olan demektir. Hala, teyze gibi evlenilmesi haram olan kadınlara mahrem denir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Namahrem, yabancı, nikah düşen demektir. Evlenilmesi haram olmayanlar, başkalarının hanımları ve bütün yabancı kadınlar namahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bir erkeğin hanımı, onun mahremi olmadığı gibi, namahremi de değildir. Onun nikahlısı, yani helalidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Bir kadını kendim, kızını da oğlum için almam caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Nikahlısını, halvet olmadan boşayan erkek, bu kadının kızı ile evlenmesi caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: 16 yaşında baliğ olmayan, baliğ hükmünde midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: İki kız kardeşle aynı anda evlenmek caiz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Caiz değildir. Caiz demek âyeti inkâr olur. Harama helal demiş olur. Kendi kız kardeşi ile evlenenin durumu da aynıdır. Annesi ile evlenenin durumu da aynıdır. Anne ile kardeş ile evlenmek caiz diyen kimse, Allah�ın bildirdiği âyeti inkâr etmiş olur. Harama helal demiş olur. Meşhur bir harama helal diyen de kâfir olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Analarınız; kızlarınız, bacılarınız, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, bacılarınızın kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada alarak evlenmek, size haram kılındı.) [Nisa 23]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Öz ablamın kızı ile evlenmem caiz midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Abla kızı da, aynen abla gibidir. Evlenmek asla caiz değildir. Nisa suresinin 23. âyet-i kerimesinde haram olduğu yazılıdır. Ablanızın kızının kızı ile de ve bütün torunları ile evlenmeniz caiz değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hıristiyanlık ve Yahudilikte bile abla kızıyla evlenmek caiz değildir. Amca ve dayı ile, hala ve teyze ile de evlenilmez. (Nisa 23)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Üvey ağabeyim ile üvey ablam evlenebilir mi? Yani Babamın hanımı ölünce, dul bir kadınla evlendi. Bu kadının bir kızı var. Babamın da ölen karısından bir oğlu var. Bu oğlan bu kız ile evlenebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evlenebilir. Çünkü hiç akrabalığı yoktur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Çocuklu dul bir kadınla evlendim. Bu kadının oğlunun hanımı bana yabancı mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet, yabancıdır. Ama bu kadının kızları size yabancı olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Hanımımın üvey annesi, bana namahrem mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet yabancıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual: Bir hoca, süt bacı, genç kayınvalide, başka bir kocadan olma kızı ve benzerleriyle halvetin caiz olmadığını bildiriyor. Bunlar mahrem değil mi, bunlarla halvet caiz olmaz mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Bu kadınlar ebedi mahremdir. Ebedi mahrem olan kadınlarla halvet caizdir. Süt kardeş ile, Genç kaynana ve Gelin ile, fitne şüphesi yani insanların suizan edip yanlış anlaması söz konusu olunca, mekruhtur. Fitne şüphesi olmayınca mekruh olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkeğin ölen hanımından olan kızı ile evli olan damadı, sonraki evlendiği hanımına mahrem mi, namahrem mi? Yani bir erkeğe, karısının üvey annesi mahrem midir? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Namahremdir yani yabancıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kadın için, kayınpederinin ve kayınvalidesinin babası, bir erkek için kayınvalidesinin ve kayınpederinin annesi kendisine mahrem midir?&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet, yabancı değildir. Kayınvalide ve kayınpederin anne, baba, dede ve nineleri de mahremdir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkeğe, ana babasının, hala ve teyzeleri mahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet, mahremdir. Süt ile olanlar da böyledir. Yani süt hala, süt teyze de böyle mahrem olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kadına ana babasının, dayı ve amcaları mahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet, mahremdir. Süt ile olanlar da böyledir. Yani süt amca, süt dayı da böyledir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir erkeğe, kardeşinin çocuklarının kızları mahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet mahremdir. O kızların kızları da mahremdir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: Bir kadına, kardeşinin çocuklarının oğulları mahrem midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;Evet mahremdir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-2422750658773810546?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/2422750658773810546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilikte-nikahi-dusenler-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2422750658773810546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/2422750658773810546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/islami-evlilikte-nikahi-dusenler-ve.html' title='İslami Evlilikte Nikahi Düşenler ve Düşmeyenler'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-5582120624138484076</id><published>2009-03-22T17:27:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:29:14.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlilikte Hanim Hakki'/><title type='text'>Evlilikte Hanim Hakki</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hanım hakkı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Hanımla iyi geçinmenin yolu nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hanımının güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur'an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, hanımı ile iyi geçinir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Dine uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım. Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi kırmıştı. Hazret, "Testiyi niçin kırdın?" bile dememiş, hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Osman el-Hattab hazretlerinin komşusu, Nureddin Şuni efendi anlatır: Bir gece dışarı çıktım eski bir hasıra sarılı birinin dışarıda yattığını görüp (Sen kimsin, burada niçin yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni evden kovduğu için sokağa çıktım, onun kızgınlığı gidinceye kadar burada yatmaya karar verdim) dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Huysuz hanım&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İbni Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da hep sabrederdi. Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup kaçmakla elimden kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması mümkün olmayacağına göre, kaçmak suretiyle kavgadan, münakaşadan uzak durmaya çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu ispata kalkışmamalıyız!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[İbni Lal]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Nesai]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Hanımının ve çocuklarının haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Mürşid-ün-nisa]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Namazları kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek değildir. Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(İyi kadınlar, Allah�a itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allah�ın yardımı ile korurlar.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Nisa 34]&lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Eve gelince hanımına selam verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[R.Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[R.Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[İ.Lâl]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Huzurun anahtarı tebessümdür&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Akşama kadar yemek, çamaşır, dikiş gibi ev işleriyle uğraşıyorum. Beyim gelince yorgunluğumu dinlendirmesini arzularım. Kapıdan asık suratla girer. Gülümsediği yok. Selam vermez. Bir gün kazara yemek tuzlu olsa, küser yemek yemez. Hiç takdir ettiği bir şey yok. Hep kusur araştırır. Bu adam nasıl düzelir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kocasından şikayet eden hanımlar, hanımından şikayet eden erkekler, sanki dertlerine deva olacakmışız gibi bizden tavsiye bekliyorlar. Biz zaten devamlı yazıyoruz. Biraz da kendilerinin uyması, dikkat etmesi lazım. Genelde kavga, iki taraftan oluyor. Biri susar, özür dilerse kavga büyümez. Her iki taraf da ben haklıyım dediği sürece kavga bitmez. Suç genelde erkeklerde oluyor. Hanımını idare edemeyen erkek aciz demektir. Hanımını kötü yola düşüren de erkeklerdir. Hanımını kötü yerlere götürüyor, hanımı kötülük işleyince de, suçu hanıma yüklüyor. Hanım suçsuz demek istemiyoruz. Fakat asıl suçlu kocasıdır. Ona iyi bir ortam sağlamalıdır. Sağlamaktan aciz olan da evlilik sorumluğunu yüklenmemelidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Her iki taraf da ben haklıyım diyor. O evde hiç kavga biter mi? Bir erkek de şöyle yazmış:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Evimiz düzensiz. Hanım, doğru dürüst yemek pişirmez. İçeride pasaklı, dışarı giderken süslüdür. Çok konuşur, dinlemesini bilmez ve müsriftir.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Birkaç tavsiyemiz var. Fakat tavsiyeden, nasihatten ne çıkar dememelidir! Uyana, dinleyene çok şey çıkar. Yeter ki uyulsun, dinlenilsin. Çünkü Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Nasihat müminlere elbette fayda verir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[Zariyat 55]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Ahlakınızı güzelleştirin.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[İbni Lâl]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ahlakı değiştirmek mümkün olduğu için böyle buyurulmuştur. Zaten din, güzel ahlak demektir. Şu halde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel ahlaklı olur. Güzel ahlaklı olan da iki cihanda rahat olur. Şimdi esas konuya geçelim!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kusursuz kul olmaz. Kusursuz arkadaş arayan, arkadaşsız kalır, kusursuz eş arayan bulamaz. Yiğitlik, kusurlu insanla iyi geçinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evde hiçbir şeyi kusurlu bulmamalıdır! Tenkit, münakaşa, bir yuvanın yıkılmasına veya huzursuz hale gelmesine sebep olur. Şunu iyi bilmeli ki, yalnız karı-koca değil, hiç kimse tenkitten hoşlanmaz. Herkes takdir bekler. Genel olarak kadınlar, süse düşkündür, giyimlerine dikkat ederler. Aldığı bir elbise için, (Bu elbise, sana ne kadar da güzel yakışmış) dersek, bir şey kaybetmeyiz. Çünkü dinimiz, hanımla iyi geçinmek için yalan söylemeyi bile caiz görmüştür. Hele haklı bir takdiri esirgemek ahmaklıktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bir kadın için en büyük mutluluk, kocasının kendisini takdir etmesidir. Bilhassa kadınlar, basit şeylere dikkat ederler. Bayramlarda, mübarek gecelerde, evlenme yıldönümlerinde ufak da olsa bir hediye vermeyi ihmal etmemelidir!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kadının biri, senelerce güzel yemekler yapar. Buna rağmen, beyinden en ufak bir takdir, bir teşekkür görmez. Bir gün kapalı bir sahan içinde saman koyup yemeklerle birlikte sofraya koyar. Beyi kabı açıp samanı görünce, şaşırır, kızarak;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- "Bu ne, saman yenir mi? Ben hayvan mıyım?" diye çıkışır. Hanımı der ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- Yıllardır nefis yemekler yapıyorum. "Beyim galiba iyiyi, kötüyü ayıramıyor. Önüne ne konsa yer" diye düşünmüştüm. Şimdi, yalnız kötüyü anladığın, iyiyi hiç anlamadığın meydana çıktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kötüyü tenkit etmesini bilen, iyiyi de takdir etmekten aciz olmamalıdır! Takdirden aciz olan da, tenkitten vazgeçmelidir! Beğendiği yemekler ve hizmetler için teşekkür etmek gerektiği gibi, beğenmedikleri için de teşekkür etmek gerekir. Çünkü, beğenilmeyen yemekler için de aynı hizmeti yapmış, aynı gayreti göstermiştir. Onun için atalarımız, "An beni bir kozla da, varsın çürük çıksın!" derler. Biri, bize bir ceviz ikram etse, o da çürük çıksa, arkadaşa kızmak mı gerekir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yabancıya gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca birbirine göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar. Mesela yabancı birine (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde, evimizde de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela (Yine aynı şeyleri mi anlatıyorsun) diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz anlaşılmış olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha mühimdir. Huzur, milyarları kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir edici, nazik ve güler yüzlü olanın evinde geçimsizlik olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Peygamber efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa, tebessüm ihmal edilmemelidir! Çünkü "Lisan-i hal, lisan-ı kalden entaktır", yani, hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evet, tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır. Gülümsemesini bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hanımla iyi geçinmek gerekir&lt;br /&gt;Sual: &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ev işlerinde çok gevşek olan, saliha bir hanımım var. Ütüyü geç yapar, çamaşırları geç yıkar. Yemekleri tatsız tuzsuzdur. Bunu bırakıp da, dört dörtlük birisiyle evlenmem uygun mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Din kitaplarında yazıyor ki, kadın çamaşır yıkamaya, yemek pişirmeye ve hatta çocuğuna bakmaya mecbur değildir. Mecbur olmadığı işlerde onu, çamaşırcı, aşçı, hizmetçi gibi kullanmaya kimsenin hakkı yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yeryüzünde dört dörtlük kadın olmaz. Hepsinin iyi yönü olduğu gibi, kötü yönü de olabilir. Bir atasözü var. &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Elin karısı ele kız, elin tavuğu ele kaz görünür) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;derler. Kadından çok şey beklemek, dini bilmemenin alametidir. Bir hadis-i şerif meali:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Kadın doğrultmaya çalışılırken, kırılabilir. Kırılması boşanması demektir.)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kur'an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildiriliyor. &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Fudayl bin İyad &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;hazretleri, (Eşim huysuzluk yapınca, dine aykırı bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o şeye tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece, tevbemin kabul edildiğini de anlardım) buyurdu. O halde Müslüman erkek, eşiyle iyi geçinir. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Allah'ın emanetine yumuşak olun, iyilik edin!)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Şu halde kimin emaneti olduğunu düşünmeli, Allah'ın emanetine hıyanet etmemeli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Erkek hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye düşünmeli. Eşinin iyiliğini, iffetini, Allahü teâlânın büyük nimeti bilmeli. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmeli. Çünkü uygun bir kadın, büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı üzmemek değil, onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir. Yani bir erkek, ben iyi bir kocayım diyorsa, hanımından gelen sıkıntılara katlanması gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükâfatlara kavuşur)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [İ. Gazali]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İyi Müslüman olmak için hanımla iyi geçinmek şarttır. Çünkü Allahü teâlâ, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Onlarla iyi, güzel geçinin)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; buyuruyor. (Nisa 19)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İyi geçinme, güzel geçinmek, ne demektir? İyi erkek, sadece eşine kötülük etmeyen değil, eşinden gelen sıkıntılara da katlanandır. Eğer bir erkek, eşinden gelen sıkıntılara katlanamıyorsa, iyi birisi olduğunu iddia edemez, buna hakkı da yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Mürşid-i kâmil olan büyük zatlar, talebelerine, (Hanımını üzeni sevmeyiz. Allahü teâlâ evin içini hanıma verdi. Bir erkek evin içine ne kadar çok karışırsa, dünya ve ahirette çok sıkıntı çeker) buyururdu. Üç hadis-i şerif meali de şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(İman yönünden en üstün mümin, hanımına, en iyi davranandır.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Eşine güler yüzle bakanın defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;[R. Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Eşinin haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Mürşid-ün-nisa]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Erkek, eşinin yemeğine karışmaz, temizliğine karışmaz, ütüsüne, eşyaları düzenlemesine karışmaz. Onun dünyası evidir. İstediğini yapar. Yemek yapmamışsa, olsun peynir ekmek yeriz demesi gerekir. Tuzlu tuzsuz yapmışsa ses çıkarmaz. Yemek yanmışsa hiç görmemesi gerekir. Eğer erkek bunları yaparsa, kadın kocasına hayran olur, kendisi utanır, düzeltmeye çalışır. Aksine niye böyle yapıyorsun denirse, iş çığırından çıkar. Kadın zayıftır, tez üzülür, tez sevinir, çok şeyi bir anda silip atar. Bütün iyiliklerini unutur. Bunun için boşama hakkı erkeğe verilmiştir. Erkekten daha dirayetli, kadın olmaz mı; elbette olur, ama istisnalar kaideyi bozmaz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yine büyük zatlar buyuruyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Hanım, evde hizmetçi değil, sultandır. Hanımını üzmek akıllı insanın yapacağı iş değildir. Bir Müslüman hanımını nasıl üzer, akıl almıyor. Aklı olan karı koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık alametidir. Zalim, huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş, mutluluğu sona ermiş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki bu pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapılacak huysuzluğun zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalışmalı! Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar, Allahü teâlânın rızasını da kazanır!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bir kadına kaşın böyle gözün şöyle demek, yani çirkinsin demek, öldürmekten beterdir. Bir arkadaş anlattı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yakın akrabamız bir bayan, (Kocam bana esmersin, pasaklısın dedi, hiçbir zaman �Güzelsin, seni seviyorum� demedi, hep kötü yönlerimi söyledi, elin adamlarından güzel söz duyunca, ister istemez gönlüm o adamlara düştü, kocamdan soğudum) dedi. Bu durumu iyi bilen bir arkadaş, oğlunu evlendirirken (Aman oğlum, eşinle kavga etsen, kötü söz söylesen bile, ona sen çirkinsin deme, her zaman güzel olduğunu söyle) derdi. Kızımla annesi tartışınca, kız bana, (Baba bu köylüyü nereden buldun da aldın) der. Ben de, (Ama annen güzeldi onun için) derim. Kavga biter hemen.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bir de, daha önce başından bir evlilik geçmişse, hanım sorsa bile, eski eşten kesinlikle bahsetmemelidir. Eski eşin adını sakın evde anmamalı. Bir gün Peygamber efendimiz, vefat eden Hazret-i Hatice validemizi anınca, kadınların en üstünü olan Âişe validemiz bile üzüldü. O üzülünce kim üzülmez ki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kadın, erkek iyi geçinmek için yalan söyleyebilir. Bir hadis-i şerif meali:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Erkek, eşini, eşi de, beyini idare etmek için yalan söylerse günah olmaz.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İbni Erkam hazretleri, Hazret-i Ömer�e, (Eşim, beni sevmediğini söyledi. Beni sevmeyen bir kadınla birlikte yaşayamam, ayrılmak istiyorum) dedi. Hazret-i Ömer, kadına sordu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- Kocana, seni sevmiyorum dedin mi?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- Evet dedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- Niçin?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- Bana sordu. Ben de yalan söyleyemedim. Yoksa burada yalana izin var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;- Elbette burada yalan söylemeye izin vardır. Bir kadın, kocasını sevmese de, onu üzmemek için, yalan söylerse günah olmaz&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hanımı idare etmek, onu haramdan korumak, neşelendirmek birinci vazife olmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evliya zatlar buyuruyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Talebeye ne yapılırsa, hocasına gider. Evlada yapılan bir şey, babaya yapılmış gibidir. İyilik de kötülük de.)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;O halde büyükleri üzmemek için saliha hanımla iyi geçinmek zorundayız. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Saliha hanım, bulunmaz nimettir, Cennet nimetidir. Cennet nimetinin kıymetini bilmek, muhafaza etmek her Müslümanın vazifesi olmalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Çocukları kavgalı, stresli bir ortamda yetiştirmemeli. Yarının büyüğü olarak yetiştirmeli. Ivır zıvır şeylerle bu hayatı kendimize, çoluk çocuğumuza zehir etmemeliyiz. Problemli ailelerin çocuklarıyla kimse oğlunu kızını evlendirmek istemez. Bu da ayrı bir konu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dine uymamaktan ileri gelir. Bir zat anlatır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Bir gün bana bir arkadaş geldi. Hanımı ile hiç geçinemiyormuş. Evde her gün basit şeyler yüzünden tartışma oluyormuş, bıkmış bu tartışmalardan, artık ondan ayrılmak istiyordu. Bunların münakaşaları yüzünden iki taraf aileleri de birbirine girmiş. Hanımı bunun tarafına, bu da hanımının tarafına düşman vaziyette. Kanlı bıçaklı deniyor ya aynen öyle imişler. Yine bir gün perişan bir vaziyette geldi, hiçbir nasihat dinleyecek halde değildi. Ya Rabbi, ben buna ne diyeyim diye düşündüm. Sonra ona, �&lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ayrılsan da fark eden bir şey olmayacak, bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan git yap&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;� dedim. Bu sözü duyan arkadaş şok oldu, rengi attı, yine perişan bir durumda çıkıp gitti. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sonra arkadaşlardan ve kendisinden dinlediğim için ne yaptığını anlatayım. Kapıdan çıkar çıkmaz özel kalemdeki arkadaşlarla helalleşmeye başlamış. Rastladığı herkesle helalleşiyormuş. Eve gidince kavgalı hanımına, (Hatun gel demiş, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık yapamadım, istediğini alamadım, hakkına riayet edemedim, ne olur beni affet, bana hakkını helal et) demiş. Tabii bunu ağlamaklı diyor, gerçekten diyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hanımı bakmış, Allah Allah, bu adama ne oldu da böyle şeyler yapıyor, acımış ona, bey demiş, sen hakkını helal et, ben hep edepsizlik yaptım, seni çok üzdüm demiş. Başlamışlar ağlamaya, sarılıp ağlaşmışlar. Sonra adam, kavgalı olduğu kayınpederlerine gitmiş. Aynı şekilde onlardan ağlamaklı olarak özür dilemiş, size iyi evlatlık yapamadım, hizmet edemedim, ne olur beni affedin, hakkınızı helal edin demiş. Onlar da şaşırmışlar, yavrum demişler, sen hakkını helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi hoş göremedik, sizin aranızı çok zaman biz bozduk. Sen bizi affet, hakkını helal et diyerek ağlaşmışlar. Sonra hanımı da bunun kavgalı olduğu annesine babasına gitmiş. Aynı şekilde o da onlardan özür dilemiş, size iyi gelinlik yapamadım, çok edepsizlik ettim, sizi çok üzdüm demiş, helallik istemiş. Onlar da aynı şekilde mahcup olup, asıl sen bizi affet hakkını helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi çok üzdük demişler, sarılıp ağlaşmışlar. Evde ise her gün sanki Cennet hayatı yaşıyorlar. Karı koca birbirlerine hizmet ediyor, terlik vesaire getiriyorlarmış. Bir dedikleri iki olmuyormuş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ama arkadaş, benim sözümü hiç söylememiş. Bir ayın dolması için günleri sayıyormuş. Günler yaklaştıkça bunun iyiliği artıyormuş, geceleri ibadeti artıyormuş. Bunun iyiliği artınca hanımının da ve ailelerin de iyiliği artıyormuş. Derken bir ay dolmuş. Ha bugün öleceğim derken, nedense ölmemiş. Kesin bir ay denmedi, bir ay kadar dendi, belki birkaç gün daha var diye düşünmüş. Birkaç gün daha beklemiş, yine ölmemiş. Sonra yanıma geldi, odadan içeri girince, (Efendim ben ölmedim) dedi. Ne ölmesi dedim. Efendim siz bana demiştiniz ki bir ay kadar ömrün kaldı, o bir ay doldu ama ben ölmedim. Kardeşim, ben senin ne zaman öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir gün elbette öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez. Şu andaki hayatından memnun musun dedim. Evet hiç tartışmamız olmuyor dedi. Haydi böyle devam edin dedim. İki çocukları oldu, gül gibi geçinip gidiyorlar. Bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor, unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Çeşitli sual ve cevaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Hanımdan ayrılınca da mehrini vermek gerekir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hanımından ayrılan erkeğin, hanımının mehrini vermesi gerekir. Mehr kul hakkıdır. Peygamber efendimiz, günahları, haramları sayarken buyuruyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Hevesi geçince hanımını bırakıp mehrini vermemek. Çalıştırdığı işçiye ücretini vermemek. Zararsız hayvanı sebepsiz öldürmek.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Hakim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Erkek hanımını ahlaksızlığı sebebiyle de boşasa, yine mehrini verir. Çocuk erkeğe verilmişse, kadına ayrıca nafaka verilmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evleneli yedi sene oldu. Kocamla beraber olamadık. Yani kusur kocamdadır. Artık ayrılmaya karar verdim. Dinen ayrılmak istemem günah olur mu? Kocam ayrılmamı istemiyor, ayrılmak istiyorum dediğim zaman ağlıyor. Doktora da gitmiyor. Psikolojik bir rahatsızlığı var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Seadet-i Ebediyye�de diyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Kendinde engel bulunmayan kadın, zevcinin innin yani hadım, iktidarsız olduğunu anlarsa, nikahın feshi için, çok zaman sonra bile, dava açabilir. Erkek inkâr ederse, kadı yani hakim bir ebeye muayene ettirir. Zevceyi bakire bulursa, bir yıl sonra tekrar muayene ettirir. Yine bakire bulunursa aralarını tefrik eder [ayırır]. Tam mehrini verir ve kadının da iddet beklemesi lazım olur. Bir kere cima yapınca kadının dava açma hakkı kalmaz ise de, birden fazlasını terk etmesi günah olur. İnnin, ihtiyarlık, tenasül hastalığı veya büyü sebebi ile cima yapamayandır.)&lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Beyimin borcu var. Ben de bu borcumuzu daha çabuk ödeyip, sıkıntıdan kurtulmak için gayrimüslim hanımların yanında çalışıyorum. Uygun mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bayan çalışmaya mecbur değildir. Kendi arzunuzla erkeklerin olmadığı bir yer varsa, yani günah işlemeden çalışma imkanı varsa çalışabilirsiniz. Beyinizin borcu sizi ilgilendirmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Kocam zengin. Ne kendi güzel giyiniyor, ne de bize alıyor. Doğru mu yapıyor?&lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Zengin bir kimsenin, durumuna uygun giymemesi ve ev halkına da aynı şeyi yapması doğru değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Allahü teâlâ, sana bir mal verdiği zaman, bu nimet ve ikramın eseri, senin üzerinde görülsün.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Ebu Davud]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Allahü teâlâ, birinize mal ihsan ettiğinde, ikrama, önce kendisinden ve ev halkından başlasın!)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; [Müslim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Erkeğin hanımına nafakayı temlik etmesi, eline vermesi farz olduğuna göre, hanım "Ben nafaka istemem. Sana helal ettim" dese sahih olur mu? Yoksa nafakayı aldıktan sonra mı hediye etmesi gerekir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Nafakayı almadan hediye etmesi sahih olur. Bir kimse, birinde olan alacağını, hakkını ona hediye edebilir. &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;(Redd-ül Muhtar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Beyim beni, Avustralya�ya götürmek istiyor. Burada çok tanıdıklarımız var. Durumumuz da iyidir. Ben de tanımadığım gayrimüslim ülkeye beni götürme diye itiraz ediyorum. Yakınlarım beyine itiraz etmek günahtır diyorlar. Burada itiraz hakkım yok mu, yani götürme beni demem günah mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bu konuda itiraz etmeniz günah olmaz. &lt;/span&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hindiyye&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;'de (Zamanımızda, erkek, hanımı istemezse, onu başka memlekete götüremez) diyor. Bu bakımdan bir zaruret yoksa götürmemeli, huzursuzluğa sebep olmamalıdır. Orada rahat edecekseniz zaten siz de itiraz etmezsiniz. Böyle işlerde anlaşarak karar vermelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt; Hanımı başka memlekete götürmek uygun değil deniyor. Ben hanımımı İstanbul�dan Erzurum�a, Konya�ya götüremez miyim? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Gezdirmeye her yere götürürsünüz elbette. Onu Konya�ya, Erzurum�a yerleştirip kendiniz zaruretsiz İstanbul�da ikamet etmeniz uygun olmaz. Onu kendi ikamet ettiğiniz yerde, akrabalarının ikamet ettiği yerde bulundurmalısınız. Bir de kadın razı olmadıkça, onu memleketindeki akrabalarının yanından alıp başka memlekette ikamete zorlamak da uygun değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Erkek, hanımı razı olmadığı halde, çocuk olmaması için tedbir alabilir mi veya hanımını tedbir almaya zorlayabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hayır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sual: &lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Cehenneme müstahak olan kadın, kocası, babası, kardeşi ve oğlu olmak üzere, dört erkeği de, beraberinde götürecekmiş. Bu dört erkek, bu kadının hangi hallerinden sorumludur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Engel olabildikleri bütün günahlarından sorumludur. Babası, kardeşi daha çocukken ona ehl-i sünnet itikadını öğretmeli, namaz kıldırmalı, tesettüre riayet ettirmeli, haramlardan ve ileride haram işlemesine sebep olacak işlerden, uzak tutmalıdır. Evlenecek çağa gelince de, dinini bilen salih birisiyle evlendirmelidir. Evlendikten sonra kocasının sorumluğu da başlar. Oğlu olur ve çocuğu akıl baliğ olunca, onun sorumluluğu da başlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;                                                 [Buhari]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6922514903903443782-5582120624138484076?l=islamievlilik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://islamievlilik.blogspot.com/feeds/5582120624138484076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlilikte-hanim-hakki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5582120624138484076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6922514903903443782/posts/default/5582120624138484076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamievlilik.blogspot.com/2009/03/evlilikte-hanim-hakki.html' title='Evlilikte Hanim Hakki'/><author><name>GR_BaTTaL</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6922514903903443782.post-2461137131378955057</id><published>2009-03-22T17:23:00.000+02:00</published><updated>2009-03-22T17:27:23.519+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlilikte Koca Hakki'/><title type='text'>Evlilikte Koca Hakki</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:130%;" &gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Koca hakkı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Erkeğin hanımı üstündeki hakkı nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğin de hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber efendimiz aleyhisselam, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımına selam söyle, yarı şehid sevabına kavuştuğunu haber ver!) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Şir�a]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır. Bir hadis-i şerif meali: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[İbni Hibban] &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğini razı eden kadın için korku yoktur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadına ziynet eşyası mubahtır. Ziynet almak için kocasını müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara ziynetlerini göstermemelidir! Böyle olunca ziynetleri Cennete girmelerine mani olmaz. Bir hadis-i şerif meali:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Cennette kadınların az olduğunu gördüm. Sebebini sordum. "Onları altın ve ziynet eşyası meşgul etti" dediler.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[İ. Ahmed]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kıyamette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Şir�a] &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Senden ne gördüm) diyerek küfran-ı nimette bulunmamalıdır! İki hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Eğer kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen Cennete girerdi.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Şir�a]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok lanet ederler ve kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunurlar.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; [Buhari]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve giyme gibi hususlarda kocasını üzmemeli, yapamayacağı şeyi ondan istememelidir! Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızasını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur.)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadın, kocasını üzmemelidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Bir gün Hazret-i Fatıma, ağlayarak babasının huzuruna geldi. Resulullah efendimiz buyurdu ki:&lt;br /&gt;- Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?&lt;br /&gt;- Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.&lt;br /&gt;- Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki daima kocasının rızasını arar, kocası ondan razı olur. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Erkek, hanımından razı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[R. Nasıhin]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Koca hakkına riayet, kadına cihad etmiş gibi sevap kazandırır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibidir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kadın, kocasından izinsiz olarak nafile oruç tutamaz. Eğer tutarsa, aç ve susuz kalmış olur, sevap kazanamaz. Kocasından izinsiz evinden dışarı çıkamaz. Çıkarsa, gökteki melekler, geri evine dönünceye kadar ona lanet eder.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Bir erkek, ihtiyacı için hanımını çağırsa, kadın tandır başında olsa da, hemen ihtiyacına cevap versin!)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; [Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kocası çağırdığı halde yatağa gelmeyen kadına melekler sabaha kadar lanet eder.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Buhari]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(İzinsiz evden çıkan kadına, kocası razı oluncaya kadar, güneşin ve ayın doğduğu her şey lanet eder.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; [Deylemi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kadın, kocasından izinsiz &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[ana, baba, kardeşleri dahil] &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;hiç kimseyi evine alamaz, nafile namaz kılamaz.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kadınlarınızı süslü giyinmekten men ediniz! Beni İsrail kadınları süslü giyinip camiye gururlanarak yürüdükleri için lanetlenmişlerdir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[İbni Mace]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Kadının namazları kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez. Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karı koca iyi geçinip, birbirlerinin rızalarını almaya çalışmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Beyimden habersiz, mevlit için, vaaz dinlemek için, namaz kılmak için camiye, komşuların evlerine gitmem doğru mudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaruri gereken din ilimlerini beyi öğretmeyen kadın, münasip bir kadın hocadan bunları öğrenebilmek için izinsiz gidebilir. Beyiniz izin verse bile, komşularda uygunsuz şeyler konuşulan toplantılara gitmenizi tavsiye etmeyiz. Kadınların camilere de gitmeleri uygun değildir. Birkaç kadının toplanıp uygun bir ilmihal kitabı okumaları çok iyi olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Ben Şafii mezhebindeyim. Eşim Hanefi. Şu an doğum iznimden dolayı bir yıl ücretsiz izinliyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dışarı çıkarken her defasında eşimden izin almak durumunda mıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir defa izin alınır. Yani ben istediğim zaman dışarı çıkabilir miyim dersiniz. Tamam derse her zaman çıkabilirsiniz. Çıkamazsın derse işe de gidemezsiniz. Evde ona ait malları da dilenciye veya misafirlere izinsiz veremezsiniz. Yani misafirinize bir bardak çay veremezsiniz. Ama &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(İstediğin şeyi istediğin yere harcayabilirsin ve istediğin zaman istediğin yere gidersin)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; gibi izin alırsanız, istediğinizi istediğiniz gibi harcarsınız ve istediğiniz yere gidersiniz. İzinsiz yapmamak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Kadın, gittiği yerde, gıybet ediyor, yalan söylüyorsa işlediği günahlar kocasına da yazılır mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bilmezse yazılmaz. Günah işleyeceğini bilerek gönderirse yazılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Mukim bir bayan başka şehirdeki kocasının veya mahrem bir akrabasının yanına mahremsiz gidebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mukim iken gidemez. Seferde ise gidebilir. Mesela kocası ile İstanbul�da oturuyor. Kocası ile Ankara�ya gitmiştir. Sonra kocası İstanbul�a gelmiştir. Kadın bir hafta sonra yanında mahremi olmadan da İstanbul�a kocasının yanına gelebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Kadının cihadı&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Kadının cihadı nasıl olur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Riyad-un Nasıhinde buyuruluyor ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Resulullah efendimiz, ev işlerini Hazret-i Fatıma�ya, dış işlerini Hazret-i Ali�ye vermiş, bu hususta şöyle buyurmuştur:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımının evde oturması için, işlerini gören, ihtiyaçlarını karşılayan, onu yabancı erkeklerin görmesinden koruyan, ümmet-i Muhammedin düşmana esir düşenlerini satın almış, azat etmiş gibi sevaba kavuşur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ya Fatıma, ne mutlu o kadına ki, kocası ondan razı olur. Allahü teâlânın farz kıldığını yapmaktan ve kocasına itaatten sonra kadınlar için, yün eğirmekten, iplik bükmekten üstün iş yoktur. Bir saat yün eğirmek, iplik bükmek veya dokumak, kadınlar için bir yıl ibadet etmekten daha sevaptır. Dokudukları her iplik için amel defterlerine bir şehid sevabı yazılır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Beş vakit namazını kılan, malının zekatını veren, Ramazan-ı şerif orucunu tutan, kocasının günah olmayan işlerinde ona itaat eden ve tesettüre uyan kadın, Cennete istediği kapıdan girer.)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; (Karı-koca Hakları bahsi) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peygamber efendimiz, kendi kızına ve diğer kadınlara şehid sevabı kazanmak için ev işleri ile meşgul olmalarını emretmektedir. Başka bir hadis-i şerifte de, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;buyuruldu. (Şir�a)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Geçimsiz kocanın hakkı&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Huysuz bir kocaya da dinin emrettiği şekilde mi davranmalıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zalime de, mazluma da dinin emrettiği şekilde hareket edilir. İyilik eden, hanımını üzmeyen kocanın nesine sabredilir? Kadın huysuz olursa, kocası sabreder, kocası huysuz olursa hanımı sabreder. Bu imtihanda sabreden çok sevap alır. Kötülük eden, kendine eder. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mazlumların, sabredenlerin yardımcısı Allah�tır. Allahü teâlâ, kimsenin hakkını kimsede koymaz. Sabredenlere sayısız mükafat verir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karı-koca birbirinin kötü huylarına sabretmelidir! Hadis-i şerifte, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hazret-i Asiye gibi sevaba kavuşur)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; buyuruldu. (İ.Gazali) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kur'an-ı kerimde de, Allahü teâlânın sabredenlerle beraber olacağı ve sabredenlerin mükafatlarının hesapsız verileceği bildirilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Enfal 46, Zümer 10)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İyi insan, yalnız başkalarına kötülük etmeyen kimse demek değildir. Başkalarından gelen kötülüklere de güzel sabreden kimsedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Kocanın dine aykırı emirlerine uyulur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hiçbir koca, hanımına dine aykırı emir veremez. (İçki içeceksin, namaz kılmayacaksın, açık gezeceksin) diyemez. Derse, yapılmaz. Peygamber efendimiz, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Halıka isyan olan işte, kula itaat edilmez)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; buyuruyor. &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Hakim)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ana-baba da dese, âmir de dese, yapılmaz. Fakat yine de güzellikle yapmamaya çalışmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğin hakkı çoktur&lt;br /&gt;Sual:&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Kadınların haklarından bahsettiniz. Erkeklerin hakkı yok mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;CEVAP&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Erkeğin hanımı üzerinde hakkı daha çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kadının cihadı, kocasıyla iyi geçinmektir.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Tirmizi]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kocasının yatağından kaçan kadına, melekler sabaha kadar lanet eder.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Buhari]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kadının üzerinde en büyük hak sahibi kocasıdır, erkeğin de anasıdır.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Hâkim]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Kadın, kocasının hakkını ödemedikçe, Allahü teâlânın hakkını ödemiş olmaz.) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Taberani]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber efendimiz, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;(Hanımına selam söyle, yarı şehid sevabına kavuştuğunu haber ver!) &lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[Şir�a]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Günümüzün çalışma şartları ağır, para kazanma çok zordur. İş ahlakı, güzel ahlak, yok gibidir. Erkek çoğu zaman bu şartlar karşısında bunalır, çok sıkıntı çeker. Evine, pestil olmuş şekilde gelir. Yorgundur, sinir sistemi bozuktur. Bunu düzeltmek, sıkıntılarını unutturmak, onu neşelendirmek, ona destek olmak, yardımcı olmak kadına düşer. Bu halde eve gelen koca, haklı olarak hanımından en azından tatlı dil, güler yüz ve ilgi bekler. Bunu da göremezse dengesi iyice bozulur. Sözleri ve hareketleri normal olmaz. Hanıma düşen vazife, bu sayılanları yapamıyorsa hiç olmazsa susup, onu daha fazla üzmemelidir. (Evinde huzuru olmayan, zindandadır) buyuruluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu kadar sıkıntıda olandan her türlü dengesizlik beklenir. Kadın, bardağı taşıran son damla olmamalı. Aksine, hemen devreye girmeli, onu hoş görmeli, idare etmeli, teselli etmeli. Onun evde olduğu zamanlar ev işiyle meşgul olmayıp, onu neşelendirmeli. O olmadığı zamanlar işini gücünü yapmalı. Kadınlara tavsiyemiz hep şu oluyor: Dışarısı ateş, ahlak namus yok gibidir, kocanıza sahip çıkın, güzel ahlakla, tatlı dille, güzel yemeklerle, evinizin temizliği intizamıyla veya hoşlandığı neyse, o usulle kocanızı evinize bağlayın. O, eve adımını atmak için can atsın. (Yuvayı dişi kuş yapar) derler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Şeytanlar kâfirlerle değil, Müslümanlarla uğraşıyor) buyuruluyor. Nefsimiz keza, kuduruyor. Neye kuduruyor, tesettüre, namaza niyaza, doğru itikada kudurup duruyor. Şeytan adamlarını sabah salarmış, gece rapor alırmış. Birisi, namazını bozdurdum dermiş, birisi orucunu bozdurdum dermiş, dermiş. Diğeri haram yedirdim dermiş, hepsine tamam dermiş. Bir başkası da, karı ile kocanın arasını bozdum dermiş. Şeytan çok sevinir, aferin der, onu alnından öpermiş, en büyük işi başardın, bu olunca hepsi zamanla bozulur dermiş. Onun için hep tetikte olmalı, şeytana nefse bu fırsatı vermemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İslami
